Esas No
E. 2020/2195
Karar No
K. 2023/1257
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2195

KARAR NO: 2023/1257

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03/03/2020

NUMARASI: 2017/756 Esas - 2020/173 Karar

DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/12/2015

BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 6 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN

2018/999 ESAS 2018/970 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... Tic. A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... 13/07/2015 tarihinde ... nolu fatura ile 6.500,00 TL karşılığında 2015 model araç satın aldığını; satın alınan bu aracın daha 31. Km'de iken arızalandığını; davacının satın aldığı aracın gizli ayıplı olması, grank ve motor bloklarının çatlak olması nedeniyle 17/07/2015 tarihinde ürünü satan firmanın yönlendirmesi ile aracı servis ve tamir hizmeti alması için yetkili servise gönderildiğini; yapılan kontroller sonucu söz konusu ürünün grank ve motor bloklarının çatlak olduğu ve kullanıcı hatası bulunmaksızın imalat hatası bulunduğunun tespit edildiğini; ancak imalat ayıplı aracın tamir edilmesi için yasal süresi içinde davacıya geri teslim edilmediğini; arıza giderilmeden motorun tekrar gönderildiğini; araç üzerindeki arızanın halen devam ettiğini, davacının araçtan arızaların niteliği itibariyle beklenen faydanın sağlanamadığını; davacıya araç çalışır vaziyette teslim edilmediği gibi yenisinin de verilmediği; bu nedenle davacının bedelin iadesi ve sözleşmeden dönme hakkını kullandığından; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının ayıplı mal için ödediği 6.500,00 TL'nin fatura tarihinden itibaren reaskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini; talep ve dava etmiştir.

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA SAVUNMA: Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların tacir olması nedeniyle davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu; ayrıca davalı şirketin faaliyet adresinin "... ... Sokak Çiğli/ İzmir" olması nedeniyle işbu davada yetkili mahkemenin de Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu; yetki itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak da dava konusu araçta herhangi bir arıza, tadilat ya da gizli ayıbın bulunmadığını; bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini; talep etmiştir.Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda; "...Dosya kapsamında tarafların talep ettikleri tüm deliller toplanmış tanıklar dinlenmiş ve konunun teknik uzmanlık gerektiren bir alan olması nedeni ile dosya kapsamında inceleme yapılabilmesi için dosyanın bir makine mühendisi ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan bir heyete tevdi sağlanmış olup 11/03/2019 tarihli rapor dosyaya kazandırılmıştır.

