Esas No
E. 2014/691
Karar No
K. 2014/12448
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2014/691 E.  ,  2014/12448 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi : Trabzon 1. İş Mahkemesi

Tarihi : 16/12/2013

Numarası : 2012/659-2013/950

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarınını reddine.

2.Davacı işyerinde motor ustası olarak çalıştığını, sözleşmenin işveren tarafından "bundan sonra işe gelme" denilerek haksız olarak sonlandırıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davalı tarafından ıslah dilekçesine karşı yapılan zamanaşımı itirazının değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve fazla mesai alacağı hususu ihtilafıdır. Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları dedil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığını ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdanda anlaşılacağı üzere zamanaşımı alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. Maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447. Maddesiyle sözlü yargılama usulü kaldırılmış aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.

Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlükte olduğu dönemde 319'uncu maddi hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından zamanaşımı def'i cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01/10/2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zaman aşımı def'inin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.

Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı def'i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden sonraki uygulamada 317/2 ve 319'uncu maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine 2 haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı def'inde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemiş ise ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 141/2 Maddesi uyarınca zamanaşımı def'i davacının açık muvafakati ile yapılabilir. 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def'ine davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı def'i geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def'inin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkca muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01/10/2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def'ine davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def'i dikkate alınmaz.

Somut olayda, davacı davasını 08/11/2013 tarihinde ıslah etmiştir. Islah dilekçesi 19/11/2013 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiştir.

Davalı taraf tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde 27/11/2013 tarihinde ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Ancak bu hususta mahkemece olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken, davacının ıslah dilekçesine karşı süresinde yapılan zamanaşımı itirazını değerlendirmek ve gerekirse bu konuda bilirkişiden ek rapor almak suretiyle zamanaşımına uğrayan alacakları tespit ettirip çıkacak sonuca göre hüküm kurmaktır. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Mahkemece davalı işyerinde motor ustası olarak çalışan davacının haftada 6 gün 08.00-19.00 arası çalışarak haftada 15 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiş ve hesaplamanın tanık beyanlarına göre yapılması nedeniyle hakkaniyet indirimi uygulanmıştır. Bu hesaplama yapılırken tanık beyanlarına itibar edilmiş ve hesaplama davacının işten çıktığı tarih olan 31/08/2012 tarihine kadar yapılmıştır. Ancak davacı tanıkları çalışma dönemi olarak 2007 yılına kadar olan dönemi bilmekte bu yıldan sonrasına ilişkin bilgileri bulunmamaktadır. Bu nedenle fazla mesai alacağı hesaplanırken davacı tanıklarının bilgisi olmayan 2007 yılı ve sonrası için hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken davacı tanıklarının görgüye dayalı olarak bildiği çalışma dönemi olan 2007 yılına kadar fazla mesai alacağını hesaplayıp hüküm altına almaktır. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASI, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 05/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.