Esas No
E. 2022/28
Karar No
K. 2023/269
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

...

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/28 Esas
KARAR NO: 2023/269
DAVACI: ... -
VEKİLİ: Av. ... ...
DAVALI: ... - ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/10/2012
KARAR TARİHİ: 11/04/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 07/05/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

1.Davacı vekili ; taraflar arasında ticari ilişkinin olduğunu, davalı şirketin müvekkil şirketten mallar satın aldığını, satılan malların faturalarının kesildiğini, faturada kesilen tüm ürünlerin davalıya teslim edildiğini, taraflar arasındaki mevcut ticari ilişkinin faturalarla sabit olduğunu, davalıya fatura edilen ve davalı tarafından ödenmeyen faturaların bedelinin tahsili için ... esas sayılı takip başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

2.Davalı vekili,davacının yaptığı işler ile ilgili olarak verdiği faturaların doğru olduğunu ve müvekkil tarafından alındığını, münderecatı birim fiyat ve malzeme fazlalığı nedeni ile iade faturası kesilen ve kabul edilmeyen fatular haricindeki malzemenin alındığını, bu satışlar karşılığında müvekkili tarafından keşide edilen bonolar verildiğini, ayrıca bir kısım müşteri çeklerinin davacıya verildiğini, bu senetlerin müvekkili tarafından ödenerek evrak asıllarının alındığını, müvekkilinin keşide ettiği ve davacıya verdiği bonoların bankadan protesto edilerek ve akabinde alacaklısına ödendiğini, bu alacaklara karşı bir kısım müşteri çekleri verildiğini, bu çeklerinin ödendiğini, taraflar arasında ticari ilişki nedeni ile davacının davalı müvekkile mal satması karşılığı düzenlendiği faturaların tutarı karşılığı senet ve diğer şekilde yapılan ödemeler ile ödendiğini, davacı tarafça fatura tanzimi sırasında birim fiyatının yanlış yazıldığını, dava takip dayanağı faturalar da mevcut malzelerin birim fiyatları piyasa rayiç fiyatlarından fazla yazılmış ve teslim edilmeyen mallardan dolayı fatura tanzim edildiğini, bu malzemelerle ilgili olarak davacı tarafa iade fatura kesilerek kabul edilmediğinin davacı tarafa bildirildiğini belirterek davacı tarafın usul ve yasaya aykırı açtığı davanın reddine, haksız ve kötü niyetle yapılan icra takibi nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

3.Dava, taraflar arasında tanzim edilen satım sözleşmesine istinaden davacı tarafından davalıya satılarak teslim edilen malların bedellerinin ödenmediği iddiasıyla faturaya dayalı olarak davalı aleyhine yapılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.

4.Mahkememizce verilen davanın kısmen kabulüne dair 2014/1180 Esas, 2018603 K. sayılı karar, taraf vekillerince istinaf edilmiş, ... tarihli ilamı ile “...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89.maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir.

Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. Takip talebinde bulunan alacaklı yapmış olduğu takibin içeriğini ve alacağın kaynağını usulüne uygun olarak belirtmelidir. Başka bir deyişle alacaklı yapmış olduğu takip talebini kontrol yükümlülüğü altındadır.

İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde kanıt yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonucunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar da göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Kısmî ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nin 101. maddesi gereğince, birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir; borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK’nin 102. maddesi gereğince de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.

Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı alacaklının takip talebinde; 19 adet faturaya dayalı, toplam 183.686,89TL olmak üzere alacaklı olduğunu belirttiği, asıl alacağa işleyecek reeskont iskonto faizi, icra masrafları ve vekâlet ücreti ile birlikte (tahsilde tekerrür olmamak üzere) tahsili (TBK 100. maddesi gereğince kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubu) talebidir” beyanının yanında borcun kaynağı kısmında faturaların dökümünün sunulduğu anlaşılmaktadır. Tarafların arasında mal alım satım ilişkisi bulunduğu, sözleşme gereğince taraflar arasındaki ilişkinin açık hesapta takip edildiği dosya kapsamı ile sabittir.

Davalı taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmemiş, malların alındığı kabul edilerek ticari ilişki kapsamında davacıya verilen müşteri çek ve bonoları ile ödeme yapıldığı ayrıca birim fiyatı fazla kesilen mallar içinde iade faturası keserek alacak borç ilişkisinin kalmadığını savunmuştur.

Buna rağmen mahkemece, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğu hususu dikkate alınmadan taraflar arasındaki tüm açık hesap ilişkisi gözetilerek karar verilmiştir. Oysa itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespit edilmesi bu davada mümkün değildir. Davacının icra takibine dayanak belge dışında açık hesap ilişkisinden kaynaklanan başka alacakları varsa onlar için ayrıca icra takibi yapması veya alacak davası açması gerekecektir.

Mahkemece yapılacak iş, takip tarihinden önce davacı tarafından düzenlenen faturalar nedeniyle oluşan muaccel alacağın tespiti daha sonra davalı tarafından takip tarihinden önce yapılan ödeme tutarının tespiti, yapılan ödemeler ile takip öncesi diğer faturaların ödenmesinden sonra geriye fazla ödeme kalırsa o ödemenin de takip konusu faturaya yapılmış sayılması suretiyle ortaya çıkacak duruma göre karar vermekten ibarettir. Ancak mahkemece bu husus denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile saptanacaktır.

Taraflar arasındaki alacağın hangi faturalardan kaynaklandığı ise mahkemece alınan bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır.