İhtilaf konusu olan taşıtta meydana gelen arızanın değerlendirilmesi noktasına ... marka ... marka 2015 model aracın satın alındığı 13/07/2015 tarihinden 7 gün sonra henüz daha 31 kilometredeyken arıza yaptığı 20/07/2015 tarihinde yetkili servis tarafından krank arızası ve motor blokundaki çatlak karterde kırık olduğunun tespit edildiği ve bu arızaların gizli ayıp niteliğinde olduğu bilirkişi raporunda mütalaa olunmuştur. Zira mahkememizce yapılan araştırmalar ile hayatın olağan akışı da göz önünde bulundurulduğunda motor blokunda bir çatlak olması, yağ toplanma haznesi yani karterde kırık olması hatta motorun iç aksamından sayılan krank milinin arızalı olması hususları ve tüm bu arızaların araç henüz 31 kilometredeyken peyda olması, bir üretim hatasını işaret etmekte olup bu üretim hatasının ise işin ehli olmayan sıradan bir kullanıcının dışarıdan gözle bakarak fark etmesinin mümkün olmadığı yani gizli ayıp mahiyetinde olduğu anlaşılmıştır. Fakat tarafların tacir sıfatları göz önünde bulundurulduğunda bu noktada yapılması gereken hukuki nitelendirme ancak TTK hükümlerine göre olmalıdır. Yani davacının motorda sonradan meydana gelen gizli ayıp niteliğindeki sorunu, tacirlere yüklenen yasal bildirim şekilleri kapsamında davalılara 'hemen' bildirimde bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK 23/1-c maddesi ve bu maddenin göndermesi ile TBK 223/2 maddesine göre davacı satılan malı kabul etmiş sayılmaktadır. Fakat tüm bu açıklamalarımıza rağmen hukuk mahkemelerinin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu, kamu düzenine ilişkin olmayan süre ve hususların re'sen nazara alınamayacağı, buna ek olarak ayıp ihbarına ilişkin davalı tarafça savunma beyyinesi ileri sürülmediği anlaşılmış olup bu kapsamda herhangi bir irdeleme yapılmasına gerek dahi görülmemiştir. Zira davalı ... şirketi vekili tarafından usule ilişkin itirazlar haricinde yalnız satılan malın gizli ayıplı olmadığına dair savunma yapılmış fakat yapılan bilirkişi incelemesi ile de bu hususun gizli ayıp olduğu anlaşılmış ve davalının karşılanmamış savunması kalmamıştır. Esas dosya davalısı olan satıcı ... firmasının yukarıda açıklanan nedenler ile davacı şirkete karşı sorumlu olacağı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Fakat birleşen dosya davalısı olan üretici sıfatındaki ... şirketinin ayıp nedeni ile davacı şirkete karşı sorumluluğu dosyaya sunulan 20/11/2019 tarihli dilekçenin ekinde bulunan garanti belgesi ile sabittir. Talep edilen faiz hususunda ise öncelikle tarafların tacir sıfatları göz önünde bulundurulduğunda Reeskont faizi talebi uygun görülmüştür. Fakat faizin başlatılması gereken tarih noktasında bir kısım açıklama yapılması gerek görülmüştür. Davalı satıcı firmanın fatura tarihinden itibaren faiz yükümlülüğünün başladığı hususunda tereddüt bulunmamakla diğer davalı olan üretici firma yönünden ise sorumluluk garanti belgesinin düzenlenmesinden itibaren başlayacaktır. Ticari teamüller göz önünde bulundurulduğunda garanti belgelerinin satış esnasında fatura ile birlikte düzenlendiği bir gerçektir. Bu nedenle her ne kadar garanti belgesi üzerinde düzenleme tarihi bulunmasa da fatura tarihi aynı zamanda garanti belgesi başlangıç tarihi olarak kabul edilmiş ve faizin talep olunduğu üzere 13/07/2015 tarihinden itibaren işletilmesi gerekmiştir. Yukarıda izah olunan açıklama ve gerekçeler ile davacının asıl ve birleşen dava yönünden davalarının ayrı ayrı kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ...Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece cevap dilekçelerinde belirttikleri ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, bu nedenle davacı tarafın aracı bu haliyle kabul etmiş sayıldığından, müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, araçta değer kaybına sebebiyet vermeyen bir arızanın ayıp olarak nitelendirilmesinin mümkün olamayacağını, mahkemece bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, davacı tarafın şikayetlerinin başka bir hak ile giderilebilecek nitelikte olduğunu, bedel iadesi talep edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece seçimlik haklarda denge unsuru dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, mahkemece ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın bedel iadesi talebinde bulunduğunu, mahkemece bedel iadesi kararı verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmeden dönülmesi durumunda tarafların aldıklarını birbirine iade etmesi gerektiğini, bu edimlerin karşılıklı olduğunu, ancak mahkemece salt bedel iadesine karar verildiğini, aracın davalılara iadesine karar verilmediğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Dava; satın alınan ...'nin ayıplı olduğu iddiasıyla TBK 227 maddesi gereği bedelin iadesine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, araç bedelinin davacıya aracın ise davalıya iadesi gerekip gerekmediği noktasındadır.Davacı, davalı satıcı ...'dan diğer davalının ithalatçısı olduğu ...'yi 21 Ağustos 2015 tarihli irsaliyeli fatura ile 6.500,00 TL bedelle satın almıştır. Araç 31 kilometrede iken 20/07/2015 tarihinde arızalanmıştır. Dosyaya sunulan davalı şirketin yetkili servisi ... ile davacı tarafından tutulan tutanağa göre; aracın Gümüşhane ili, Kelkit ilçesinde bulunan yetkili servise 20/07/2015 tarihinde teslim edildiği, yapılan kontrolde krang ve motor bloklarının çatlak olduğu tespit edilerek yetkili servisçe fabrikaya gönderildiği, sadece krang değiştirilerek ve motor bloklarına kaynak yapılarak servise iade edildiği, yapılan incelemede aynı arızanın devam ettiği ve karterin de kırık olduğu tespit edildiği, arızalı motorun fabrikaya yetkili servisçe tekrar gönderildiği, ancak arızanı giderilmeden motor müşteriye iade edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

