23. Hukuk Dairesi
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2019/2243 - 2023/2040 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/05/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/195 Esas-2019/583 Karar
DAVALI
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 16.12.2011 tarihli RES Katkı Payı Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 3.maddesi ile Rüzgar Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Lisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliği'nin 9.maddesi uyarınca hesaplanacak katkı payı tesisin bir yıllık elektrik enerji üretimi üzerinden hesaplanan bir önceki yıla ait toplam RES katkı payı tutarının 15 Ocak günü davalı tarafından müvekkili şirkete de fatura edileceğini, davalı idarenin 01.02.2018 tarih, 6.809.905,23 TL tutarında fatura düzenlediğini ve aynı tarihte müvekkiline tebliğ edildiğini, faturaya yasal süre içerisinde 08.02.2018 tarihinde itiraz edilip aynı tarihli 2.212.857,37 TL tutarında iade faturası düzenlendiğini, davalının iade faturasını TTK'nun 21.maddesinde öngörülen (8) günlük süre içinde itiraz etmediğini ancak davalının 16.02.2018 tarihli yeni bir fatura düzenleyerek ilgi yazı ile müvekkiline tebliğ olunduğunu, ancak müvekkili tarafından bu faturaya da itiraz edilip davalıya iade edildiğini, davalının RES katkı payı hesabının mevzuata aykırı olduğunu, bu nedenle iade faturası düzenlendiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya 2.212.857,37 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya bakma görevinin idare mahkemelerine ait olduğunu, davanın haksız açıldığını, davacının TÜFE hesabının ilk geçici kabul tarihinden başlatılması gerektiği iddiasının yerinde olmadığını, RES katkı payının müvekkili tarafından taraflar arasındaki anlaşmalar, yönetmelik, taahhütname, teklif mektubu formunun birlikte değerlendirilmesi suretiyle hesaplandığını, davacı tarafından müvekkili kuruma sunulan teklif mektubu formunda bütün belgeler ve mevzuatın okunup incelenerek bütün şartların kabul edildiğinin belirtildiğini, bu nedenle katkı payının yönetmelik gereğince teklif yılından itibaren hesaplanmasının zaruret arzettiğini, davanın TÜFE hesabı yıllık bazda yapılması gerekirken kümülatif olarak yapılmasının anlaşma ve yönetmeliğe aykırı olduğu iddiasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesi'nce "Dava, taraflar arasında akdedilen RES Katkı Payı Sözleşmesi uyarınca davalı tarafça düzenlenen faturanın bir kısmından borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup ihtilaf davacının ödemesi gereken RES Katkı Payı'nın ne şekilde hesaplanacağı hususundan kaynaklanmaktadır. Deliller toplanmış, bilirkişi raporu alınmıştır.
Davacı tarafından verilen 12/09/2011 tarihli teklif mektubu; "... ELMALI RES projesinde yıllık üretilecek net elektrik enerjisi için kilowatsaat (kWh) başına 4,24 / Dört Virgül Yirmi Dört Kuruş teklifimiz ile Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (...) tarafından, yıllık net elektrik enerjisi üretimimizin çarpılmasıyla bulunacak toplam RES Katkı Payı tutarını, teklif yılından ödemeye esas üretim yılına kadar TÜİK (TÜrkiye İstatistik Kurumu) tarafından Ocak ayında açıklanan yıllık Tüketici Fiyan Endeksi (TÜFE) oranında güncelleştirerek takip eden yılın Ocak ayı sonuna kadar, tüm tesisin geçici kabulünün yapıldığı tarihten itibaren yirmi yıl süre boyunca ...'a ödemeyi kabul ve taahhüt ederiz. " beyanlarını içermektedir. 22/09/2010 tarih ve 2707 sayılı "Rüzgar Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Lisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliği"nin 9.maddesinde RES Katkı Payının hesaplanması için belirlenen formülün uygulanacağı, buna göre " ...Toplam RES Katkı Payı Tutarı=kr*E*TÜFE, kr=şirket tarafından ...'a kilowatsaat başına ödenmesi taahhüt edilen kuruş, E= Bir önceki yılda gerçekleşen yıllık net elektrik enerjisi üretimi, TÜFE= Türkiye İstatistik Kurumu tarafından Ocak ayında açıklanan yıllık tüketici fiyat endeksi, (2) RES'in yıllık net elektrik enerjisi üretimi üzerinden hesaplanan yıllık toplam RES Katkı Payı tutarı, takip eden yılın 15 Ocak günü saat 17:00 'a kadar ... tarafından ilgili şirkete faturalanır ve o yılın 31 Ocak günü saat 17:00'a kadar gelir kaydedilmek üzere şirket tarafından herhangi bir taksitlendirme yapılmaksızın ...'a ödenir. Hesap edilen tutarın zamanında ödenmemesi halinde 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır.",
Taraflar arasında 16/12/2011 tarihinde akdedilen " RES Katkı Payı Anlaşması"nın 3.maddesinde RES Katkı Payı tutarının ... tarafından hesaplanacağını, yöntemin ise; toplam RES Katkı Payı Tutarı=kr*E*TÜFE olduğu, kr=şirket tarafından ...'a kilowatsaat başına ödenmesi taahhüt edilen kuruş, E= Bir önceki yılda gerçekleşen yıllık net elektrik enerjisi üretimi, TÜFE= Türkiye İstatistik Kurumu tarafından Ocak ayında açıklanan yıllık tüketici fiyat endeksi olarak tanımlandığı anlaşılmıştır.
