4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/20816 E. , 2023/2421 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.10.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen gün ve saatte gelen davacı asil ... ve vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... ve ...'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 23.02.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; gerçekleştirilen Umre seyahatinden yaklaşık 3 yıl sonra, davalı ... kuruluşunun gazete ve haber sitelerinde müvekkili tarafından bizzat paylaşılan fotoğraflar da kullanılarak müvekkiline iftira atıldığını, müvekkilinin FETÖ imamları olarak bahsedilen kişilerle hiçbir şekilde iletişim kurmadığını, dava dışı ...'nın daveti üzerine dini vecibelerini yerine getirmek amacıyla gittiği Umre seyahatinin sözde darbe toplantısı olduğuna yönelik iddiaların davacının FETÖ'ye karşı bugüne kadar verdiği mücadelenin görmezden gelinmesi niteliğinde olduğunu, söz konusu haberlerin müvekkilinin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle erişimin engellenmesi kararı verildiğini, müvekkili hakkında yapılan haberin iftira niteliğinde olduğunu, yapılan haberin tek amacının müvekkilinin mesleki ünvanını kullanarak ticari saygınlığını sekteye uğratmak, müvekkilini toplum içinde hedef göstererek itibarsızlaştırmak, algı oluşturmak, kamuoyu nezdinde hedef haline getirmeye çalışmak olduğunu belirterek 150.000,00 TL manevi tazminatın haber tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkili ... yönünden kanunen sorumluluk yüklenebilecek kimselerden olmadığından husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, FETÖ soruşturmaları kapsamında “Bylock” isimli programı kullandıkları ve örgütün üst düzey yöneticisi oldukları tespit edilen ..., ... ve ... başta olmak üzere bu soruşturmalar kapsamında FETÖ terör örgütüne mensup oldukları tespit edilen başkaca isimlerle birlikte Umre seyahatine giden davacının adı geçen örgüt mensupları ile çektirdiği fotoğrafların okuyucuya aktarıldığını, haberde ülke gündeminde önemli yer edinen ve yürütülen FETÖ soruşturmasında bahsi geçen Umre ziyaretine ilişkin seyahat kayıtları, yolcu listeleri, uçak bilgileri ile Milli İstihbarat Teşkilatı Sinyal İstihbarat Başkanı olarak görev yapan ve FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklanan ... ’a ilişkin açıklamalara yer verildiğini, haber içeriğinde de davacının kişilik haklarını ihlal eder hiçbir söyleme yer verilmediğini, gerçeğe aykırı iddialarda bulunulduğu iddiasının tamamen haksız ve yersiz olduğunu, haberin somut ve görünür gerçekliğe uygun olduğunun tartışmasız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2015 Mart ayında davacının sosyal medya hesabında yayınladığı Umre'de çektirdiği fotoğraf üzerinden davacı ile FETÖ terör örgütü arasında bağlantı kurulduğu ve "Fetöcü Okanın Tanımıyorum Dediği İmamlarla Fotoğraf Çektirdiği Ortaya Çıktı" başlıklı haber ile davacının FETÖ'cü olduğunun haber edildiği, her ne kadar FETÖ terör örgütü güncelliğini uzun zamandır korumakta ise de haberde kullanılan fotoğrafın yayınlanmasının üzerinden yaklaşık üç yıl geçtikten sonra haberde kullanıldığı, davacının hakkında FETÖ terör örgütü ile ilgili bir soruşturmanın veya kovuşturmanın bulunmadığı, herhangi bir şekilde FETÖ terör örgütüne iltisakından veya üyeliğinden dolayı ceza almamış olması karşısında davacının FETÖ terör örgütü mensubu gibi gösterilmesinin toplum gözünde terör örgütü mensubu gibi algılanmasına yol açmakla davacının kişilik değerlerini zedelediği, küçük düşürüldüğü ve kişilik değerlerinin saldırıya uğradığı, üzerinden uzun bir süre geçmiş bir fotoğraf üzerinden başkaca hiçbir argüman olmadan doğrudan davacı hakkında yapılan isnadın güncelliğinden bahsedilemediği gibi, basit bir inceleme veya araştırma ile haberin gerçeği yansıtmadığı anlaşılabildiği halde herhangi bir gözaltı dahi yokken haber yapılması da gerçeklik olgusuna aykırı olduğu, basın yayın özgürlüğünün sınırlarının aşılarak kamu yararına aykırı olarak davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ve davacının kişilik değerlerinin zedelendiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kararın tirajı en yüksek ulusal bir gazetenin ana sayfasında manşetten yayınlanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından yayınlanan haberin içeriği nedeniyle müvekkilinin toplum nezdinde küçük düşürüldüğünü, ticari itibarının zedelendiğini, kişilik haklarının ihlaline sebebiyet verildiğini, yayınlanan haber ile sistematik bir baskı oluşturmaya ve kamuoyunda bilinçli, kasıtlı ve artniyetli olarak algı oluşturmaya çalışıldığını, hükmedilen manevi tazminatın maruz kalınan saldırıyı tatmin edecek ve yeni bir saldırının oluşmasını önleyebilecek mahiyette olmadığını, mahkemece verilen kararın 1 gün boyunca yayınlanmasının hakkaniyete uygun olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu belirmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; yetki itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, FETÖ ile en önde mücadele eden kimseler olarak