43. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/2196
- Karar No
- 2023/1269
- Karar Tarihi
- 20.11.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2196
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/07/2020
NUMARASI: 2019/459 Esas - 2020/364 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin hayvansal yemlerin satışı ile iştigal ettiğini, davacı şirketin davalıya 25/09/2018 tarihinde 8.540,00 TL lik irsaliyeli fatura ile yine 26/08/2018 tarihinde 2.972,00 TL 'lik irsaliyeli fatura ile mal verdiğini, davalının teslim edilen mal karşılığı borcunu ödemediğini, malların davacı firma çalışanı ... tarafından teslim edildiğini, malları teslim alan davalı firmaya bu malların karşılığı olan irsaliyeli faturaların 26.09.2018 tarihinde iadeli taahhütlü posta ile gönderildiğini, faturaların 29.08.2018 tarihinde teslim edildiğini belirtmiş ve davalıdan alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu faturalarda belirtilen mal ve ürünlerin davalıya teslim edilmediği, ticari ilişki kapsamında teslim edilen mal ve ürünlerin bedelinin davacıya ödendiğini, bu sebeple davalının davacı firmaya hiçbir borcunun bulunmadığını, dava konusu yapılan faturaların davalıya tebliğ edilmediğini, tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini belirtmiş, öncelikle görevsizlik, esasa ilişkin olarak davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama, yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine ve İstanbul Vergi Dairesi yazı cevabına göre; uyuşmazlığın belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 11.512,57 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacıya takip tarihi itibariyle borcu bulunmadığı, dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, HMK.
221.maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), faturaların davalı tarafından vergi dairesine de bildirilmediği, alım satım ilişkisinde para ediminin ifasını isteyen satıcının malı teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2017/2347 Esas, 2019/1288 Karar), davacının ticari defter ve belgelerinin irsaliye, teslim belgesi gibi dayanakları bulunmadığı takdirde defterlerdeki kayıtların tek başına mal teslimini ispatlamaya yeterli olmayacağı (Yargıtay 19. HD. 2015/8935 Esas, 2016/780 Karar), teslim hususunun tanık beyanı ile ispatlanamayacağı (Yargıtay 19. HD. 2016/20147 Esas, 2018/6531 Karar), iadeli taahhütlü posta ile söz konusu fatura arasında bağlantı kurulamadığı (Yargıtay 19. HD. 2015/2759 Esas, 2015/17026 Karar), davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve cevap dilekçelerinde geniş bir şekilde açıkladıkları üzere iadeli taahhütlü olarak gönderdikleri faturalar ile ilgili posta alındı zarfının üzerindeki teslim alan kişi çalışan ibaresini yazmasına rağmen bu kişinin orada çalışıp çalışmadığı hususu Mahkemece araştırılmadan karar verildiğini, bu faturalar teslim alındığı halde imzasının bulunmaması Mahkemece ileri sürülerek davalarının reddedildiğini, halbuki mal teslim eden kişinin fatura ile teslim etmediğini, sadece karşı tarafa irsaliyeli fatura ile borç miktarını bildirdiğini, bu konunun da araştırılmayarak karar verildiğini, buna ek olarak karşı tarafın yapması gereken ve teamül haline gelen bu faturaları almasına rağmen bu faturaların neden gönderildiği Konusunda herhangi bir belgeli girişimde bulunulmamış ve basiretli bir tüccar gibi davranılmadığını, bilirkişi tarafından defter ve belgelerinin usulüne uygun olduğu tespit edildiği halde bu konu da dikkate alınmadan karar verildiğini, açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulünü, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki dava, her ne kadar alacak davası gibi değerlendirilse de, esasında davacının müvekkili aleyhine giriştiği ilamsız icra takibine itirazları üzerine itirazın iptaline ilişkin olduğunu, davacının, müvekkiline teslim etmediği mallara ilişkin düzenlediğini iddia ettiği fatura bedelinin müvekkilinden icra yoluyla talep edilmesi üzerine, müvekkili tarafından sipariş ve teslim edilmeyen mallara yönelik haksız talepleri kabul edilmeyerek icra takibine itiraz edildiğini, Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen karar, usul ve yasaya uygun olup, davacı tarafın istinaf taleplerinin haksız, yersiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, Ticari Teamülde, emtianın teslimi anında sevk irsaliyesi tanzim edilmek suretiyle emtia alıcıya teslim edileceğini, emtiaya ilişkin fatura, sevk irsaliyesi ile birlikte (irsaliyeli fatura) kesilebileceği gibi, irsaliyeden sonra da kesilebileceğini, ancak, sevk irsaliyesi ticari emtianın kayıt dışı sevki edilmesinin engellenmesi amacıyla emtia sevk edilirken hazır bulunması gerektiğini, zira, yapılacak mali denetlemede, irsaliye olmaksızın mal sevkinin cezai yaptırıma tabi olduğunu, bundan dolayı, sevk irsaliyesinin mal tesliminden sonra düzenlenmesi ve özellikle de posta yoluyla gönderilmesi ticari teamüllere aykırı olup, davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunun göstergesi olduğunu, kaldı ki, taraflar arasındaki ticari ilişkinin de hep bu yönde olduğunu, hal böyle iken, davacı tarafın PTT yoluyla, irsaliyeli fatura gönderdiğine ilişkin beyan ve iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı yanın istinaf taleplerinin reddi ile, usul ve yasaya uygun Mahkeme hükmünün onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının Fatura konusu malları davalıya teslim edip etmediği noktasındadır.Davacı tarafça, davalıya 2 adet irsaliyeli fatura düzenlendiği, irsaliyeli faturalarda teslim alan ad ve imzasının bulunmadığı, davacı iddiasına göre faturaların davalı tarafa iadeli taahhütlü posta ile gönderildiği, faturaların davacı BS formlarında beyan edildiği, davalı BA formunda ise beyan edilmediği, yine davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı belirlenmiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Somut olayda:
Davacı tarafça dava konusu faturalara ilişkin akdi ilişki ve davalıya mal teslim edildiği olgusu yazılı bir delil ile ispatlanmış değildir. Davalıya iadeli taahhütlü olarak gönderildiği iddia edilen irsaliyeli faturanın niteliği gereği en geç mal teslim tarihinde düzenlenmesi gerekir. Oysa davacı iddiası irsaliyeli faturaların bilahare posta yoluyla davalıya gönderildiği iddiasındadır.
Davalı taraf irsaliye faturanın kendisine ulaşmadığını savunmaktadır. Taahhütlü mektup gönderi belgesinde posta içeriğinin tespiti mümkün olmadığı, davalı tarafında irsaliyeli fatura teslim almadığı savunması karşısında; davacının mektup alıcısı çalışanın davalı yanında çalışıp çalışmadığı hususunda araştırma yapılması gerektiğine ilişkin talebinin davanın çözümüne bir katkısı bulunmamaktadır.
Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye ibraz etmiş, defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliğinde bulunduğu belirlenmiştir. Satışa konu faturaların davalı defterinde kaydının bulunmadığı da anlaşılmasına göre; davacı defterlerinde uyuşmazlık konusu faturaların kayıtlı olması 6100 sayılı HMK 222/3 madde/fıkrası gereği davacı lehine delil olarak kabul edilemez ve akdi ilişkiyi ve teslim olgusunun ispata elverişli değilidir. Bu durumda ilk derece mahkemesine davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,
HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023