Esas No
E. 2014/11215
Karar No
K. 2014/18345
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2014/11215 E.  ,  2014/18345 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi : Bursa 2. İş Mahkemesi

Tarihi : 16/04/2014

Numarası : 2013/520-2014/150

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.

2.Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız fesih edildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile 16/03/2009-2010 Eylül ayına kadar olan fazla çalışma ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğini, davacının fazla mesai yaptığı zamanlarda kaç saat olursa olsun ödeme yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, İş Kanunu madde 26 da belirtilen derhal fesih hakkını kullanma süresi olan 6 iş günlük sürenin geçtiği ve olayla ilgili davacının savunmasının alınmadığı gerekçesiyle fazla çalışma ücretinden % 20 indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacının iş sözleşmesinin haklı olarak ve süresinde feshedilip edilmediği buna bağlı olarak da davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanununun 26 ncı maddesinde, fesih nedeninin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğrenilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir. 4857 sayılı İş Kanununda, işçinin maddî çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddî bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkânı vardır. Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.

İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı iş günlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar. Fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup, bu süre içinde tebligatın muhatabına ulaşmış olması şart değildir 4857 sayılı Yasanın 26 ncı maddesinde öngörülen altı iş günlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır. Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.

Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez.

Davacının iş sözleşmesi 15/03/2013 tarihli tutanak ve 26/03/2013 tarihli inceleme raporu sonrasında davalı işverence 27/03/2013 tarihinde feshedilmiştir. Her ne kadar mahkemece davalı işverence iş sözleşmesinin 4857 Sayılı İş Kanunu 26. Maddesinde düzenlenen 6 iş günlük sürede feshedilmediği gerekçesiyle davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteği kabul edilmiş ise de dosya içeriğinden açıkça anlaşılacağı üzere davalı işveren olayla ilgili inceleme yapmış ve feshe yetkili makam olayın tam mahiyetini 26/03/2013 tarihli rapor ile öğrenmiştir. Bu nedenle davacı işverenin yapmış olduğu fesih süresindedir. Ancak mahkemece davacının eylemlerinin İş Kanunu’nun 25/2 maddesinde düzenlenen hallere girip girmediği konusunda özellikle bankacılık ve güvenlik konusunda uzman bilirkişilerce davacının görev tanımı, yaptığı iş ve eylemleri birlikte değerlendirilerek feshin İş Kanunu ‘nun 25/2 kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden hatalı değerlendirme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İş Hukuku 4857 sayılı İş Kanunu K4857 md.26
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog