Esas No
E. 2021/1871
Karar No
K. 2021/1871
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/1871 - 2023/1711 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/06/2021

NUMARASI : 2020/53 E. - 2021/428 K.

GEREKÇE

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamında, dava dışı sigortalı şirketin taşıyıcısı olduğu emtianın, davalının sürücüsü olduğu araç ile taşınmakta iken tek taraflı olarak meydana gelen trafik kazası sonucu hasarlandığı, davacının dava dışı sigortalısına 21.05.2018 tarihinde 94.315,00-TL hasar tazminatı ödemesinde bulunarak, ibraname ve temlik belgesi aldığı hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Davalı sürücünün kazadan sonra alınan kan örneğine göre kaza anında 0,92 promil alkollü olduğu anlaşılmış olup, mahkemece, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, davacı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ne göre sigortalının kendisi veya istihdam ettiği kişilerin ve/veya kiralık araçlarla yaptırdığı taşımalarda araç şoförünün alkol alarak araç kullanmasından dolayı emtiada oluşabilecek hasar ve ziyalarla ilgili tazminat taleplerini sigortacının sigortalıya ödeyeceği, ancak her halikarda sigortalının araç sürücüsüne rücu hakkının saklı olduğunun düzenlendiği, davalı sürücünün kaza anında 0,92 promil alkollü olduğu, bu oran yasal 0,20 promilin üzerinde bulunduğundan somut olayda rücu şartlarının oluştuğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarih ve 2018/2075 E.-2019/3775 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, kaldı ki davacı şirketin 17.05.2018 tarihli ibraname ile dava dışı sigortalının dava ve takip haklarını da devir ve temlik aldığı anlaşılmıştır. Dolasıyla davacının öncelikle Yurt İçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi hükümlerine göre, bir an için aksi düşünülse bile dava dışı sigortalıdan aldığı temlikname uyarınca aktif dava ehliyeti bulunmaktadır.

Davacının dava konusu ödeme ile ilgili rücu hakkı olduğu bu şekilde tespit edilmiş olmakla birlikte davalı, ödeme emrinin tebliği üzerine borç ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiştir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (HGK. 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K.).

Öte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır.

Somut olayda, icra takibinin yapıldığı Ankara 20. İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olduğundan, eldeki itirazın iptali davasında, mahkemenin, öncelikle bu itirazı inceleyip, sonuçlandırması gereklidir. Dosya kapsamından davacının yerleşim yerinin İstanbul olduğu, davalının adresinin ise takip tarihi itibariyle Samsun'da bulunduğu görülmektedir. Ancak, sözleşmeden kaynaklanan davalarda HMK’nın 10. maddesi gereğince borcun ifa yeri mahkemesi de yetkili olduğundan somut uyuşmazlıkta yükleme yeri Ankara olduğundan davacının Ankara'da icra takibi başlatma ve dava açma yetkisinin bulunduğu belirlenmiştir.

Bu itibarla, davacının davalı sürücüden rücu hakkının bulunduğu ve yetkili icra dairesinde başlatılan takibin de geçerli bir takip olduğu anlaşıldığına göre, mahkemece hasar tutarı hesaplanarak, davacının davalıdan talep edebileceği tazminat miktarının belirmesi gerekir. Mahkemece bu gerekliliğe uyulmaması, 6100 sayılı HMK’nın 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 353/1-a-6. maddesi uyarınca "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halini oluşturur.

Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2021 gün ve 2020/53 E. - 2021/428 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;

2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,

3.Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4.Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,

5.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,

7.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/12/2023 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/01/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog