10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2022/14387 E. , 2023/10322 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durmasına ilişkin karara yönelik itirazın "reddi" KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2021/1286 Değişik iş sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan "kamu davasının durmasına" ilişkin Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2021 tarihli ve 2021/48 Esas, 2021/5 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.08.2022 tarihli ve 2022/4251 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2022 tarihli ve KYB-112979 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2022 tarihli ve KYB-112979 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2021 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin tebligat parçasının dosya kapsamında bulunmadığı ve çağrı yazılarının usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle durma kararı verilmiş ise de, Çayeli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.09.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın 12.09.2019 tarihinde şüpheliye bizzat elden tebliğ edildiği, şüpheliye tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı için belirlenen sürede başvuru yapması gerektiğine dair yazının adresten taşınmış olması sebebiyle 17.01.2020 tarihinde iade gelmesi üzerine, mernis adresine 17.02.2020 ve 17.03.2020 tarihlerinde de usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen başvuruda bulunmadığının anlaşılması karşısında, yükümlülüklere uymamakta ısrar eden sanık hakkında mahkemesince yargılamaya devamla esasa ilişkin karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 15.03.2019 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Çayeli Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2019 tarihli ve 2019/826 Soruşturma, 2019/17 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, merci ve itiraz süresinin usulüne uygun şekilde gösterildiği, kararın 12.09.2019 tarihinde kalemde bizzat elden tebliğ edildiği, tedbirin infazı için 07.11.2019 tarihinde Rize Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Çayeli Cumhuriyet Başsavcılığının 04.01.2021 tarihli ve 2020/1102 Soruşturma, 2021/1 Esas, 2021/1 sayılı iddianamesi ile Çayeli Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2021 tarihli ve 2021/48 Esas, 2021/5 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın tebliğine dair tebligat parçasının dosya kapsamında bulunmadığı ve çağrı yazılarının usulsüz tebliğ edildiği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının durma kararına itiraz ettiği,
D. İtirazı inceleyen merci Rize Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.10.2021 tarihli ve 2021/1286 Değişik iş sayılı kararı ile durma kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır.
E. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile, gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23 üncü maddelerinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, İncelenen dosyada; Her ne kadar kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar, 12.09.2019 tarihinde kalemde bizzat elden tebliğ edilmiş ve bu tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşılmış ise de;
Rize Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 07.11.2019 tarihli ve 2019/850 DS sayılı çağrı yazısının şüphelinin emniyet ifadesinde beyan ettiği "Yenipazar Mahallesi, İshakoğlu Caddesi, Keçeli Sokak, Keçeli Apartmanı, Kat:3, Daire:9 Çayeli/Rize" adresine değil "Yenipazar Mahallesi, İzzet Akçal Caddesi, Bina No:5/B Çayeli/Rize" adresine tebliğe çıkarıldığı, adreste oturup oturmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle bilatebliğ iade edilmesi üzerine MERNİS adresi İstanbul olduğundan yetkisizlikle 30.12.2019 tarihinde İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 31.12.2019 tarihli ve 2019/9238 DS sayılı çağrı yazısının aynı zamanda MERNİS adresi olan "Çakmak Mahallesi, Sefir Sokak No:12/1 Ümraniye/İstanbul" adresine MERNİS şerhi düşülmeden tebliğe çıkarıldığı, adresten taşındığından bahisle bilatebliğ iade edilmesi üzerine bu kez MERNİS şerhi düşülerek aynı adrese tebligat çıkarıldığı, 17.02.2020 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 05.03.2020 tarihli uyarılı çağrı yazısının doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 17.03.2020 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle ısrar uyarısını içeren 03.06.2020 tarihli çağrı yazısının yine doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 12.06.2020 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 06.08.2020 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verildiği, bu durumda şüphelinin bilinen adresi olan "Yenipazar Mahallesi, İshakoğlu Caddesi, Keçeli Sokak, Keçeli Apartmanı, Kat:3, Daire:9 Çayeli/Rize" adresine hiç tebligat çıkarılmadığı gibi, İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan ikinci ve üçüncü tebligatların da doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu, bu nedenle kovuşturma şartı olan "yükümlülüklerine ve tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" koşulu gerçekleşmediğinden Çayeli Asliye Ceza Mahkemesinin "kamu davasının durmasına" ilişkin kararı ve bu karara yönelik "itirazın reddine" dair mercii Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2021/1286 Değişik iş sayılı kararının Kanun'a uygun olduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.11.2023 tarihinde karar verildi.