7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2014/6540 E. , 2014/10400 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 26/11/2013
Numarası : 2011/327-2013/270
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı, davalı işyerinden emekli olmak suretiyle ayrıldığını bildirerek çalıştığı dönemde kendisine ödenmeyen TİS'den kaynaklı alacakları ile eksik ödenen kıdem tazminatı farkının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacıya tüm alacaklarının ödendiğini, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının belediye kayıtlarına göre ödenmediği belirlenen tüm alacaklar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı alacaklarının zamanaşımına uğraşıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.
Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesine göre iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı vekili bilirkişi raporunu tebliği üzerine, süresi içinde davasını ıslah etmiş ve davalı vekilince ıslah dilekçesinin kendisine tebliği üzerine duruşmada zamanaşımı savunmasında bulunmuş, ancak mahkemece bu itiraz değerlendirilmeksizin ilk bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir.
Her ne kadar, dava yeni usul yasasının yürürlük tarihinden sonra açılmış ise de, davacı vekili açıkça davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını bildirmediğinden kısmi dava olarak açıldığının kabul edilmesi zorunludur. Kısmi davalarda ise, zamanaşımı, dava ve ıslah tarihine göre ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu nedenle mahkemece, davalının süresi içinde yaptığı ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı savunması değerlendirilmeden karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
3.Davalı vekili duruşmalarda ısrarla işçi maaşlarının ödendiği TEB (Türk Ekonomi Bankasından) maaş ödemelerini gösterir banka hesap ekstrelerinin getirtilmesini talep etmesine rağmen belgeler getirtilmeden, davalı Belediye tarafından yapılan ödemeler tam olarak tespit edilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olmasıda bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.