13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/68 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/316 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 30/11/2023 (Ara Karar)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili 12/10/2023 tarihli talep dilekçesi ile;
Bilirkişi raporunda davacının alacaklı olduğun tespit edildiğini, davalı şirketin inşaat işleri ile uğraşmakta olduğunu, üzerine kayıtlı pek çok taşınmaz bulunduğunu, ancak davalının taşınmazların büyük bir kısmını tasfiye ettiğini, gayrimenkullerin, akrabalarının adına geçirilmekte olduğunu, davayı kazanmaları halinde bile tahsil imkanı kalmayacağını, davalı şirketin mal kaçırdığı yönünde tarafllarınca mevcut olan kuvvetli şüphe nedeniyle davalının mal varlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkili açısından ciddi bir hak kaybının meydana geleceğini beyanla davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlıkları üzerinde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şayet Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda dava ve taşınmaz değeri göz önüne alınarak uygun bir teminat karşılığı ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 13/10/2023 tarih ve 2023/316 Esas sayılı ara kararında; "Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir. İlgili kanun maddesine göre ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir. Mevcut olayımızda iş bu davanın tazminat davası olduğu, tedbir konulması talep edilen hususların dava konusu olmadığı,
HMK 389.madde uyarınca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğinden talebin reddine karar vermek gerekmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati haciz talep edebilmek için,
İİK'nın 257/1.maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2. Maddesindeki şartların gerçekleşmiş bulunması gerekir.
İİK'nın 258/1.maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış, bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması yeterli kabul edilmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde; dosyaya aldırılan bilirkişi raporu ile yapılan incelemede davacının 82.074,96TL para alacağı bulunması alacağın muaccel olması ve ödemeden kaçınılmış olması yönünde yaklaşık ispat yargılamanın bu aşamasında gerçekleştiğinden, ihtiyati haciz talebinin bilirkişi raporunda tespit edilen 82.074,96TL üzerinden %15 teminat karşılığında karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "1-Tedbir istenilen hususların uyuşmazlık konusu olmaması sebebiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, 2-Davacı tarafın talebinin İİK 257 vd maddeleri gereğince borçlu yönünden %15 teminat karşılığı olan 12.311,24-TL'nin yatırılması halinde KABULÜ ile İİK ' nın 257/1 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen davacının belirtilen 82.074,96-TL alacağının tahsilini sağlamak için borçlunun borca yeter miktardaki yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır , taşınmaz malları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE," karar verilmiş ve verilen ara karara karşı davalı şirket vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı şirket vekili 31/10/2023 tarihli itiraz dilekçesi ile; davacı tarafın ihtiyati tedbir talebindeki beyan ve iddialarının gerçeği yansıtmadığını, verilen ihtiyati haciz kararının iddia edilen alacağı güvence altına almaktan ziyade, davalı müvekkili şirketin ekonomik olarak çıkmaza girmesini sağlamak amacıyla kötüye kullanıldığını, mal kaçırma amacı gütmeyen davalı müvekkili şirketin verilen ihtiyati haciz kararı ile mağdur olduğunu, müvekkili şirketin borçlu değil, alacaklı olduğunu belirterek Mahkemece verilen 13/10/2023 tarihli ara karardan dönülerek, verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesinin 30/11/2023 tarih ve 2023/316 Esas sayılı ara kararı ile; "Mahkememizce her ne kadar 12/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen tarafların BA-BS formlarının birbiri ile uyumlu olması tespitine göre hesap edilen miktar üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmiş ise de davalı tarafın ticari defterlerinin henüz incelenmediği anlaşıldığından ödeme kaydı olabilme ihtimali bulunduğundan mahkememizce 13/10/2023 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve verilen ara karara karşı davacı şirket yetkilisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket yetkilisi istinaf dilekçesi ile; davalı ... Ltd.Şti.'nin borçlu olduğu ve firma üzerinde olan taşınmazlara haciz konulduğunu, davalı tarafın defterlerin incelenmesi için gün tayin edilip tebliğ yapıldığı halde defterlerini bilerek ve kasten getirmediğini, davalının muhasebesi tarafından cari hesap mutabakatı yapıldığının ve ödeme yapılmadığının açık bir şekilde görüldüğünü, alacak talebinde bulunulduğunda dosyaya ödeme makbuzu veya herhangi bir ödeme ile ilgili delil, evrak, makbuz sunulmadığını, kendi muhasebeleri ile yapılan mutabakat yazılarında olduğu üzere ekli evrakta da görüldüğü üzere borç miktarının olduğunun görüldüğünü, bu sebeple hacizlerin devam etmesi gerektiğini, davalı şirketin yetkililerinden ödeme makbuzlarının veya cari hesap extresinin istenmesi gerektiğini, ayrıca defter kayıtlarının inceleme için talep edildiği halde getirilmemesinin nedeninin borç miktarının ortaya çıkmasından çekinilmesi olduğunu, en son 01.12.2023 tarihinde muhasebeleri ile karşıt inceleme yapıldığını ve borç miktarının net olarak görüldüğünü beyanla ara kararın kaldırılması ile haczin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, bakiye açık hesap alacağının tahsili talepli davada ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece davacının ihtiyati haciz talebinin kabulüne, bu karara karşı davalı tarafça yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, verilen itirazın kabulüne dair ara karara karşı davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.
İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Somut olayda; davacı tarafından fatura ve açık hesaba dayalı alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı tarafından davacıya olan borcun taşınmaz devri suretiyle ödendiğinin iddia edildiği ve ödeme miktarının belirtildiği, Mahkemece davacının ticari defterleri ile tarafların BA-BS formları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerine göre talep ettiği tutarda alacaklı ve tarafların BA-BS formları ile davacının ticari defterlerindeki fatura miktarının uyumlu olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davalı vekili ticari defterlerinin yerinde incelenmesini talep etmiş ve inceleme talep edilen adres İstanbul ili dışında olduğundan bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamış ise de, Mahkemece verilen ara karar tarihi itibariyle dosyada mübrez delillere göre davacının alacağını yaklaşık olarak ispat ettiği ve vadesi gelmiş bir para borcu bulunduğundan ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiği anlaşılmakla, davalı tarafın ihtiyati haczin sebebine ilişkin yaptığı itirazın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davacı şirketin istinaf başvurusu haklıdır.Açıklanan nedenlerle, davacı şirketin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden itirazın reddi ile ihtiyati haczin devamına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.