7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2014/6731 E. , 2014/15184 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Antalya 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 02/01/2014
Numarası : 2012/493-2014/3
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı şirketin A..o.. M.. S.. Müdürü olarak aylık net 3.100,53 TL maaş ile çalışmakta iken 16/09/2010 tarihi itibariyle iş akdine son verildiğini bu nedenle müvekkilinin Antalya 2. İş Mahkemesinin 2010/604 Esas sayılı dosyasında işe iade davası açtığını, davanın kabul edildiğini ve Yargıtay’ca onandığını bu karar uyarınca işverene işe başlama ihtarında bulunduklarını ve davalının bu ihtara cevap vererek hangi zamanda hangi pozisyonda hangi ücret ile işe başlayacağını belirtmeden soyut bir şekilde işe davet ihtarı gönderdiğini, davacının buna istinaden davalıya 3 kez değişik tarihlerde faks göndererek hangi pozisyonda hangi ücretle çalışacağını ve boşta kalan 4 aylık sürenin hesap numarasına ne zaman yatırılacağı hususunda bilgi istediğini ancak davalının buna hiç bir şekilde cevap vermediğini ve aynı zamanda da davalı şirket yetkilileri ile görüşme sağlamaya çalıştığını ancak hiç bir yetkili ile görüşemediğini davalı işyerinde 21/07/2003-16/09/2010 tarihleri arasında sürekli ve aralıksız olarak fiilen çalıştığını işe iade kararına rağmen boşta geçen 4 aylık süre de dikkate alındığında çalışma akdinin 16/01/2011 tarihine kadar uzadığını ve son ücretinin 3.100,53 TL olduğunu, işverenin şeklen ve işe iadenin hukuksal sonuçlarını bertaraf etmek amacıyla işe davet yazısı gönderdiğini bunun da dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını Islah edilen fazla çalışma ücreti, UBGT, 4 Aylık Ücret tutarı alacağına ıslah tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi, İhbar tazminatı yıllık İzin ve İşe başlatmama tazminatı için ıslah tarihinden itibaren yasal faizi, kıdem tazminatı için akdin feshi tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının Mağazalar Satış Müdürlüğü görevine getirildiğini, davacının şirkette çalışmakta iken başka bir firmayla iş anlaşması yaptığını yeni anlaştığı şirkette fiilen çalıştığını, davacının iş akdinin bu sebeple feshedildiğini davacının işe iade davasını İşe iade kararına istinaden davacının Mağazalar Satış Müdürü görevi ile işe başlamasının kabul edildiğini ve kendisine noter aracılığıyla ihtar gönderildiğini davacının işe iade talebinin kabul görmesine ve bu durumu bilmesine rağmen işe davacının kabul ihtarını aldıktan sonra işe başlamak için işyerine uğraması ve şahsen başvuruda bulunması gerekirken hiçbir şekilde işyerine uğramadığını davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığını ayrıca davacının yıllık izinlerinin genelde kullandırıldığını kullanmadığı günlerin karşılığının ise maaş bordrosuna yansıtılmak ve banka hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, davacının fazla mesai alacağının da bulunmadığını zira davacının fazla mesai yapmadığını yapmış olduğu bir kısım fazla mesailerin karşılığının da maaş bordrosuna yansıtılmak suretiyle ödendiğini, UBGT ücretlerinin de haksız olduğunu zira davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması olmuş ise de bunların karşılığının kendisine ödendiğini, davacının almış olduğu ücretin iddia edildiği gibi olmadığını ve davacının talep ettiği alacaklarının da zamanaşımına uğradığını bu sebeplerle haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki hukuki ihtilaf davacı tarafından açılan işe iade davası sonunda verilip kesinleşen işe iade kararının infazı aşamasında davalı firma tarafından gönderilen işe başlama tebligatının hukuki geçerlilik kazanıp kazanmayacağı ve buna bağlı olarak dava dilekçesinde istemiş olduğu işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davacının kıdem, ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, UBGT, işe başlatılmama nedeni ile 4 aylık ücret, işe başlatmama tazminatının davalıdan tahsiline kararı verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir neden olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de yasanın bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de dürüstlük kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu nedenle, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemi ile açılan davada hedef işe başlatılma olmalıdır. Davalı işveren fişe iade davası gereği davacıyı işe başlaması için koşulsuz olarak çağrıda bulunmasına rağmen, davacı işçi, haklı bir neden ileri sürmeden bu davete icabet etmemiştir. Davacının bu davranışı, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin feshin geçersizliğine bağlı tazminat ve alacakları almak olduğunu göstermektedir. Ne var ki, salt bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Çünkü İş Hukuku mevzuatımızda işçiye işe başlama ile tazminat isteme arasında bir seçimlik hak tanınmamıştır.
Somut olayda ise; kesinleşen işe iade davasının gereğini yerine getirmesi için davacı işçinin ihtarına 01/10/2012 tarihli noter kanalı ile cevabi bildirimi ile davalının yasal süresi içinde işe başlaması gerektiği bildirilmiş olmasına rağmen davacının fesih pozisyonunda, hangi işe başlayacağı ve ne şekilde çalışacağını zaten biliyor olduğu halde sırf bu hususa açıklık getirmediği gerekçesi ile iyiniyetli olduğu anlaşılan davalı işverenin usulüne uygun şekilde işe başlatmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Ayrıca davacı işçi davalının olumlu cevabına itibar ederek işe başlamayı kabul etmediğine göre davacı sözü edilen davranışı ile dava açma hakkını kötüye kullanmak suretiyle işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. İşe iade davasına konu olan 13/09/2010 tarihli fesih geçerli hale gelmiştir. Bu durum dikkate alınarak varsa feshe bağlı alacaklarının özellikle tarih dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine
03/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.