20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2021/1863 - 2024/25
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/09/2021
NUMARASI : 2020/311 E. - 2021/297 K.
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2021 tarih ve 2020/311 E. - 2021/297 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde 35, 36.sınıflarda tescil edilmek üzere 2019/72894 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... resmi markalar bülteninde yayınlandığını, davalı şirketlerin yaptığı itirazların kısmen kabul edilerek, başvurularının 36.sınıftaki hizmetler yönünden reddine karar verildiğini, bu kısmi ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin bu kez ...
2020.M-6424 sayılı YİDK karan ile nihai olarak reddedildiği, oysa markadaki “sigorta” ibaresinin 36. sınıf yönünden tanımlayıcı bir ibare olduğundan değerlendirme dışı bırakılması gerektiğini, markadaki esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, bu ibarenin 36. sınıf hizmetler yönünden piyasada kullanılan bir ifade olmadığını, redde mesnet gösterilen markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davalı markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin 36. sınıf hizmetler kapsamında zayıf konumda olduğunu, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 uyarınca benzerlik bulunmadığından markalar arasında sınıfsal benzerliğin incelenmesine gerek olmadığını ileri sürerek, ... YİDK’nın 2020-M-6424 sayılı kararının iptali ile 2019/72894 başvuru numaralı "..." ibareli markanın tüm sınıflar yönünden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
... Sigorta A.Ş.(... Sigorta A.Ş.) vekili, davacı şirketin tescilini istediği “...” markasının müvekkili şirkete ait “...” ve “...” ibaresini ihtiva eden markaları ile aynı mal ve hizmet sınıfında tescili halinde tüketici nezdinde karıştırılmasının mümkün olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkili şirket markalarının tescil tarihinin dava konusu marka başvurusu tarihinden çok daha önceki tarihe uzandığını, müvekkili şirketin itiraza konu markalara ayırt edicilik kazandırdığını, markalar üzerinde tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirketin 36. sınıf hizmetler yönünden “...” ibaresi ile özdeşleştiğini, “...” ibaresinin zayıf olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı markasındaki “...” ibaresinin markayı farklılaştırmadığını, “...” ibaresinin iletişim hizmetinin tanımlayıcısı olduğunu, markaların görsel, işitsel, fonetik ve hizmet sınıfı bakımından birebir aynı olduğunu ve karıştırılma ihtimallerinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili, dava konusu marka başvurusu ile müvekkili şirket markalarının eşya listelerinin kapsamında 36. sınıfın yer aldığını, davacı şirket markasındaki ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğunu, müvekkili şirket markalarındaki ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirket markasının ayırt edici unsurunu aynen kullandığını, davacı şirket markasında yer alan “...” ibaresinin ayırt edici nitelikte olmadığını, tüketicilerin başlangıç kısımları aynı olan markaları daha fazla karıştırma eğiliminde olduğunu, markalar arasında yüksek düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacı şirketin “...” ibareli başvuru markası ile davalı şirketlerin itiraza mesnet “...” esas unsurlu markalarının işaret anlamında benzer olduğunu, başvuru markası kapsamından çıkartılan 36. sınıf hizmetler yönünden “sigorta” ibaresinin ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğunu, davacı markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, 6769 sayılı kanunun 6/1 maddesinde düzenlenen iltibas tehlikesinin önlenebilmesi için MDB tarafından başvuru markası kapsamından çekişme konusu 36. sınıfta yer alan hizmetlerin çıkartıldığını, aynı hizmetlerin davalıların itiraza konu markalarının kapsamında da bulunduğunu, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, markaların “...” ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklı olarak aralarından düşük seviyede görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin anlamlı bir kelime olmaması nedeniyle aralarında kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, taraf markalarının aynı/aynı tür mal ve hizmetleri içerdiği ve fakat bu mal ve hizmetlerin ilgili tüketicisinin ortalamanın üstünde bilgi ve dikkate sahip olduğu, hizmeti alan tüketicinin üzerinde araştırma yaparak satın alma eyleminde bulunduğu, taraf markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da bu ibarenin 36. sınıf hizmetler ve özellikle “sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler” bakımından ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, markada “...” ibaresinin ön plana çıkarılmadığı gözetildiğinde dikkat seviyesi yüksek tüketicinin farklı bir marka ile karşı karşıya olduğunu anlayabileceği, dava konusu markada “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getiriliş şeklinin orijinal olduğu, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davalıların dayanak markalarından uzaklaştığı ve “...” ibaresinin dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, “...” gibi ayırt edici niteliği düşük bir ibareyi ortak olarak içeren taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'nin 2020-M-6424 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markasının “...” ibarelerinden oluştuğu ve kapsamdan çıkartılan hizmetlerin de 36. sınıfta yer alan “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri” olduğu göz önüne alındığında, başvuru markasında yer alan “sigorta” ibaresinin ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğunu ve bu nedenle esas unsurun "..." ibaresi olduğunu, markalar arasındaki benzerlik incelemesinin “...” ve “...” ibareleri üzerinden yapılması gerektiğini, “...” ve “...” ibareleri arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğunu, çekişme konusu emtialar açısından taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş.(... Sigorta A.Ş.) vekili, markalarda ön plana çıkan unsurlar aynı olduğundan markaların işitsel ve görsel benzerliklerinin yanı sıra zihinde yer edinen “...” ibaresinin kavramsal olarak da benzer olduğunu, müvekkiline ait marka ile dava konusu markanın emtialarının aynı sınıfta olduğunu, "..." ibaresinin dava konusu marka için ayırt edici olmadığını, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin "..." markasına ayırt edicilik katmadığını, "..." ibaresinin davacının iddia ettiği gibi "..." markası için ayırt edici bir unsur değil aksine bir hizmetin tanımlayıcısı olduğunu, “...” ibaresinin iletişim hizmeti veren gsm şirketleri tarafından kullanılmasının çok tercih edilen bir ifade olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, ihtilafa konu 36. sınıfta yer alan hizmetlerin davacıya ait marka ile müvekkiline ait markaların eşya listesinin kapsamında yer aldığını, davacıya ait marka ile müvekkiline ait markalarda yer alan “sigorta”, “katılım”, “tekafül” ve “emeklilik” ibarelerinin tek başına ayırt edici nitelikte olmayan, tüketicilerin marka olarak algılamayacağı ibareler olduğunu, davacıya ait markanın ayırt edici unsurunun “...” ibaresi iken müvekkiline ait markaların ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkilinin markalarının ayırt edici unsuru olan “...” ibaresinin davacı markasında aynen kullanıldığını, “...” kelimesinin “cep telefonu”nun İngilizce karşılığı olan “... ...” ibaresinin kısaltması olarak, birçok iletişim firması tarafından kullanılan ve ayırt edici nitelikte olmayan bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin 36. sınıfa ait hizmetler için ayırt edici nitelikte olmadığını, tüketicilerin başlangıç kısımları aynı olan markaları daha fazla karıştırma eğiliminde olduğunu, markalar arasında yüksek düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu 2020-M-6424 sayılı kararının yerinde olduğunu, 2019/72894 nolu “...” ibareli marka ile müvekkiline ait 2018 28234 sayılı “... ...”, 2018 28240 sayılı “... ...” markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asli unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 36. sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, başvuru kapsamından çıkarılan 36. sınıf hizmetlerin niteliğine ve amacına vurgu yaptığı, bu itibarla ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin ise anılan hizmetler yönünden tanımlayıcı özellik taşımadığı ve ayırt edici niteliği haiz bulunduğu, bu haliyle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş.(... Sigorta A.Ş.) vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Sigorta A.Ş.(... Sigorta A.Ş.) ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 59,30'ar TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin anılan davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davalı ... Sigorta A.Ş., davalı ... Sigorta A.Ş.(... Sigorta A.Ş.) ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin anılan tarafların uhdelerinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/01/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.