T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin tekstil sanayinde yıllardan beri tasarım ve satış faaliyetinde bulunduğunu; Müvekkilin Türkiye'de ilk kez kendisi tarafından üretilerek kamuya sunulmuş olan düğme detaylı elbise tasarımının ilk kez müvekkile ait (... adlı instagram satış sayfasında kamuya sunulduğunu, müvekkilinin elbise tasarımının tescilsiz tasarım korumasından yararlandığını; davalının... adlı instagram sayfasında müvekkile ait elbise tasarımına yer vermiş olduğunu; bu durumun ...
2.FSHHM'Nin... D.iş sayılı dosyasına sunulan tespit edilmiş olduğunu; davalı eyleminin müvekkilin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğini; davalının haksız eyleminin müvekkilin tasarım hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde kanaate varılması halinde dahi davalının eyleminin TTK'ya göre haksız rekabet teşkil ettiğini; davalı eylemlerinin müvekkili maddi ve manevi zarara uğrattığını belirterek, 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi ve 100,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu elbise tasarımının müvekkili tarafından yeniden tasarlanıp üretilmemiş olduğunu; Müvekkilinin davacının tasarımı olduğunda habersiz şekilde, sayfasına eklemesi için gönderilen fotoğrafları yayınlamış olduğunu; müvekkilin, dava konusu bu elbiseleri hiçbir surette üretip satmadığını, D. İş dosyası üzerinden, müvekkiline ait ... adlı instagram satış sayfası üzerinde, tasarım hakkına tecavüz teşkil eden ürün bulunup bulunmadığı yönünde keşif ve incelemesi yapılmış olduğunu; D.iş dosyasına sunulan bilirkişi raporunda tespite gidilen ... Mağazasında dava konusu elbiselerin benzerine adreste rastlanmadığının tespit edilmiş olduğunu; Tekstil sektöründe birçok sosyal medya hesaplarının işleyişinde ürünlerini pazarlamak isteyen tacirlerin ürün fotoğraflarını müvekkil gibi online satış yapan kişilere göndermekte ve sayfalarına bu ürün fotoğraflarının konulmasını talep etmekte olduklarını; Ürünün yayımlanmasının ardından sipariş gelmesi halinde müvekkilin ilgili kişiden gelen sipariş kadar ürünü satıcıdan fatura karşılığı almakta ve online müşteriye satmakta olduğunu; Dava konusu elbise fotoğraflarını müvekkile Zaten müvekkilin “...” adlı sayfaları incelendiğinde görüleceği üzere her bir gönderide arka fon değiştiğinden, müvekkilin bu ürünleri üretmediği ve kendisinin - satışa hazırlamadığının en büyük göstergesi olduğunu; Müvekkilin, yıllardır bu sektörde ticari iş yapmakta olup farklı farklı tekstil ürünü satış sunmakta olduğunu; Dava konusu ürünlerin fotoğrafının “...Tic. Ltd. Şti.” markası olan ... üzerinden müvekkile gönderilmiş olduğundan davanın bu şirkete ihbarı gerektiğini; Davacının tasarımının yenilik getirmeyip benzer ürünlerin piyasada yaygın şekilde diğer firmalarca kullanılmakta olduğunu belirterek, davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 23/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davacının tescilsiz elbise tasarımını yüklediği sosyal medya paylaşımlarının 2021 yılına ait olduğu, davacıya ait tescilsiz elbise tasarımı ile davacıya ait tasarım sosyal medya paylaşımları açısından değerlendirildiğinde, ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı (iltibas) oluşturacağı, tescilsiz bir tasarıma tecavüzden bahsedebilmek için, ihlal durumunda kötüniyetin varlığının şart olduğu; ancak somut olayda davalının kötüniyetini ispat eder bir delilin dosyada tespit edilemediği, görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize 18/05/2023 havale tarihli sunulan bilirkişi raporunda özetle ; dosya üzerinde ve Davacının Resmi defter ve kayıtları üzerinden inceleme sonucunda SMK 151/2-a kapsamında tazminat talep tutarı 2 hesaplama yöntemi ile çıkarılmış Birinciye göre 80.910TL, ikinciye Göre ise 141.593,00 TL davacının davalıdan hak ettiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. ISLAH
Davacı vekili 30/05/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 80.910,00 TL'ye yükselttiği anlaşılmıştır. KANAAT VE GEREKÇE İşbu dava 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı talepli davadır. ...
2.Fikri ve sinai Haklar Hukuk Mahkemesi ... D.İş dosyasından alınan raporda, benzerlik ve ayırt edicilik yönünden davacıya ait tescilsiz tasarımın instagram platformu üzerinde (... adlı hesapta 19 Haziran tarihinde paylaşılan görsel ile instagram platformu üzerinde Davalıya ait (... adlı hesapta yer alan 29 Kasım tarihli tasarım paylaşımlarına ait görsellerde ki formlar kesimler ve taşlı düğme sayısı (10 Adet, 5 adet bedende 5 adet etekte kullanılmış) aynı olduğu tespit edilmiştir.
