37. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1848
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/04/2023
NUMARASI: 2023/127 2023/274
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
Taraflar arasındaki davada İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafından dava dilekçesinde davaya konu yerin ticari işletme olduğunu beyan ettiği, kaçak elektrik tutanağı ve ibraz edilen faturalara göre abone yerin ticarethane olarak belirlendiği, davalının ise sermaye şirketi olduğu görülmektedir. Buna göre davanın nispi ticari dava olduğu anlaşılmakla mahkememiz görevli olmayıp; görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir ..." denilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "... davada ileri sürülen dava sebebine göre ve celp edilen müzekkerelere göre davacının ikinci sınıf tüccar olduğu V.U.K. 177/1. Maddesindeki limitleri aşmadığı, esnaf işletmesini aşan düzeyde gelir sağlamadığının bildirildiği, İstanbul Ticaret sicil müdürlüğünde davacının tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı görülmekle; uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda davaya bakmaya Genel Mahkemeler görevlidir ..." denilmek suretiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Dava kaçak elektrik kullanım iddiasına dayalı düzenlenen faturadan kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre "bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. maddesinde de önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1.Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 176. maddesinde, birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre defter tutacakları ve 178. maddesine göre de, birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanların ikinci sınıf tacir sayılacağı ve ikinci sınıf tacirlerin ticari işletme hesabına göre defter tutacakları düzenlemiştir.İstanbul BAM 12. HD'nin 2018/983 E. 2018/1446 K. Sayılı ilamında "İlk derece mahkemesince davalının ticaret siciline kaydının olmadığı ve işletme hesabına göre defter tuttuğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere davalının ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermeyecektir." denilmek suretiyle konuya açıklık getirilmiştir.Davacı vekili dilekçesinde aynen, "müvekkilinin ...Kağıthane-İstanbul adresinde alektrik aboneliğine sahip olup faturalarını sürekli düzenli bir şekilde ödemektedir. Burada dış giyim imalatı dokuma örme ( trikotaj) ve tığ işi kumaştan olanlar (kaban palto ceket pantolon takım elbise ,döpiyes, anorak, yağmurluk, gece kıyafetleri, vb. (iş giysileri ve terzilerin faaliyetleri hariç) çalışmalarını sürdürmektedir. Şuana kadar ne kaçak ne de elektriğe müdahale edecek bir hareketi olmamıştır. Müvekkil kendi işinde dürüst bir şekilde ve yanında birçok personel çalışmaktadır. " şeklinde açıklamada bulunarak iştigal ettiği ticari faaliyetle ilgili açıklamalarda bulunmuştur. Somut olayda, mahkemece kurumlara yazılan yazı cevaplarına göre, davalının esnaf ve ticaret sicil kaydının bulunmadığı, ancak vergi mükellefiyet kaydı ve davacı beyanına göre, dış giyim imalatı dokuma işi ticareti kapsamında 2. sınıf tüccar olduğu görülmektedir. Davalının esnaf sayılabilmesi için kazanç unsuru yanında, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayanması, kazançlarının ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olması ve esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir. Dosya kapsamında, davalının iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayandığına veyahut berber terzi gibi esnaflık faaliyetinde bulunduğuna dair har hangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Aksine, dış giyim imalatı dokuma işi ticareti yaptığı ve personel çalıştırdığı nazara alındığında, bu hususların, ticari faaliyetin esnaflık düzeyinde olmadığını, ticari işletme faaliyeti kapsamında davalının tacir konumunda olduğunu göstermektedir. Bu durumda nisbi nitelikteki ticari davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır.