7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2014/5793 E. , 2014/12825 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Şarkikaraağaç Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 06/02/2014
Numarası : 2012/163-2014/29
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekili, davacının davalı dershanede İngilizce Öğretmeni olarak aylık net 2000,00 TL ücret karşılığı çalıştığını, çalışma süresine göre 24.000,00 TL işçilik ücreti hak etmesine karşın kendisine 4.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek bakiye işçilik ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalı dershanenin ortağı olduğunu ve aynı zamanada ingilizce öğretmeni olarak derslere girdiğini, ders saatine göre ücret aldığını, kendisine ücret ödemeleri yapılmasına karşın bordroları imzalamadığını, davacıya ödenmemiş ücret kalmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan kanıtlara dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 4857 sayılı Yasanın 32. maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir
Yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında; işçilik ücretlerinin ödendiğini ispat külfeti işveren üzerindedir.İşveren işçisine işçilik ücretlerini ödediğini imzalı ücret bordrosu,banka dekontu vb yazılı delillerle ispat etmek zorundadır. Davalı işveren tarafından davacıya işçilik ücretlerinin ödendiğine dair yazılı belge sunulamamıştır. (Davalı işverence sunulan bordrolar imzasızdır) Şu halde 1. bent kapsamında Dairemizce davalının temyiz itirazları yerinde görülmemekle, davacı iddiasına göre toplam çalışma süresi belirlenmeli ve işverence tüm çalışma süresi bakımından işçilik ücretlerinin ödediğinin ispat edilemediği kabul edilerek değerlendirme yapılmalıdır. Ancak davacı tarafın kabulünde olan ödeme tutarlarının hesaplanan alacak miktarından düşülmesi gerekeceği unutulmamalıdır.Mahkemenin 2012 Mayıs ayı öncesi bakımından ispat külfetinin ters çevrilmesi suretiyle SGK kayıtlarına atıfla davacının iddiasını ispat edemediğine dair gerekçesi yerinde olmadığı gibi, 2012 Mayıs ayı sonrası bakımından da SGK prim ödeme tutarlarının hesap edilen ücret alacağından mahsup edilmesi de hatalı olmuştur.
Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık konusu da işçilik ücretinin miktarı konusundadır. Davacının çalışma süresi takriben 1 yıllık bir dönemi kapsamaktadır.
Davalı tarafça düzenlenen 2012 Mayıs ayına ait davacının 2000,00 TL ücretle çalıştığını gösteren belge ve davacı tanığının davacının akdin başından beri 2000,00 TL ücretle çalıştığına dair beyanı karşısında davacı tarafça tüm çalışma dönemi bakımından ücretinin 2000,00 TL olduğu hususunun ispat ettiği kabul edilmelidir.Tüm bu tespitler karşısında 2012 Mayıs ayı öncesi ücret miktarının ispat edilemediğine dair Mahkeme gerekçesi de isabetsizdir.