Tasarım kavramı, insan zihninde biçimlendirme, kurma, tasavvur etme faaliyetleri ile, nesnel gerçekliğe estetik bir yapı kazandırmayı ifade eder. Tasarım hakkı ise, herkese karşı ileri sürülebilen, maddi olmayan bir mutlak haktır. SMK'nın 55/1 fıkrasına göre; “Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.” Tasarım hukukunca korunan sadece dış görünüştür.
Hukukumuzda tescilli tasarımların yanı sıra tescilsiz tasarımlar da SMK kapsamında korunmaktadır. İlk kez Türkiye'de kamuya sunulan tasarımlar tescilsiz tasarım olarak korunur (SMK m. 55/4). Kanuna göre, bir tasarım ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş ise «yenilik» ve «ayırt edici nitelik» vasıflarını haiz ise tescilsiz olarak üç yıl süreyle korunur. Koruma süresi kamuya sunma ile başlar. Tasarım sayısının fazla olduğu sektörler için ihtiyaç duyulan bir düzenlemedir. Pazar ömrünün kısa olduğu ve çok fazla sayıda tasarımın ortaya çıktığı tekstil, moda, ambalaj gibi sektörlerin ihtiyaçlarına hizmet eder. Bir tasarımın SMK kapsamında korumadan yararlanabilmesi için “yeni” ve “ayırt edici” özelliklere sahip olması gerekir (SMK m.56/1)
a)Bir tasarımın aynısı (a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, (b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir (SMK m.56/4). Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edilir. Kamuya sunma, sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar.
Hangi tasarımların yeni olarak kabul olunacağı zaman ve mekana göre değişmektedir. Ancak genel olarak “yeni” kelimesi önceden bilinmeyen, hiç kullanılmamış veya az kullanılmış anlamlarına gelmektedir. Bir tasarımın aynısının, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olması yenilik unsurunu ortadan kaldırır.
b)Tasarımın ayırt edici olması, yeni olmasından farklı bir kavramdır. Tasarım yeni olması, SMK m.56/4'deki “Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir” hükmünden de anlaşılacağı üzere yüzeysel bir incelemeyi gerektirir. Oysa ayırt edici olmayı belirlemede ölçü “bilgilenmiş kullanıcı”dır (SMK m.56/5). Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim (a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, (b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir (SMKm.56/5).
Bilgilenmiş kullanıcı, daha önceden kamuya sunulmuş tasarımların kendisinde bıraktığı genel izlenimden belirgin derecede farklı izlenim bırakan tasarımlar ayırt edici kabul edilir. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, birbiri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınır.
Hukukumuzda yeni ve ayırt edici tasarımlar beşer yıllık sürelerle yenilenmek suretiyle en fazla beş yıl süreyle korunur (SMK m.69/1). Tescilsiz tasarımın korunabilmesi için ise, bu iki özelliğe ek olarak “ilk kez Türkiye'de kamuya sunulma” şartı da vardır (SMK m. 55/4). Tescilsiz tasarımların koruma süresi, kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır (SMK m. 69/2).
Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller SMK 81. maddede üç bent halinde sayılmıştır. Buna göre, tasarım hakkı sahibinin izni olmaksızın tasarımın aynını veya belirgin bir şekilde benzerini yapmak, üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme akdi için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarak, ithal işlemine tabi tutmak; lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya devretmek; tasarım hakkını gasp etmek tasarım hakkına tecavüz kapsamındadır (SMK m.81/1).
Sınai haklara tecavüz aynı zamanda bir haksız fiil olduğundan Borçlar Kanunundaki haksız ftil zamanaşımı süresi açılacak hukuk davalarında uygulanacaktır. Buna göre sınai hak sahibi, hakkına tecavüz hallerini ve bu halleri gerçekleştiren kişi veya kişileri öğrenmesinden itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıl içinde tecavüz davası açabilecektir. Tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'i davalarında ise zamanaşımı söz konusu değildir. Çünkü tecavüz devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeye başlamayacaktır. Tecavüz durduğunda veya tekrarlama tehlikesinin bulunmadığında ise, tecavüzün men'i davası açılması söz konusu olmayacaktır. Zamanaşımı, tasarıma tecavüz oluşturan eylem tekrarlandıkça her gün kesilip yeniden işlemeye başlar.
Tescilsiz tasarım sahibi de tasarımına tecavüz teşkil eden eylemlere karşı dava açabilir. Ancak tescilsiz tasarım, sahibine sınırlı haklar sağlar. Hak sahibi, sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mü olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez (SMK m. 59).
