43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2288
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili bankaya üye iş yeri başvurusunda bulunduğunu, bunun üzerine taraflar arasında üye iş yeri sözleşmesi imzalandığını, ancak davalının sözleşmeye aykırı işlem ve davranışları nedeniyle Kadıköy ... Noterliği'nin 01/11/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilince tek taraflı olarak feshedildiğini, ihtarname ile ayrıca davalının sözleşmeye aykırı olarak tahsilini gerçekleştirdiği işlemlere ait toplam 22.670,29 TL borcun 24 saat içinde ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, davalı yanın sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle oluşan zararın tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği; davalı tarafça, her ne kadar süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış olsa da, yargılama aşamasında sunulan beyan dilekçesi ile, sözleşmeye aykırı harekette bulunulmadığı beyan edilerek davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır. 5464 Sayılı Kanun hükümleri ve taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca; davacı bankanın kart hamili tarafından yapılacak başvuru ile herhangi bir araştırmaya gerek olmaksızın iade talebini yerine getirmekle yükümlü olduğu, üye iş yeri ile kart hamili arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle oluşabilecek zararlardan bankanın sorumlu olmadığı, dava dışı kart hamili tarafından davacı bankaya yapılan 15/07/2016 tarihli başvuru dilekçesi ile; davalıya yapılan ödemenin iadesinin talep edildiği, anılan nedenlere davacı banka tarafından yapılan iade işleminin yerinde olduğu, taraflar arasında ikame edilen delil sözleşmesi uyarınca, iade talebinin yerinde olmadığı hususunun ispat yükünün davalı şirkette olduğu, davalı tarafından buna ilişkin dosyaya herhangi bir delilin ibraz edilmediği, mahkememizce benimsenen bilirkişi raporu ile davacı alacağının 22.670,29 TL asıl alacak, 736,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.407,07 TL olarak hesaplandığı, ancak davacı tarafça icra takibi ile 729,48 TL işlemiş faiz talebinde bulunulduğu, bu nedenle taleple bağlılık ilkesi uyarınca, icra takibi ile belirtilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 ve değişen oranlarda avans faizi isteminde bulunmuştur. Bu hali ile davacının talebi HMK md. 26 uyarınca aşılamayacağından (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/5003 Esas 2015/16638 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1094 Esas 2019/3453 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/18450 Esas 2017/10141 Karar Sayılı İlamı); taleple bağlılık ilkesi gereğince; asıl alacağa takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %9,75 avans faizi oranını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. Takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile kabulüne" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda sanal pos işlemleri, mesafeli işlemlerde kredi kartı kullanılması gibi dava konusu işlemle ilgisi olmayan hukuki düzenlemelere ilişkin bilgiler verildiğini, huzurdaki davanın bu hususta bir hukuki ihtilafının söz konusu olmadığını, dava dışı kredi kartı hamilinin müvekkili ile mutfak dolabı, imalatı konusunda sözlü anlaşma yaptığını, bu anlaşmaya göre de anlaştıkları bedeli kredi kartı ile ödediğini, ödeme sırasında malın teslim edilmediği, alınan malın imalatı yapılacağından dolayı izahtan vares olduğunu, dava dışı kredi kartı hamilinin kötü niyetli olarak bankaya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, davacı bankanın bu hususta müvekkiline herhangi bir yazılı bilgilendirme yapmadığını, müvekkilinin süreçten habersiz olarak imalata devam ettiğini, kredi kartı sahibinin yerine