4.İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Somut olayda; alıcı olan davacı ayıptan doğan seçimlik haklarını ancak kendi sözleşmesinin tarafı olan satıcıya karşı kullanabilir. Davalı ... A.Ş.'nin aracın satıcısı değil ithalatçısı olduğu ve ticari nitelikteki satımlarda ithalatçı ile satıcı arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığından, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacının, ayıba karşı teminat borcu kapsamında davalı ... A.Ş.'den talepte bulunması mümkün değildir. Ancak davacının, davalıdan garanti sorumluluğu kapsamında talepte bulunulması mümkündür. Dosyaya davalı tarafça sunulan garanti belgesinin 3. maddesi ile davalı ... A.Ş.'nin ayıptan sorumluluğu düzenlenmiş, tüketicinin sözleşmeden dönme, satış bedelinden indirim, ücretsiz onarım, ayıpsız misli ile değişim haklarından birini kullanabileceği garantisi verilmiştir. Bu durumda bu davalının sözleşmeden doğan sorumluluğu bulunmaktadır. Dosya alınan yetkili servis tutanağı ve bilirkişi heyet raporu ile davaya konu edilin aracın 20/07/2015 tarihinde henüz 31 km kullanılmış olduğu halde krang ve motor bloklarının çatlak olduğu ve karterinin de kırık olduğu, motor üzerideki arızaların üretim hatası olup olmadığı hususunun işin ehli olmayan sıradan kullanıcılar tarafından fark edilmesinin mümkün olmadığı, motor üzerindeki krang ve motor bloğundaki arızaların üretim hatası niteliğinde gizli ayıp olduğu, mevcut arızaların onarımının sürüş-seyir güvenliği açısından da tehlike arz edebileceği tespit edilmiştir. Dairemizce de dosyaya kazandırılan rapor dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli görülmekle davalının araçta ayıp bulunmadığı, bilirkişi raporun yetersiz olduğu yönlerine ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. TTK 18 maddesindeki tacirler arasındaki ihbarın belli şekillerde yapılmasına yönelik düzenlemenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartı olduğu, davacının motorda meydana gelen arıza ile ayıbın ortaya çıkması ile 20/07/2015 tarihide aracın davalı şirketin yetkili servisi ...'ya teslim ettiği, yetkili servis tarafından ayıplı ürünün davalı fabrikaya gönderildiği anlaşılmaktadır. Davacının aracı ayıbın ortaya çıkması ile yetkili servise götürmesinin ayıp ihbarı niteliğinde olması nedeniyle davalının süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki itirazı ve istinaf gerekçesi de yerinde görülmemiştir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5180 Esas - 2020/4973 Karar sayılı ilamı)Ayıplı aracın davalının yetkili servisine 20/07/2015 tarihinde teslim edildiği, o tarihten sonra araçtaki ayıpların giderilmediği, davalı tarafın ayıplı üründen yararlanması halinde faizin ayıplı ürünün iade tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiği, ancak somut olayda araçtaki krang, motor bloğu ve karter arızaları ile birlikte kullanılmasının mümkün olmadığı ve davalının garanti sözleşmesi ile davacının ayıptan kaynaklanan seçimlik hakları kendisine karşı kullanılmasını kabul ettiği anlaşılmakla faizin başlangıcına ilişen istinaf talepleri de yerinde değildir. Yine araçtaki ayıpların niteliği, arızanın giderilmesinden sonra dahi kullanımının sürüş-seyir güvenliği yönünden tehlike oluşturduğu anlaşılmakla, davalının seçimlik hakların kullanılmasında dengenin gözetilmediğine ilişkin istinaf istemi de yerinde değildir. Birlikte ifa kuralı gereği mal bedelinin davacıya iadesine karar verilirken aynı zamanda ayıplı malın davalılara iadesi yönünde de karar verilmesi gerekmektedir. TBK 227/1-1 madde fıkrasın "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden döneme" şeklindeki düzenleme karşısında; ilk derece mahkemesince hüküm tesis edilirken bedel iadesine karar verilmesine rağmen dava konusu aracın davalıya iadesine ilişkin hüküm kurulmamış olması ise isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; mahkemece aracın davalıya iadesine ilişkin hüküm kurulmamış olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle hükmün kesinleşen kısımları tekrar yazılmak suretiyle davaya konu aracın iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Asıl Dava Yönünden;A)Davanın kabulü ile 6.500,00 TL'nin birleşen İstanbul Anadolu 6 ATM 2018/999 esas sayılı dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı .... (...) dan ödeme tarihi olan 13/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,B)Davacı tarafça yapılmış 31,40 TL başvurma harcı, 111,00 TL peşin harç, 4,10 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 146,50 TL harç gideri ile tebligat, müzekkere, talimat ve bilirkişi ücreti olarak 1.297,40 TL masraf olmak üzere toplam 1.443,90 TL yargılama giderinin davalı ...(... )'dan alınarak davacıya verilmesine,C)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ( ...)'dan alınarak davacıya verilmesine, D)Alınması gereken 444,01 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 111,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 333,01 TL harcın davalı ... (...)'dan tahsili ile hazineye irad kaydına,E)Taraflarca yatırılan gider avansından sarfı yapılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,2-Birleşen İstanbul Anadolu 6 ATM nin 2018/999 esas sayılı Dosyası Yönünden;A) Davanın kabulü ile 6.500,00 nin asıl dava İstanbul Anadolu 6 ATM 2017/756 esas sayılı dosyası yönünden tahsilde tekerür olmamak üzere davalı ... Tic. A.Ş den ödeme tarihi olan 13/07/2015 tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, dava konusu ..., ... Şasi, numaralı ... nin davalıya takyidattan ari olarak iadesine, B) Davacı tarafça yapılmış 31,40 TL başvurma harcı ile 85,80 TL tebligat ücreti olarak toplam 117,20 TL yargılama giderinin davalı ... Tic. A.Ş' dan alınarak davacıya verilmesine,C) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,D)Alınması gereken 444,01 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 111,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 333,01 TL harcın davalı ... Tic. A.Ş.'den tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davalı ... Tic. A.Ş.'ye iadesine, 4-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Birleşen dava yönünden yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde davalı ... Tic. A.Ş.'ye iadesine, b-Birleşen dava yönünden davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 148,60 TL istinaf başvuru harcı giderinin birleşen dosya davacısı ... Ltd Şti.'den alınarak davalı ... Tic. A.Ş.'ye verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.