4. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 4. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/09/2023
NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF KARARI YAZIM
TARİHİ : 18.01.2024
Taraflar arasında görülen davada Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ayrı ayrı yetkisizlik kararı vermesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı-alacaklı tarafından davacı-borçlu müvekkil aleyhine Yunak İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibi yapığını, ancak bu takibi müvekkilinin yurt dışında olduğu tarihlerde kötü niyetli olarak yaptığını, müvekkilinin yurt dışında olması nedeniyle iş bu takibe süresinde itiraz edemediğini ve akabinde müvekkiline ait taşınır, taşınmaz ve banka hesaplarına haciz işlemi uygulandığını, oysaki müvekkili ile davalı arasında ne bir iş akdi, ne bir ticari ilişki, ne alacak verecek ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek öncelikle teminatsız olarak, mahkemece talepleri kabul görmediği taktirde belirlenecek nakdi teminat veya banka teminat mektubu karşılığında ihtiyaten takibin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 28/04/2023 tarih ...Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... , HSK Genel Kurulu tarafından 08.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararı alınmış, karar kapsamında 01.09.2021 tarihi itibarıyla adı geçen illerde ticari nitelikli davaların artık il merkezlerinde kurulu bulunan asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği belirtilmiştir.
Zaman içerisinde istinaf mahkemeleri tarafından bu kararın uygulanmasına ilişkin kurallar belirlenmiş, bu tarih itibarıyla derdest olan davaların mahkemesinde görülmeye devam edeceği, bu tarihten sonra açılacak davaların ise asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği hususu içtihat haline getirilmiştir. Asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olması ve mahkemelerin yargı çevresini belirleme yetkisinin Hakimler ve Savcılar Kuruluna ait bulunması hususları bir arada değerlendirildiğinde, somut olayda davada mahkememizin görevli olmadığı, Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu" gerekçesiyle dosyanın Konya Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderildiği anlaşılmıştır.
Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... inşaat malzemesi satışından kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasından ibaret olup, mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Yine gelen yazı cevaplarına göre tarafların tacir sıfatına haiz olmamaları karşısında davanın nispi ticari davalardan da olmadığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda görevli mahkemenin Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu" gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilerek olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. Olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü ve davaya bakacak yargı mercinin belirlenmesi için gönderilen dava dosyası incelendiğinde; Somut olayda menkul mal alım-satımından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit davasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 09.03.2016 tarih 2014/13-1023 E. 2016/294 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi ; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerektiği, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği, ticari davaların, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak üç gruba ayrıldığı, a-Mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğu, mutlak ticari davaların TTK' nın 4/1. Maddesinde bentler halinde sayıldığı, bunların yanında kooperatifler kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davaların da bulunduğu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartların aranmadığı, TTK' nun 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu, b-Nispi ticari davaların, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu,
TTK 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafıda tacir olan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesi ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiği, bu şartların birlikte bulunmadıkça uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK' nun 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davaların haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği, hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmeyeceği, c-Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgisi olması TTK' da yeterli görülmüştür.
Ticaret mahkemelerinin görevini düzenleyen TTK'nın 5/1: "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." demiştir.
Bir davanın, ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Ticari işletme,
TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. (Ankara BAM 22HD17/3263E-2019/927K) Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın tespiti bakımından;
TTK 15. maddesinde: “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." denmektedir. 5362 numaralı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3/a maddesinde esnaf ve sanatkâr: "... basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak tarif edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu madde 176:" Tüccarlar, defter tutma bakımından iki sınıfa ayrılır: I inci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre; II nci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre; defter tutarlar." buna göre hem tacirler hem esnaflar işletme hesabına göre defter tutabildiğinden, işletme hesabına göre defter tutan kişinin tacir olup olmadığının tespiti bakımından; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; Birinci Sınıf Tüccarlar: başlıklı madde 177 (Değişik 30/12/1980-2365/26 md.): "Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:(1)
1.Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (190.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (260.000 TL) lirayı aşanlar;
2.Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (100.000 TL) lirayı aşanlar;
3.1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (190.000 TL) lirayı aşanlar;" (29/12/2017 tarihli ve 30285 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maliye Bakanlığının (Gelir İdaresi Başkanlığı) 490 Sıra No.’lu Tebliği ile 1/1/2018 tarihinden geçerli olmak üzere tespit edilen miktarlar metne parantez içinde siyah punto ile işlenmiştir.)
Aynı yönde: Bakanlar Kurulunun 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Kararı madde 1/a:“...213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ...”hükmünde belirlenen sınırların aşılıp aşılmadının tespit edilmesi, aşan kişilerin tacir olarak kabul edilmesi gerekecektir.
Bu bağlamda bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafının ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahutta açılan davanın TTK'nın 4. maddesinde 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmesi ile ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Mutlak ticari davalar tarafların tacir olup olmadıklarına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1 maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Nispi ticari davalar ise ticari işletmesi ile ilgili olup her iki tarafın da tacir olduğu davalardır. Bunun istisnası ise TTK'nın 4/1-son maddede "yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla, fikri ve sinai haklara ilişkin davalar da ticari davalardır" şeklinde belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK 5. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkarılarak görev haline dönüştürülmüştür. Görev hususu ise HMK 1. maddesine göre kamu düzeni ile ilgili olup hakim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Bir başka açıdan HMK 114/c maddesinde görev bir dava şartı olarak belirlenmiştir.
Yukarıda anlatılanlara göre; açılan davanın alım-satım nedeniyle alacak istemi olduğu,davalı tacir olsa da davacının tacir sıfatını taşımadığı dolayısıyla nispi ticari dava olmadığı gibi TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari dava olmadığı anlaşıldığından işbu davanın 6100 sayılı HMK 1-20. Maddeleri ve TTK 4-5.maddeleri uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.6100 sayılı HMK'nın 21. ve 22. maddeleri gereğince Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
2.Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen Yunak Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için merci tayini talebinde bulunan Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi' ne iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK’nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olarak 25.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...