uygun olarak imalatı tamamladığını, fakat kredi kartı sahibinin ürünü almaktan vazgeçtiğini, sürecin bu şekilde ilerlerken müvekkilinin bankanın ihtarı ile karşı karşıya kaldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili ile banka arasında imzalanmış olan sözleşmenin 16.7. maddesinin hukuka uygun bir düzenleme olmadığını, davaya konu alacağın mesafeli satıştan ya da sanal post ile yapılan bir işlem de olmadığını, müvekkilinin her ne kadar bu sözleşmeyi imzalamış ise bankanın tek taraflı iradesi ile müvekkiline imzalatmış olduğu işbu sözleşmenin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi inceleyemediğini, üzerinde yeterince değerlendirme yapması için kendisine zaman tanınmadığını, sözleşmenin bir suretinin müvekkilinde bulunmadığından böyle bir düzenlemeye imza attığını dahi hatırlamadığını, sözleşmenin bu haliyle temel hukuk kurallarına aykırı ve hakkaniyetsiz olduğunu, dava dışı kart sahibinin müvekkiline geldiğini, malzeme ve model beğendiğini, siparişi üzerine mutfak imalatı tamamlanırken keyfi olarak bu siparişten vazgeçtiğini, kredi kartı ile yaptığı ödemeyi geri aldığını, bu işlemde ödeme konusunda aracı olan bankanın kredi kartı müşterisinin talebinin haklılığını araştırma gereği duymadan yapmış olduğu iade işleminin sorumluluğunu kendisinin alması gerekirken tüm süreçten habersiz imalat yapan müvekkilinin sorumlu tutulmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağını, huzurdaki davanın konusunu oluşturan mal satışına ilişkin cayma hakkı nedeni ile bankanın müvekkili iş yerine hesabına borç kaydı oluşturması olarak değerlendirildiğini, davacı bankanın müşterisinin cayma hakkına ilişkin hatalı hukuki değerlendirmesi ve aynı zamanda yasaya aykırı sözleşmenin varlığına duyduğu güven ve sözde tüketici memnuniyeti ile müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, tüketicinin haksız eylemine aracılık yaptığını, yerel mahkemenin bu yöndeki itirazlarını dikkate almadığını, davacı taraf ile müvekkili arasındaki genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olması nedeni ile hükümsüz olan sözleşmeye dayanarak müvekkili aleyhine davanın kabulüne karar verildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava; üye iş yeri sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olup olmadığı ve sözleşme hükümlerinin kesin hükümsüzlük yada genel işlem koşullarına aykırılık nedeniyle geçekli olup olmadığı, bankanın yaptığı işlemin taraflar arasında yapılan sözleşmeye uygun olup olmadığı noktalarındadır.Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış, 4/10/2016 tarihli ihtarname ve üye iş yeri sözleşmesi sebebine dayalı olarak toplam 23.399,77 TL'nin tahsilinin talep edilmiş, borçlu vekilince süresi içinde borca itiraz edilmiş, takip durmuş ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. 6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tacir olan davalının banka ile akdettiği üye iş yeri sözleşmesindeki koşulları bilmediğini savunması imkanı yoktur. Dosyaya sunulan evraklar arasında "üye iş yeri sözleşmesi ön bilgi formu"nun davalıya verildiği, bilgi formunda genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin dikkate alınmak suretiyle sözleşme hakkında bilgi sahibi olunduğu, menfaatine aykırı hükümleri öğrenip anlaması gerektiği hususunda kayıtlar bulunduğu, bankanın genel işlem şartları hakkında üye iş yerini uyardığı, bu formun davalıya 02/10/2013 tarihinde teslim edildiği, üye iş yeri sözleşmesinin ertesi günü 03/10/2013 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tacir olan davalının bilgilendirme formu bir gün önce kendisine verilen üye iş yeri sözleşmesini basiretli bir iş adamı gibi sözleşme hükümlerini incelemesi ve varsa itirazlarını bildirmesi gerekir.
