7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2014/2719 E. , 2014/10872 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Adana 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 10/12/2013
Numarası : 2012/165-2013/894
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı mikser şoförü olarak davalıya ait hazır beton işletmesi işyerinde 2007 yılından 9.8.2010 tarihine kadar çalıştığını, iş şartlarının ağır olması ve bazı alacaklarının ödenmemesi üzerine iş akdini feshettiğini, aylık ücretinin (net) 1200,00 TL olup resmiyette gösterilen bankadan, kalanın elden ödendiğini bildirerek kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinden oluşan alacaklarının ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının 19.10.2007 tarihinde işe girdiğini, 22.5.2010 tarihinde istifa dilekçesi vererek işten kendi isteği ile ayrıldığını, herhangi bir alacağı olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davacının davalı işyerinde 19.10.2007 tarihinde çalışmaya başladığı, iş akdinin işveren tarafından davacının işyerinde başka bir işçi ile kavga etmesi nedeniyle 9.8.2010 tarihinde haklı nedenle feshedildiği, davacının çalışmalarına karşılık yıllık izin, hafta tatili, genel tatil ve fazla mesai ücret alacaklarının olduğunu gerekçesiyle kıdem tazminatı isteminin reddine, yıllık izin, hafta tatili, genel tatil ve fazla mesai ücret alacağı istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının 22.5.2010 tarihli istifa dilekçesinden sonra üç ay daha 9.8.2010 tarihine kadar çalışması nedeniyle istifa dilekçesine değer verilmediği belirtilmiştir.
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı aylık net 1.200,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalı ise davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. Davacı tanıklarından ikisi ücret konusunda beyanda bulunmamışlar, kendisinden bir yıl önce işten ayrılan tanık Harun davacının fesih tarihi itibariyle 1.200,00 TL net aylık ücret aldığını belirtmiş; davalı tanıkları ise davacının asgari ücretle çalıştığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi raporunda davacının mikser şoförü olup asgari ücretle çalışmayacağı bu nedenle fesih tarihi itibariyle aylık net 1.200,00 TL ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Mahkemece davacının almış olduğu ücretin belirlenmesi konusunda ilgili meslek odaları, sendikalar ile işçi ve işveren kuruluşlarından mesleki ünvanı ve kıdemi ile çalıştığı süre belirtilmek suretiyle emsal ücret araştırması yapılmaksızın eksik inceleme sonucu karar verilmiştir.
Yapılacak iş, yukarıda belirtilen şekilde emsal ücret araştırması yapmak, davacının ücreti belirlendikten sonra işçilik alacaklarını bu ücrete göre hesaplatıp sonuca göre karar vermektir. Bu yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ; Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.5.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.