12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2013/20714 E. , 2013/26725 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, Hakkı olmayan yere tecavüz
Hüküm : 1-2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK'nın 62, 51, 52/2, 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet
2.5237 sayılı TCK'nın 154/2-1, 62, 50/1-a, 52 maddeleriuyarınca mahkumiyet 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve hakkı olmayan yere tecavüz etme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükme esas alınan inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor karşısında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu açısından, suç tarihinin “2005 yılı ve öncesi” olduğu gözetilmeksizin gerekçeli karar başlığında “2003 yılı” şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanığın, Trabzon İli, Çaykara İlçesi, Şekersu Köyü, Büyükyayla Mevkiinde bulunan, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 04/12/1998 tarih ve 3332 sayılı kararı ile belirlenen 3. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde ve aynı zamanda mera alanında yer alan dava konusu yere iki katlı betonarme ev ile tek katlı betonarme garaj yapıldığının ve yapıların keşif tarihinde halen mevcudiyetlerini koruduklarının belirlendiği, inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 01/11/2007 tarihli rapor ile dava konusu iki katlı yapının 1998 yılından önce yapıldığının, tek katlı garajın ise 2003-2005 yılları arasında inşa edildiğinin belirlendiği, sanığın aşamalarda alınan savunmasında, iki katlı evi 1995 yılında, tek katlı garaj olarak kullanılan yapıyı ise 2003 yılında inşa ettiğini beyan ettiği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanığında aynı doğrultuda anlatımda bulundukları anlaşılmakla,
1.Hakkı olmayan yere tecavüz suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Keşif tarihinde mera alanına vaki tecavüzün devam ettiğinin belirlenmesi karşısında; temadi eden hakkı olmayan yere tecavüz suçu yönünden sanık haklarında iddianame ile dava açıldığı tarihte hukuki kesintinin oluştuğu, suç tarihinin iddianamenin düzenlendiği “16/05/2007” tarihi olduğu, belirlenen suç tarihi ile inceleme tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine varıldığından tebliğnamede hakkı olmayan yere tecavüz suçu yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama aşamasında mahkemece icra edilen keşif ve keşfe katılan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar ile sanık tarafından öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunan mera arazisinin bir kısmını izinsiz olarak işgal edildiğinin ve tecavüzün devam ettiğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olması karşısında;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, sanığın suç kastının bulunmadığına, hakkında fazla ceza tayin edildiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2.2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince; Dava konusu yere sanık tarafından en son 2005 yılı ve öncesinde tek katlı, betonarme yapı inşa edildiğinin belirlenmesi karşısında, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında lehe olan 765 sayılı TCK'nın 102/4, 104/2 maddesinde öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla,
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2 maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK'nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 2005 yılından itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 25/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.