Davalı tarafça ibraz edilen ödeme belgelerinde de hangi fatura nedeniyle ödemede bulunulduğuna dair herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, ödemelerin yapıldığı tarih itibariyle henüz başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı, bu nedenle ödemelerin vadesi ilk önce gelmiş borç için yapılmış sayılacağı, birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsubun orantılı olarak yapılması gerektiği, gözetilmek suretiyle, taraf defterlerinin bilirkişilere inceletilerek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi hükme esas alınan son ek bilirkişi raporunda da bilirkişi heyeti teşekkül edemediği, bilirkişilerden birinin noterlik mesleğine geçişi nedeniyle rapora imza dahi koymadığı gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç olarak mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiş ise de, varılan sonuç esasa etkili nitelikteki delillerin toplanmaksızın ve değerlendirilmeksizin karar verilmesi nedeni ile doğru görülmemiştir.

Mahkemece açıklanan yönlerden delil toplanmamış, ayrıca toplanan deliller de açıklanan yönlerden karar yerinde tartışılmamıştır. 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-6. maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri uyuşmazlığın çözümünde etkili delillerin toplanmadan veya gösterilen deliller değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır.

Davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin” toplanmaması ile anlaşılması gerekenin hakimin belirli bir yargıya vararak karar vermesinde etkili/esaslı nitelikteki deliller sözedilmekte olup bu özellikte delillerin toplanmaması tahkikatın büyük ölçüde yeniden yapılmasını gerektirir nitelikte ise HMK’nin 353/I-a-6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira somut olayda olduğu gibi davalının sorumlu olup olmadığının belirlenmesi için yukarıda açıklanan yönlerden tahkikat yapılması zorunlu olup anılan araştırma ile delil toplanmaması ve bu delillerin değerlendirilmemiş olması halinde yargı sistemimiz bakımından benimsenmiş olan dar istinaf sisteminden uzaklaşılarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiş olan konularda ilk defa istinaf mahkemesince bir delile ilişkin olarak tartışma yapılarak yargıya varılacaktır ki bu da iki dereceli yargılama olan istinaf yargı sistemi ile bağdaşmayacaktır.

Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan delillerin toplanmaması ve bu delillere ilişkin her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir..,” gerekçelerine yer verilmek suretiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır.

5.Kaldırma kararında belirtilen hususların karşılanması için bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve kaldırıma kararında işaret olunan tüm ilke ve hususlar dikkate alınarak taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin ve ödemelerin tespiti istenmiştir.

6.17/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda kaldırma kararında belirtildiği üzere, yalnızca icra takibine konu edilen faturalar esas alınarak davacı defterinde yer alan faturalar ( açık cari hesap da dikkate alınarak ) incelemeye konu edildiği, bu sebeple, itirazın iptali davasına konu edilmeyen 697401 NL 13/05/2011 TRH AN-KON FTR nolu 47.200,00 TL meblağlı faturanın incelemede dikkate alınmadığı, 188.782,91-TL ( icra takibine konu faturalar toplamı ) - 47.200,00 TL ( takibe konu olmayan fatura ) - 141.582,91 TL üzerinden değerlendirme yapıldığı, Davacının defter incelemesi sonucunda 1 adet faturadan 6.320,97 TL nin ödendiği, daha sonra kesilen 9 adet faturanın ödenmediği bunun sonucunda davacının 141.582,91 TL alacaklı olduğu , Davalının defterlerinin sunulmadığından incelenemediği tespitlerine yer verilmiştir.

7.Somut olayla ilgili olarak;Alacaklı vekili tarafından, borçlu davalı aleyhine 21/10/2011 Tarihinde, ilamsız icra takibi başlatıldığı, “fatura alacaklarına” dayanarak 183.686,89 TL asıl alacağın, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi, icra harç masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiği, davalının itirazı üzerine eldeki davanın 183.636,89 TL üzerinden açıldığı anlaşılmaktadır.

8.Takip tarihinden önce davacı tarafından düzenlenen faturalardan açık hesap ilişkisine konu olmakla birlikte davaya dayanak takibe konu edilmeyen 1 adet fatura bulunduğu ve bu faturanın miktarının 47.200,00 TL olduğu belirlenmiş olup, bu faturaya dayalı olarak davacının eldeki davada talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır. Ayrıca, Davacının defter incelemesi sonucunda takipten önce 1 adet faturadan kaynaklı 6.320,97 TL nin ödendiği ve bu ödeme dikkate alınarak takibin yapıldığı ve neticede davacının 141.582,91 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

9.Bu doğrultuda; dosya kapsamı, kaldırma kararı ve gerekçeleri, kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporu içeriği de dikkate alınarak, davacının 141.582,91 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, alacağın likit olduğu ve takibin 2011 yılında yapıldığı da nazara alınarak hükmolunan alacağın yüzde 40 ı oranında icra inkar tazminatının davacıya ödenmesine dair davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe uyarınca;

Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

1.Davacı tarafından davalı aleyhine ... ... E. Sayılı takip dosyası üzerinden yapılan takibe davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 141.582,91 TL üzerinden ve anılan miktar yönünden takip talebindeki koşullarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.Hükmolunan alacağın %40ı üzerinden hesaplanan 56.633,16-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

3.Alınması gerekli 9.671,52 TL harçtan peşin alınan 1.809,40 TL harcın düşümü ile eksik kalan 7.862,12 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4.Davacı tarafından peşin yatırılan 1.809,40 TL nispi harç ile 21,15 TL başvuru harcının toplamı olan 1.830,55 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

5.Davacı tarafından kaldırma kararından önce ve sonrasında yapılan toplam 2729,00 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 2.047,72 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

6.Davalı tarafından yapılan 124,50 TL tebligat posta gideri ve 800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 924,50 TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 211,91 TL'nin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden ...Ü.T.uyarınca 22.237,44 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

8.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/04/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.