Esas No
E. 2014/3943
Karar No
K. 2014/11725
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2014/3943 E.  ,  2014/11725 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi : Göksun Asliye Hukuk Mahkemesi

(İş Mahkemesi Sıfatıyla)

Tarihi : 26/11/2013

Numarası : 2012/460-2013/642

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı, Göksun ilçesinde inşaat yapım işleri ile uğraştığını, davalıya ait inşaat yapımında çalıştığını, davalının inşaat yapımından kaynaklanan 7.500,00 TL ücretini ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı, davada tanık dinlenmesine muvafakatleri olmadığını, alacağın miktarına göre senetle ispat edilmesi gerektiğini, dosya içerisinde bulunan belgelerin senet vasfının olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ve davalı arasındaki ilişkinin başlangıçta işçi ücreti alacağına ilişkin olduğu değerlendirilmiş ise de taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu, davacının davalının inşaatının kaba işi, demir bağlama ve kalıp işini yapmayı üstlendiğini, davacının bu iş nedeniyle 7.500,00 TL alacağı olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının bu iddiasını senetle ispat etmesi gerektiği, davacının bu konuda delil bildiremediği, davalının da usulüne uygun olarak yemin ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.

İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8'inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.

Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.

Somut olayda; Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu kabul edilmiş ise de davacının davalıya ait inşaatta bir kısım inşaat işlerini götürü usulüyle yapmayı kabul ettiği, davacının davalıya bağlı işçi olarak çalıştığı davacı iddiası ve tanık beyanları ile davalı asilin duruşmada alınan beyanlarından anlaşılmaktadır. Mahkemece senetle ispat zorunluluğu olduğu ve davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de çalışma olgusunu davacı işçinin, ücretin ödendiğini de davalı işverenin ispat etmesi gerekmektedir. Davacının davalı işyerinde çalıştığı tüm dosya kapsamı ve davalının kabulü ile sabittir. Davalının ücretin ödendiğini yazılı belge; imzalı bordro, makbuz, banka kaydı vs ile ispat etmesi gerekmektedir.

Davalı tarafça ücretin ödendiği konusunda yazılı her hangi bir belge sunulmamıştır. O halde mahkemece öncelikle davacının davalı inşaatında kaç gün çalıştığı, inşaatta yaptığı işin kaç günlük iş olduğu belirlenmeli, davacının yaptığı iş için alabileceği günlük yevmiyesinin ne olabileceği ilgili meslek odalarından yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde sorulmalı, sonucuna göre davacının ücret alacağı belirlenmelidir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 29/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İş Hukuku 4857 sayılı Kanun 4857 sayılı İş Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.