Davalı taraf herhangi bir sözleşme hükmüne itiraz etmeden sözleşme kurulduğuna göre göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığından davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir. Borçlar hukukuna göre butlan bir hukuki işlemin hukuk düzeni tarafından öngörülen geçerlilik şartlarını içermemesi nedeniyle başlangıçtan itibaren hüküm ve sonuç doğurmamasıdır. Geçersiz hukuki bir işlem, sözleşme ya da karar kurucu unsurları içermekle birlikte geçerlilik unsurlarından kamu düzenini ilgilendirecek derecede önemli olanları içermemesi halidir. Geçersizlik halleri genel kural niteliğindeki TBK 27 maddede düzenlenmiştir. Bir sözleşmenin TBK 27 maddesine göre kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız ise hükümsüzdür. Davaya dayanak sözleşmede TBK 27 maddesindeki düzenleme kapsamında emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı bir düzenleme bulunmadığı tespit edilmiş olmakla davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir. Sözleşmenin 17 maddesi " üye iş yerinin satış belgeleri ve alacak belgeleri'nin ... bu belgelerin orjinal imzalı üye iş yeri nüshaları üye iş yeri nezdinde düzenlendikleri tarihten itibaren 5(beş) yıl süreyle saklanacaktır. ayrıca banka, gerek gördüğü her zaman satış ve alacak belgeleri ile birlikte, bunların dayanağını oluşturan üye iş yeri kayıt ve belgelerini de talep etme ve bunların ibrazına kadar ödeme yapmama, ödeme yaptı ise de bu ödemeyi geri alma hakkını saklı tutar. Üye iş yeri, bankaca talep edilen bu belge ve bilgileri de derhal ibraz etmeyi kabul ve taahhüt eder. "düzenlemesini içermektedir. Sözleşmenin 18.maddesi, satış belgesi düzenlenmeden yapılacak satışlar ve gerçek dışı veya usulsüz işlemler başlığını taşımakta; satış belgesi düzenlenmeden yapılan satışlar ve üye iş yeri sahibi personeli veya üçüncü kişilerin veya suistimali yada ...bankadan usulünce alınmamış .... yukarıda belirtilen türden usulsüz işlemlerin ortaya çıkması.halinde üye iş yeri, bankanın ödediği tutarları ilk ödeme yapıldığı tarihten, mükerrer ödeme veya diğer bir nedenle üye iş yeri hesabının borç bakiyeye dönüşmesi halinde ise hesabın borç bakiyeye dönüştüğü tarihten, bu tutarları bankaya tamamen iade edeceği tarihe kadar geçen günler için 8. maddede belirtilen oranda temerrüt faizi ve bunun fon ve gider vergisi ile birlikte banka'ya ödemeyi, ayrıca bankanın bu tutarları kendi nezdinde bulunan üye iş yerine ait her hangi bir hesaptan almaya yetkili olduğunu beyan, kabul ve taahhüt eder.... banka, yukarıda belirtilen türden usulsüz işlemleri tespit etmesi halinde herhangi bir bildirimde bulunmadan üye iş yerinin poslarını işleme kapatabilecektir... ... .“düzenlemesini içermektedir.
Davalı tarafça müşterisine mal teslim edilmeden ve satış belgesi düzenlenmeden pos makinesinden işlem yapılığı, müşterinin kendisine süresinde mal teslim edilmediği dolayısıyla mal ve hizmeti teslim almadığı gerekçesi ile davacı bankaya başvurarak yapılan ödemenin iptali ve iadesini talep ettiği, bankaca dava dışı üye müşterisine gerçekleşmeyen satıştan dolayı ödediği ve davalı hesabına alacak kaydedilen 22.670,29 TL talep etme hakkının bulunduğu, davalı tarafça satışa konu ürünü dava dışı müşterinin teslim almadığını beyan ettiği, dolayısıyla satışa ilişkin herhangi bir evrak ibraz edilmediği bu durumda bankaca yapılan işlemin sözleşmenin 17 ve 18 maddelerindeki düzenlemeye uygun olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı vekilince müşterinin bankaya başvurusunun delil bildirme süresi geçtikten sonra sunulduğu dolayısıyla bu delile dayanılamayacağı savunulmuş ise de davacı tarafça dava dilekçesinde banka kayıtlarına delil olarak dayanıldığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 1.598,44 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 399,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.198,83 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023