Dosya bilirkişiye tevdii edilmiş, 16/11/2018 tarihli kök raporda; davacı ile davalı kurum arasındaki hesaplama farkının TÜFE oranının her yıl güncellenerek kullanılıp kullanılmayacağı hususunda olduğu, RES Katkı Payı faturasının imzalanan anlaşma gereğince yönetmelik ekleri olan taahhütname, teklif mektubu formu ile RES Katkı Payı anlaşma hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde davalı ...'ın hesaplama yönteminin uygun olduğunu, davacı şirketin menfi tespit talebinin yerinde olmadığı bildirilmiştir.
Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine alınan 18/03/2019 tarihli ek raporda; Alternatifli hesaplama yapılmış, birinci hesaplama yönteminde yönetmelik ve RES Katkı Payı anlaşmasına istinaden RES Katkı Payı tutarı ikinci alternatif hesaplama yönteminde ise, teklif mektubuna istinaden RES Katkı Payı tutarı hesaplama yöntemine başvurulmuş, ilk hesaplama yöntemi sonucuna göre davacının menfi tespit talebinin yerinde olacağı, ikinci hesaplama yönteminde ise talebinin yerinde olmayacağı mütalaa olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelere göre; davalı idare tarafından Rüzgar Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Başvurulara İlişkin Yönetmelik hükümleri doğrultusunda yapılan yarışma sonucunda davacı şirket tarafından davalıya sunulan 12/09/2011 tarihli teklif mektubu sonrasında 16/12/2011 tarihinde RES Katkı Payı Anlaşması imzalandığı, sözleşmede RES Katkı Payı'nın hesabının teklif mektubundaki hesaplamadan farklı olarak düzenlendiği, RES Katkı Payı'nın hesabı ile ilgili teklif mektubunun sözleşmeye geçirilmeyip farklı bir hesap içerecek şekilde sözleşmenin imzalandığı, tacir olan tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları anlaşma hükümleri ile bağlı oldukları, teklif mektubundaki hesap şeklinin bağlayıcı olamayacağı, RES Katkı Payı ile ilgili faturaların sözleşme hükümlerine göre hesaplanması gerektiği, kaldı ki, yönetmelikteki hesap şeklinin de sözleşme ile aynı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğunu, mahkemece davanın yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, yönetmelik ekinde yer alan RES katkı payı anlaşması, davacının sunduğu teklif mektubu ve yönetmeliğin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının bunları bilerek ve basiretli bir tacir gibi davranarak teklif mektubunu verdiğini, müvekkili tarafından tüm yönetmelik ve ekleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, mahkemece teklif mektubunun gözardı edildiğini ve hesaplamanın sözleşme hükümlerine göre yapılması gerektiği yönündeki mahkeme kabulünün hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yönetmeliğin yok sayıldığını, hesaplamanın teklif mektubu, anlaşmanın 3.maddesi ve yönetmeliğin 9.maddesi ile birlikte değerlendirilerek yapıldığını, davacının teklif mektubunu tüm belgeleri dikkate alarak verdiğini, teklif bedelinin teklif yılından itibaren her yıl TÜFE oranında güncellenerek artırılmasının öngörüldüğünü, TÜFE'nin yıllar içinde yaşanan ekonomik dalgalanmalar karşısında güncellendiğinin açık olduğunu, emsal nitelikteki dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında haklı olduklarının tespit edildiğini, davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIK :
Uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi nedeniyle davalı tarafından yapılan RES katkı payının hesaplanma yönteminin yerinde olup olmadığı, bir başka deyişle davacının davalıya dava değeri tutarında borçlu olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi uyarınca RES Katkı Payı hesaplanması doğrultusunda davacının davalıya 2.212.557,37 TL tutarında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle; Dairemizin benzer bir olayda verdiği 28.01.2019 gün, 2017/1503 Esas, 2019/120 Karar sayılı kararının Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi'nin 03.11.2020 gün, 2019/1215 Esas, 2020/3386 Karar sayılı ilamı ile onandığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/195E., 2019/583K. sayılı dava dosyasında verdiği 30/05/2019 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 151.160,29 TL istinaf harcından peşin alınan 37.790,73 TL'nın mahsubu ile bakiye 113.369,56 TL'nın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3.Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4.HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, 20/12/2023 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 20/12/2023
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)