T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/189 Esas - 2023/391
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; rekreasyon alanı olarak ...'ın 1993 yılında açıldığını, ... içinde yer alan tesisler ile parkın işletilmesi, koruma ve güvenliğinin sağlanması amacı ile 05.07.1991 tarihinde ..... unvanı ile davacı şirketin kurulduğunu, ... Büyük Şehir Belediye Başkanlığı ile davacı arasında işletme protokolü imzalandığını, davacının halen ... rekreasyon alanını işletmek, peyzaj, park içindeki ticari işletmelerin kiralanması, fuar işletmeciliği gibi faaliyet kollarında çalışmalar yapmakta olduğunu, davacı şirketin faaliyet alanı ile ilgili aldığı ihalelere konu işleri bazen taşeron şirketler aracılığı ile yaptırdığını, muhatap şirketlerin davacının taşeronu olarak çalıştıklarını, davalıların taşeron olarak çalıştıkları dönemde bu şirketlerde çalışan işçilerden ...'ın, ... Esas sayılı dosyası ile davacı şirkete karşı, işçilik alacaklarının ödenmesi talebi ile dava açtığını, davanın davalılara ihbar edildiğini, yapılan yargılama sonunda davacının üst işveren olarak işçilik alacaklarından sorumlu tutulduğunu, kararın .... Karar sayılı kararı ile kaldırılmış ve yeniden kesin olarak karar verildiğini, kararın infazı için davacı aleyhine ..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle davacı tarafından 30.12.2019 tarihinde 25.429,20 TL ödeme yapıldığını, davalıların kusuru sebebi ile kendi işçisi olmadığı halde taşeron işçisine icra tehdidi altında davacının ödeme yapmak zorunda kaldığını, yapılan ödemenin rücuen tahsili için dava şartı kapsamında arabuluculuk müracaatı yapıldığını ve davalılar ile anlaşma sağlanamadığını, belirtmiş, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 25.429,20 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsilini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı .... Vekili dilekçesinde özetle; dava dışı ...’ın davalı Şirket ...’da 28.04.2012 tarihinde işe başlayıp 16.04.2012 tarihinde işten ayrıldığını, kendilerinde yalnızca 12 gün park ve bahçelerde mevsimlik işçi olarak çalıştığını, işçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından davalı alt işverenin sorumluluğunun da sadece kendi dönemi ile sınırlı olduğunu, ihbar tazminatı ise feshe bağlı bir hak niteliğinde olmakla ihbar tazminatından sadece son işverenin sorumlu olduğunu, kıdem tazminatı da dahil olmak üzere diğer rücuya konu işçilik alacaklarından davalının kendi dönemine isabet eden miktarlar üzerinden sorumlu olduğunu, davalının somut olayda sorumluluğunun 12 gün olduğunu belirterek 12 günlük sorumluluk tutarının belirlenmesini, 12 gün dışında davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ve .... vekili dilekçesinde özetle; davaya konu işçinin sırası ile 28.03.2011 - 02.04.2011 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığını, yani davacının sadece 5 günlük bir çalışması olduğunu, bunun karşılığı tüm işçilik hak ve alacaklarının da ödendiğini, davalı nezdinde yapılan çalışmalarda fazla mesai olmadığı gibi tüm personelin haftalık tatillerini kullandığını, ulusal ve dini bayramlarda çalışma yapılmadığını, çalışma süresi dikkate alındığında kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti olmadığını, işçinin rücu dosyasına konu ...