Somut olaya dönüldüğünde, benzerlik ve ayırt edicilik yönünden değerlendirilen tasarımların elbise niteliğinde olduğu, her iki tasarımın kesimleri ve model yapılarının aynı görünüme sahip olduğu, her iki tasarımın da etek boy oranı, kumaş kullanımı ve biçiminin aynı olduğu, davacının tescilsiz elbise tasarımını yüklediği sosyal medya paylaşımlarının 2021 yılına ait olduğu, davacıya ait tescilsiz elbise tasarımı ile davalıya ait elbise tasarımı sosyal medya paylaşımları açısından değerlendirildiğinde, ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı (iltibas) oluşturacağı tespit edilmiştir. Her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda tescilsiz tasarımın kötü niyetin varlığı halinde tescilli tasarım gibi korunacağından bahsedilmiş ise de, rapora bu yönden iştirak edilmemiştir. Şöyle ki, davacı taraf tasarımını Türkiye'de ilk defa 12.04.2021 tarihinde kamuya sunmuş olup, tescilsiz tasarımların SMK 69/2 kapsamında koruma altında olduğu 3 yıllık süre dava tarihi itibariyle henüz dolmamıştır. Dolayısıyla kötüniyetin varlığı tartışılmadan SMK kapsamında koruma altında olan davacı tarafın tasarım hakkına davalı tarafından tecavüz olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekle, davalı tarafın, ...
2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi...D.İş dosyasıdaki bilirkişi raporunda, davalıya ait (@... adlı hesapta 29.11.2021 ve 20.11.2021 tarihli tespit edilen tasarım paylaşımları (10 Adet, 5 adet bedende 5 adet etekte kullanılmış) dikkate alınarak dava konusu tasarımı kullandığı tespiti karşısında, SMK madde 59/2 gereğince, tescilsiz tasarım hakkına tecavüz oluşabilmesi için, korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması gerekeceği, korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın ise koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğunun kabul edilmeyeceği, tasarım uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davacı ve davalı karşı taraf ürünleri arasında ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğu ve bilgilenmiş müşteri nezdinde birebir aynı tasarım algısı (iktibas) oluşturacağı, davacı tarafın tasarımını daha önce kamuya sunduğuna ilişkin dosyaya sunmuş olduğu delillerin olduğu, davacının paylaşımları yaptığı sosyal medya hesaplarının herkesin erişimine açık olduğu, davalının bu paylaşımlara erişiminin mümkün olduğu da göz önüne alındığında, davalı kullanımlarının SMK madde 81/1-a kapsamında tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Haksız Rekabet Yönünden Yapılan İnceleme
Bilindiği üzere Haksız rekabet,
TTK 54. maddesi vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade eder. Diğer bir deyişle haksız rekabet, rakipleri ezmek ve onları iktisadi faaliyet alanından uzaklaştırmak amacıyla ve hüsnüniyet kurallarına aykırı suretlerle başvurulan, kanuna, nizama, adaba ve teamüle göre teviz edilemeyecek hareketlerin tamamıdır. Bu bağlamda başkasının serbestçe ifaya hakkı olduğu rekabet hareketini mene veya onu rekabet sahasından çıkarmaya ve kendi edalarını daha avantajlı göstermeye yarayan yasal olmayan vasıtaları kullanan kişi haksız rekabet fiilini işlemiş olur.
TTK 55/1-a-4 bendine göre “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayılır. Karıştırılma (iltibas), ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir.
Somut olayda davacının kamuya sunduğu tescilsiz tasarımı ile davalı tarafından kullanılan elbise tasarımları karşılaştırıldığında, genel izlenim olarak davalı tarafından kullanılan elbiselerde kullanılan tasarımın davacının tescilsiz tasarımına genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzediği dikkate alındığında iktibas olan bu durumun TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı sonucuna varılmıştır Tazminat Talepleri Bakımından Yapılan İnceleme 6769 sayılı SMK'nın "Tazminat" başlıklı 150. maddesinde de " Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (2) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. (3) Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Tasarım sahibi kanunun 151.maddesi gereğince yoksun kalınan kazancını talep edebilir. Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında 2. Fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması halinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.
Davacı vekili tazminat taleplerini 6769 sayılı SMK'nın 151/2-a uyarınca hesaplanmasını talep etmiştir. Mali bilirkişi tarafından davacıya ait 2020 ve 2021 yılları kayıtlarını içerir ticari defter ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yapılmış, davacıya ait olan tutulması zorunlu yasal defterlerin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit ettiği dolayısı ile TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş olduğu tespit edilmiştir.
