Esas No
E. 2014/3160
Karar No
K. 2014/19408
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2014/3160 E.  ,  2014/19408 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi : Bursa 7. İş Mahkemesi

Tarihi : 04/02/2014

Numarası : 2012/521-2014/42

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraflarca süresi içinde temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacı, 24/08/2009 tarihinden 29/02/2012 tarihine kadar davalı federasyon bünyesinde Milli Takımlar Bölge Sorumlusu olarak çalıştığını, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi hükümleri gereği verilmesi gereken ikramiye hakları ile sosyal haklarının davalı tarafından verilmediğini, ikramiye ve sosyal haklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ikramiye, yıllık ücretli izin ve sosyal yardım alacaklarının tahsilini istemiştir.

Davalı, davacının Bursa Bölge Müdürlüğünde Milli Takımlar Bölge antrenörü olarak çalıştığını, işe alınırken personel işlem formu ile tüm haklarının belirlendiğini, çalışan hiçbir antrenörün ikramiye ve diğer yan ödemelerden yaralanmadığını, davacının haksız yere istifa ettiğini, 35 günlük izin alacağının olduğunu ancak bu hakkının kendilerinin alacağı olan ihbar tazminatına takasladıklarını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının ücretlerin ödenmediği için İş Kanununun 24/II-e maddesi gereği iş akdini haklı nedenle feshettiği, davacının ikramiye ve diğer sosyal hak talebi açısından, davacı tarafından dosyaya sunulan, taraflar adına düzenlenmiş belirsiz süreli iş sözleşmesi başlıklı yazının 4. maddesinde davacının aldığı ücret alacağı, bunun yanında her takvim yılında iki kez birer maaş tutarında davacıya ikramiye ödeneceği, ayrıca davacının personele yapılan tüm sosyal yarımlardan da yararlanacağı belirtilmiş olup, ancak davacının imzasının bulunmadığı, davacının haklarına dair personel işlem formu düzenlendiği, bu işlem formuna göre de davacının yılda 12 maaş tutarında ücretle çalışacağının kararlaştırıldığını, ayrıca davacı gibi çalışan personelin sosyal haklardan yaralanmadıklarını, bu formda davacının imzasının bulunmadığı, tanık beyanları ve dosya kapsamı, sözleşme başlıklı yazıda incelendiğinde sözleşmede herhangi bir sosyal hak tanımı yapılmadığı gibi sosyal hakka ilişkin bir miktar da belirtilmediği , dolayısı ile ikramiye ve sosyal haklara ilişkin alacaklarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32'nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14'üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür. 1475 sayılı Yasa döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 81'inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 97'inci maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.

Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.1 II). 18.1.2010 gün, 2008 14546 F.. 2010 193 k.). 4857 sayılı İş Kanununun 24'üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır.

Somut olayda, davacı iş sözleşmesi gereği ikramiye ve sosyal haklarının ödenmemesi nedeni ile iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerken, davalı işveren davacı ile iş sözleşmesi yapılmadığını, ikramiye ve sosyal hakkının bulunmadığını savunmuştur.

Davacı tarafından dosyaya sunulan taraflar adına düzenlenmiş iş sözleşmesi imza içermemektedir. Davacı söz konusu bu iş sözleşmesini imzalayıp hangi yolla(faks çıktısı, iadeli taahhütlü alındı belgesi vs.) ya da elden hangi tarihte davalı işverene ulaştırdığına ilişkin herhangi bir delil ileri sürmediği gibi, 04/02/2014 tarihli duruşmada davalı vekili tarafından kendisine yönelik prim ya da ikramiye alıp almadığı hususunda sorulan soruya "cevap vermek istemediğini" bildirmiştir. Bu doğrultuda haklı fesih nedeninin davacı tarafından ispat edilememesi nedeni ile kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken mahkemece ikramiye ve sosyal hak talebinin reddedilmesine rağmen kıdem tazminatı talebi kabul edilerek çelişkiye düşülmesinde isabet görülmememiş karar bu nedenle bozulmuştur.

SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.