E. Sayılı dosyalarında mevcut istifa dilekçelerinin içeriğinde işçi fazla mesai yapmadığını, haftalık izinlerini kullandığını, resmi olan tatillerde çalışma yapmadığını ve maaş alacağının kalmadığını açıkça ikrar ettiğini, kendi isteği ile işten ayrılan işçinin ihbar tazminatı hakkının bulunmadığını, kendi isteği ile haklı neden olmadan iş akdini sonlandıran işçinin kıdem tazminatı alacağının olmadığını davacının ... Büyükşehir Belediyesi ile yapılan anlaşma neticesinde üstlendiği işleri sürekli olarak taşeron şirketlere yaptırdığını, aslında davacının işçisi olan işçilerin de taşere edilen işlerde taşeron firmalarda işçi olarak gösterildiğini, davacı tarafından salt daha az işçilik ücreti ödemek adına bu yol kullanılmakta olup bilinçli olarak yapılan bu durum nedeniyle oluşacak işçilik haklarından da davacının sorumlu olması gerektiğini, davada hakkın kötüye kullanımı olduğunu, işçinin aslında davacının sürekli işçisi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Vekili dilekçesinde özetle; davaya konu işçinin 16.07.2015-23.12.2015 tarihleri arasında, 29.02.2016-31.10.2016 tarihleri arasında ve son olarak 01.03.2017-10.10.2017 tarihleri arasında davalı nezdinde çalışmış olup istifa dilekçelerinden de görüleceği her 3 dönemde de istifa ile işten ayrıldığını, bu süre içerisinde kendisine tüm işçilik hak ve alacaklarının ödendiğini, davalı nezdinde yapılan çalışmalarda fazla mesai olmadığı gibi, tüm personel haftalık tatillerini kullanmakta, ulusal ve dini bayramlarda çalışma yapılmadığını, çalışma süresi dikkate alındığında kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti olmadığını, bu durumun işçinin davalıya kendi el yazısı ile sunduğu 3 istifa dilekçesinden de açıkça anlaşıldığını, istifa dilekçelerinin içeriğinde işçinin fazla mesai yapmadığını, haftalık izinlerini kullandığını, resmi olan tatillerde çalışma yapmadığını ve maaş alacağının kalmadığını açıkça ikrar ettiğini, kendi isteği ile işten ayrılan işçinin ihbar tazminatı hakkının bulunmadığını, haklı neden olmadan iş akdini sonlandıran işçinin kıdem tazminatı alacağı olmadığını, diğer tüm işçilik hak ve alacaklarının da kendisine ödendiğini, davacının kendi bünyesindeki işçinin kıdem tazminatını ödemesi nedeniyle oluşan zarardan davalının sorumlu olmadığını, davalı nezdinde çalışan işçinin kıdem tazminatına esas çalışma süresi olmadığı gibi işçi tarafından kendi el yazısı ile sunulan herhangi bir tazminat, fazla mesai, ücret, vd. işçilik alacaklarının bulunmadığını da belirten istifa dilekçesinin mevcut olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde; dava dışı işçinin davalı şirkette yalnızca 24.03.2014-26.03.2014 tarihleri arasında 3 günlük bir çalışması bulunduğunu, dava dışı işçiye çalışmasının karşılığı olan ücretlerin eksiksiz ödendiğini, dava dışı işçinin davalı şirketteki işten ayrılma tarihinin 2014 yılı olduğu gözetildiğinde dava konusu edilen alacak kalemleri için davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile dava dışı işçi arasındaki davanın davalı şirkete ihbar edilmediğini ve şirketin savunma hakkının kısıtlandığını, bu nedenle davalı şirketten hiçbir bilgi ve belge talep edilmeksizin davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarının ve yargılama giderlerinin davalıdan talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava dışı işçinin davalı şirketteki iş akdini kendi isteğiyle herhangi bir haklı nedeni bulunmaksızın sonlandırdığından kıdem tazminatına hak kazanmadığını, dava dışı işçinin farklı zamanlarda, farklı taşeron firmalarda çalıştığını, davacı tarafından dava dışı işçiye toplam 25.429,20 TL ödeme yapıldığını, fakat davalıdaki çalışmalarının sadece 3 günlük olduğunu, dava dışı işçinin davalı şirkette çalıştığı dönemde fazla mesai ve hafta tatili çalışması da yapılmadığını, AGİ ödemesinin dava dışı işçinin bordrosuna yansıtıldığını, işçinin banka hesabına ödendiğini davalı şirketin söz konusu ödemeye ilişkin işbu dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğini, davalı şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmeler tip sözleşme niteliğinde olduğundan ve tip sözleşmelerde yer alan düzenlemeler, işçilik alacakları açısından sorumluluk doğurmadığından müvekkil şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER
1.) Dava konusu işçilik alacağı ödemesine ait belgeler ile dava dışı işçinin SGK hizmet döküm cetveli.
2.) Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve ekleri ile genel ve teknik şartname.
3.) Hesap bilirkişi raporu.
4.) .....esas sayılı dosyası
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesine istinaden doğan dava dışı işçiye yapılan ödemenin yüklenici şirketlerden rücuen tahsili istemidir.