tanıtan davacının bizzat kendi şahsına ait sosyal medya hesabından FETÖ imamları ile çekilmiş fotoğraflarının bulunduğunu, bunun haber olarak kamuoyuna duyurulmasının hukuka uygun olduğunu, mahkemece haberin güncel olmadığı belirtilmiş olsa da halen devam eden FETÖ haberlerinin bulunduğunu, davacı tarafça paylaşımda bulunulan sosyal medya hesabında da habere konu fotoğrafın bulunduğunun kabul edildiğini, haberin niteliği bir bütün olarak değerlendirildiğinde iddia olunanın aksine davacının kişilik haklarını ihlal edecek bir söylemin bulunmadığını, haberde kullanılan ifadelere davacının kişilik haklarını ihlal etmek için değil, okuyucunun dikkatini çekmek için yer verildiğini, dava konusu haberde davacının terör örgütü üyesi olarak gösterilmediğini, haberin kamu yararı taşıdığı, güncel olduğu, görünen gerçekliğe uygun olduğu, basın özgürlüğü kapsamında hazırlanıp yasal düzenlemeler ve içtihatlara uygun olduğunu, buna rağmen mahkemece verilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı avukatın bu haber öncesinde tanımadığını beyan ettiği kişilerle 2015 yılında Umre ziyaretine gitmiş olması, bu şahıslardan bazılarının FETÖ imamı olduğu iddiasıyla aranan firari şahıslar ya da FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla tutuklu şahıslar oldukları, seyahat masraflarının Bank Asya hesabına toplu ödendiği yönündeki tespit, bilgi ve iddialar etrafında haberin hazırlandığı, haber içeriğinde davacının Twitter hesabında yayınladığı sohbet fotoğrafına yer verildiği, haberin yapıldığı tarihin FETÖ terör örgütünün darbe girişimi sonrası olduğu, o tarihlerde Türkiye’deki her kurumda terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı bulunan kişilerin tespit edilerek, ayıklanması konusundaki toplumsal ve kurumsal hassasiyetin üst seviyede olduğu, davaya konu yazının bütünü nazara alındığında, genel olarak bu hassasiyet kapsamında yazıldığı ve davacının özel hayatına ve şahsiyetine doğrudan bir ithamın bulunmadığı, haberin başlığı çarpıcı ve yazıdaki eleştirel ifadeler sert ve kışkırtıcı mahiyette ise de, davacının kendi sayfasında bu seyahati ve ilgili fotoğrafı daha önce paylaştığı, seyahat ve katılımcılarla ilgili bilginin görünür gerçekliğe uygun olduğu, kaldı ki; yazı tarihi itibarıyla FETÖ ile ilgili her türlü haber ve bilgiye yoğun kamuoyu ilgisi olduğu, haberin başka yayın organları tarafından da verildiği, tartışmanın gündeme getirilmesinde üstün nitelikte kamu yararı olduğu, bu durumda manevi tazminat şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu haberin davacının kişilik haklarına saldırı içerdiği, haberin yayınlanmasında kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle davacı lehine tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haksız fiile sebebiyet veren gazete manşetindeki ifadeler aynı zamanda suç niteliği taşıdığı halde basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesinin hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu, gazete manşetlerinde kullanılan ifadelerin kişilik haklarını zedelediği gibi aynı zamanda suç niteliği taşıdığını, haber başlığı adı altında “Karanlık Avukat”, “Fetöcü ...”, “Karanlık Avukat ...’ın Fetöcü İmamlarla Seyahati” şeklinde yapılan haberlerle müvekkilinin fetö terör örgütü üyesiymiş gibi lanse edildiğini, müvekkilinin kamu nezdinde tanınan biri olmasının davalı ... grubuna müvekkilin suçlu olarak servis edilmesi hakkı tanımayacağını, yapılan haberin güncellik niteliği taşımadığını, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, müvekkili hakkında fetö terör örgütü ile ilgili hiçbir kovuşturma yahut soruşturmanın yürütülmediğini, üzerinden uzun bir süre geçmiş bir fotoğraf üzerinden başkaca hiçbir argüman olmadan doğrudan müvekkili hakkında yapılan isnadın güncelliğinden bahsedilemeyeceğini, basit bir inceleme veya araştırma ile haberin gerçeği yansıtmadığı anlaşılabildiği halde herhangi bir göz altı dahi yokken haber yapılması da gerçeklik olgusuna aykırı olduğu gibi yanlış algıya neden olması itibariyle de toplumsal ilgi ve faydadan söz edilemeyeceğini, davalı taraflarca basın yayın özgürlüğünün sınırlarının aşılarak kamu yararına aykırı olarak davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ve davacının kişilik değerlerinin zedelendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, basın yoluyla 12.01.2018 tarihinde yapılan haberin veriliş şekli, içeriğinde yer alan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, buradan varılacak sonuca göre davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 58 inci maddesi, 5187 sayılı Basın Kanunu.
3.Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümününde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
23.02.2023 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde açıklanan sebeplerle dava konusu yayınlarda davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiği, basın ve ifade özgürlüğüne üstünlük tanınmasına ilişkin koşulların oluşmadığı gözetilerek hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yönde tezahür eden görüşüne iştirak edemiyorum.