Mali inceleme bakımından yapılan tespitlere göre, davacının 2020 Yılında 2.826.889,60 Satış tutarının 2021 yılında 2.078.592,66 TL ye düştüğü, yaklaşık yüzde 35 oranında satışlarda düşüş olduğu, satışların yüzde 95 inin dava konusu ürünlerle ilgili olduğu tespit edilmiştir.
Davacının 2021 yılı brüt satış karı olan 404.552,00 TL'nin sektör ortalama kar haddi olan yüzde 20 ile çarpımı sonucu bulunan tutarın yani 404.552,00 x 0,20= 80.910 TL'nin SMK 151/2-a kapsamında tazminat olarak davacının talep edebileceği, alternatifli olarak yapılan hesaplamaya göre de, davacının 2021 Yılı Satışlarındaki düşüş oranının temel alınması halinde yüzde 35 civarındaki düşüş oranına göre 404.552,00 x 0,35 = 141.593 TL tazminat talep edebileceği hesaplanmıştır. TTK’da tacir olmaya bağlanan hükümlerden biri “basiretli olma” yükümlülüğüdür (TTKm.18/2). Bu hükme göre, bir tacir faaliyetinde kullanacağı markayı seçerken aynı sektörde üçüncü kişiler adına tescilli/kullanılan bir markanın aynı/benzerini kullanmaması beklenir.
Zararın belirlenmesi, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağı gibi ihlal edeni mükafatlandırır nitelikte de olmamalıdır. Somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğundan tazminat hakkaniyete uygun olarak belirlenmelidir. Zira tazminatın gerek elde edilen kazanca gerekse lisansa göre belirlenmesinde sektörün genelindeki parametreler, davacının bilinirlik durumu, markasının zamana göre daralma yada artış göstermesi, ülke ekonomisinin koşulları da taraf ciroları kadar gözetilmelidir. Elbetteki bu açıklanan unsurların bir çoğu bilirkişilerce saptanamadığından bu durumda hakim Borçlar Kanunu' nun 51. maddesine göre somut olayın özelliklerine, kusurun ağırlığına ve hakkaniyete göre zararı tespit edecektir.
Borçlar kanununun 51/1 maddesinde "Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği" , Türk Medeni Kanun'un 4. maddesinde de "Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini yada haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği" belirtilmiştir.
Somut olaya dönüldüğünde bilirkişi tarafından iki ayrı hesaplama yapılmış ise de yukarıda belirtilen açıklama uyarınca SMK md. 151/2-a kapsamında ortalama olarak kar oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı, fazlaya ilişkin miktarın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı gözetilerek davacının yoksun kaldığı kazanç miktarının takdiren 80.910,00 TL olabileceği değerlendirilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149. Maddesinin 1-ç bendinde " Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini" belirtildiği üzere, tasarımdan doğan hakları tecavüze uğrayan tasarım hakkı sahibinin mahkemeden manevi zarar talep edebileceği hüküm altına alındığı, bu madde ve somut olay ele alındığında davacı tasarım hakkı sahibinin tasarımdan doğan haklarına tecavüz edildiği, manevi tazminatın yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, eylemin ağırlığı tecavüze konu tasarım sayısı, paranın alım gücü, hak ve nesafet gözetilerek takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın yerinde olduğu, fazlaya ilişkin talebin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağından reddine karar verilmiştir.
Davalı hakkındaki itibar tazminatı talebinin ise, kötü şekilde üretim veya uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürme durumunun söz konusu olduğunun ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında toplanan deliller, ...
2.Fikri ve sinai Haklar Hukuk Mahkemesi ... D.İş dosyası, alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, davalı kullanımlarının davacıya ait tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine,80.910,00 TL maddi tazminatın 09/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10.000,00 TL maddi tazminatın 09/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, itibar tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalı kullanımlarının davacıya ait tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine,
2.80.910,00 TL maddi tazminatın 09/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.10.000,00 TL maddi tazminatın 09/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4.İtibar tazminatı talebinin reddine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 6.210,06 TL karar harcından peşin yatırılan 1.725,34 TL'nin mahsubu ile kalan 4.484,72 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6.a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6.b) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6.c) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7.a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
7.b) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen itibar tazminatı miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine
8.Davacı tarafından yapılan: 6.500,00 TL bilirkişi ücreti, 152,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.652,50 TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 5.987,25 TL ve 1.806,04 TL harç (peşin+başvuru+ıslah) olmak üzere toplam 7.793,29 TL ile ... 2.FSHHM ...
D. İş sayılı dosyasında davacı tarafından yapılan: 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 11,00 TL posta gideri, 157,00 TL harç (peşin+başvuru) =3.168,00 TL olmak üzere toplam 10.961,29 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
9.Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)