7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2014/49 E. , 2014/13299 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Alanya İş Mahkemesi
Tarihi : 12/09/2013
Numarası : 2012/224-2013/281
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine.
2.Davacı haksız olarak işine son verildiğini, fazla mesai yaptığını ücretinin ödenmediğini belirterek tazminat ve işçilik alacaklarını istemiştir. Davalı davacının mevsimlik olarak çalışırken kendi isteği ile işten ayrıldığını 2012 turizm sezon açılışında başka işyerinde çalışmaya başladığını, fazla mesai ücretinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık feshin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği ve fazla mesai alacağı hesabının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davacı dava dilekçesinde iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini açıklamıştır. Davacı el yazısı ile yazıp imzalandığı dilekçe ile 2011 sezon sonunda ayrılmak istediğini açıklamıştır. Davacı tanıklarının aynı işyerine karşı davaları vardır. Davalı tanıkları davacının sezon başında başka işyerinde çalımaya başladığını beyan etmişlerdir. SGK. hizmet cetvelinde davacının başka işyerinde işe girdiği gözekmektedir. Açıklanan sebeplerle dosyadaki deliller yeniden değerlendirilerek, işyerinde sezon başlangıcında işçilere yapılan bir çağrı olup olmadığı, işyeri uygulamasının ne şekilde olduğu da belirlenerek, fesih pozisyonunun doğru olarak değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bundan başka fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarına fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki itirazı kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatıldığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarnı da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaıktadır. İş sözleşelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşmayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğne göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işcilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez.(İş Kanunu Md. 69/3) Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamayacağı şekilindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtıy'ca son yıllırda hakkaniyet indirim yapılması gerektiği istikrarlı uuygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indireme gidilmemelidir. Somut olayda, davacı tanıklarının davası olması karşısında, davalı tanık beyanları dikkate alınarak fazla mesai alacağı doğru bir şekilde hesaplanmalıdır. Ayrıca dosyadaki imzalı ücret bordolarının bir kısmında fazla çalışma tahakkuku bulunmasına rağmen tahakkuk olan ayların hesap dışı bırakılmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.