Dosyamızda taraf delilleri toplandıktan sonra dava dışı sigortalı işçiye ait sigorta hizmet kayıtları celp edildikten ve ilgili iş mahkemesi dosyası ve ödeme belgeleri celbedildikten sonra dosyamızda SMMM bilirkişisinden hesap bilirkişi raporu aldırılmış alınan asıl ve ek bilirkişi raporlarında özetle; davacının dosyaya sunduğu sözleşmelerin 8.maddelerinde iç ilişkideki sorumluluğun alt işverenlere ait olduğuna ve ...'ya rücu edilemeyeceğine, kalem halinde sayılan işçilik ödemelerine alt işverenlerin katlanacağına dair hükümlerin bulunduğu, bu hükümler uyarınca sorumluluk oranı konusunda hukuki takdirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiş ve tam sorumluluk ve yarı yarıya sorumluluk ihtimalleri dikkate alınarak alternatifli hesaplamaya dair rapor mahkememize sunulmuştur. Davacı kurum ile davalılar arasında düzenlenen sözleşmelerde sözleşme süresince yüklenici şirket bünyesinde çalıştırdığı işçilerin işe alınması, işten çıkarılması neticesinde doğabilecek tüm yükümlülüklerin yüklenici şirketlere ait olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Rücuya dayanak gösterilen İlamda hüküm altına alınan alacaklar; dava dışı işçinin toplam hizmet süresi üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ücreti, fazla mesai ücreti, UBGT ücreti ve AGİ alacaklarıdır.İş mahkemesindeki dava, alt işverenlere ihbar edilmiş olup, rücu kapsamına icra ferileri de dahil edilmelidir. .Kıdem tazminatı alacağı yerleşik ... her bir işverenin işçinin kendi çalıştırdığı döneme isabet eden miktarla sınırlı olarak sorumlu olup, son işveren ise yıllık izin ücreti alacağı ve fesih ihbar alacağından sorumludur..... Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
Davalılar ... açısından; bahse konu hizmet alım sözleşmesinin ve eklerinin imza tarihi ile sözleşmede açıkça davalı yüklenici Şirketlerin işçilik alacaklarından hukuki sorumluluğu öngörülmesine göre, davacı kurum, davalı yüklenici Şirketlerden çalıştırdığı işçinin işçilik hakları bağlamında işçiye kıdem tazminatı,fazla mesai ücreti, UBGT ücreti ve AGİ alacakları ödemesi bakımından davalılara rücu hakkını haiz olup, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücret alacağından ise son işveren olan davalı ... den rücu hakkına haiz olup dava konusu ödemenin Mahkememiz’ce de benimsenen bilirkişi raporunda hesaplanan kısmını davalılardan rücuen talep etmekte hukuken haklıdır. Davalı ... açısından ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Öte yandan yargılama sırasında gerek cevap dilekçelerinde ve gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde Davalılar ..., ... Vekili takas- mahsup def'i ileri sürmüştür ve bu def'ini dayanağın da ön inceleme duruşması sırasında dosyaya sunulan 03/12/2019 tarihli birinci haciz ihbarnamesi cevabına ilişkin olarak icra müdürlüğüne davacı tarafın yapmış olduğu beyan gösterilmiştir. Ancak mahkememizce takas def'inin şartlarının oluşmadığı görüldüğünden bu def'iye itibar edilmemiştir. Zira; takas- mahsup def'inde bulunulmasının şartlarından biri de Takas beyanında bulunan tarafın alacağının muaccel olması zorunluluğudur ve davalı alacağının muaccel olmadığı ve ayrıca hangi davalı bakımından ne kadarlık bir miktar için takas beyanında bulunulduğu da açık olmadığından takas defi olumlu değerlendirilmemiştir.
Bu bağlamda, toplanan delillere göre açıklanan gerekçelerle; davanın kabulü ile Mahkememiz'ce de benimsenen bilirkişi raporunda hesaplanan Davalılardan; Davalı .... Bakımından 640,91 TL, Davalı .... bakımından 961,36 TL, Davalılardan ...bakımından 1.476,38-TL, Davalılardan .... Bakımından 125,89 TL, Davalılardan ... Bakımından 22,89 TL, Davalılardan.... Bakımından 627,49 TL, Davalılardan... bakımından 17.679,13 TL, Davalılardan ... ve ... bakımından 2.128,74-TL tutarındaki rücu alacağının ödeme tarihi olan 30/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte anılan davalılardan tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği, davalı ... açısından ise davanın açılmamış sayılması gerektiği kanaatine varılmış olmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı tarafından Davalı .... Aleyhine açılan davanın HMKnın 150/5 m uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2.Davacı tarafından diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulü ile Davalı ...Bakımından 640,91 TL Davalı .... bakımından 961,36 TL Davalılardan ....bakımından 1.476,38-TL Davalılardan ..... Bakımından 125,89 TL Davalılardan .... Bakımından 22,89 TL Davalılardan .... Bakımından 627,49 TL, Davalılardan ... bakımından 17.679,13 TL Davalılardan ... ve ... bakımından 2.128,74-TL Rücu alacağının 30/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan anılan miktarlarla tahsili ile davacıya verilmesine,
3.Alınması gerekli 1.615,72 TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 434,27-TL harcın mahsubu ile eksik alınan 1181,45-TL harcın davalılardan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına,
4.Arabulucu ücreti olarak yatırılan 1.320.00 TL ücretinin davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6.Bu dava kapsamında davacı tarafından yatırılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı olmak üzere toplam 496,47 -TL harcın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
7.Bu dava kapsamında davacı tarafından yapılan 1.919,50 TL posta/tebligat/bilirkişi gideri olan yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8.HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair; Davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/05/2023 Katip ... E imza Hakim ... E imza