16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1948 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/04/2022
NUMARASI: 2021/101E, 2022/346K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacının 2011 yılının başında ... (davacının babası) ile ...'in birlikte işlettikleri fırında çalıştığını, davacının babasının nakit para karşılığında davalıdan un satın aldığını, ... sattığı ekmekler karşılığında ...'dan 25.500,00 TL'lik çek aldığını, bu çeki ise davalıya 17.000,00 TL borcuna karşılık ve alacağı una avans olarak verdiğini, bu çekin mevcut borç ve 8.500,00 TL değerinde sonradan teslim edilecek un için davalıya teslim ettiğini, davalının çeki teslim aldıktan sonra davacının babasını arayarak çekin sahte olduğunu söylediğini, davacının babasının çekin kendisine verilmesi için davalının işyerine gittiğini, çek karşılığı olan borç için 27.07.2011 tarihinde toplam 25.500,00 TL olan 6 adet senedi imzalatarak davalıya teslim ettiğini, davacının borcun doğduğu tarihte o işyerinde olmadığını, O işyerinin sahibi olmadığı gibi işletmecisi de olmadığını, O tarihte adına kayıtlı işyeri olmadığını, davalıdan hiçbir mal yada hizmet satın almadığını, davalının, davacı hakkında iki ayrı icra takibi başlattığını beyanla öncelikle Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. dosyası esas 25.500,00 TL takibin durdurulmasına, takibe esas faturalar yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti ile haksız hacizden kaynaklı 5.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı savunmasında özetle: Takip konusu belgenin çek olması ve ticari alım-satımı işleminin ticari iş mahiyetinde olması nedeniyle dosyanın görevli olan Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, mükerrerlik iddiasının gerçek dışı olduğunu, iddiaya göre mükerrer olarak alınan bonoların davacının babasından alınması nedeniyle böyle bir iddiada bulunma hakkının da babaya ait olduğunu, kaldı ki babadan alınan bonoların hiçbirinin ödenmediğini, ayrıca icra takibine konu olduğunu, bu sebeple, davacının mükerrerlik iddiasında bulunma hakkı olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI -İlk derece mahkemesinin 2014/1804 Esas, 2017/747 K sayılı ilamında; "Menfi tespit davasının kabulü ile, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı icra takip dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, -Manevi tazminat davasının REDDİNE,..." karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 2018/1034 Esas, 2021/167Karar sayılı ilamında; "Davalı yanca yapılan icra takibinin ; ödenmeye çek ve iki ayrı faturaya dayalı olduğu, davacı yanın faturaların düzenlendiği tarih itibari ile vergi mükellefiyetinin araştırılmadan ve davacı yanın ticari kayıtları incelenmeden ve davalı yanın da sadece iki fatura açısından kayıtları incelenerek ticari ilişkinin ihtilafın doğduğu tarihten itibaren ihtilafsız dönemi de kapsayacak şekilde tetkik edilmeden, davacı yanın çekin ödenmediğine dair ikrarı dikkate alınmadan ve senetlerin borcun yenilenmesi niteliğinde olup olmadığı veya ayrı bir ticari ilişki nedeni ile verilip verilmediği gibi sonuca götürecek hiç bir delil toplanmadan karar verildiği anlaşılmış olmakla; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmıştır. DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"1-Menfi tespit davasının kabulü ile,İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı icra takip dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,2-Manevi tazminat davasının REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemeni gerekçesinde, müvekkilin verdiği mallara ilişkin ticari belge ibraz edemediğini belirtilmiş ise de; VUK gereğince 5 yılı aşan belgelerin saklanmadığını, takibe sunulan faturalara sahtelik itirazı gelmediğini, müvekkil açısından kusuru olmadığını, davaya konu olay ile ilgili irsaliye, fatura ve belgeler zaten dosyaya aşamalarda ibraz edildiğini,davacı ailenin müvekkile aldığı unlara karşılık olarak sahte çek verdiği, senetlerini ödemediğini, fatura bilgisi olarak da davacının bilgilerini kendileri verildiğini, fatura ve irsaliyelerinde geçen vergi nosu bilgisi davacıya ait olduğunu, bu bilginin kendileri tarafından verildiğini, davacının potansiyel mükellef olarak kaydının bulunduğunun da gerekçeli karada belirtildiğini, Davacının 13.5.2011 tarihli fatura ve irsaliyeye konu malı alırken işletmesini yeni açtığını belirtip, yeni tescil olarak vergi nosunu belirttiğini, askerde olduğu ikinci faturada babasının yönlendirmesi ile aynı biçimde düzenlendiğini, davasının kötüniyetli olduğunu, babasının aldığı mallara karşılık sahte çek verdiği, resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm giydiğinin sabit olduğunu, müvekkilini mağdur olduğunu, müvekkili firmanın davacıya 25.000 TL., babasını 17.000 TL. mal verdiği ve bedelini tahsil edemediğinin sabit olduğunu,Davacı yan, senetlerin çeke karşılığı verildiğini iddia ettiğinden iddiasını ispat ile mükellef olduğunu, delil sunmadığını,Davacının dayanak çekteki cirosu, çek sahte olmakla birlikte ciro gerçektir. Ciroya davacı bir itiraz sunmamış ve halen de sunmadığını, dava dilekçesindeki beyanlar ile çekin borca ve avansa karşılık verildiği beyanı, Ceza davasındaki ifade ile faturalara yasal süresi içinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle iddianın ispatlandığını,Davacının işletmesi bir aile işletmesi olduğunu, davacının üzerine olan bir fırına satılan malın davacıya fatura edildiğini, baba davacının temsilcisi olarak fırını işletmeye devam ettiğini, davacı adına mal aldığını, davacının dahi babası ile birlikte çalışmayı ikrar ettiğini, Yargıtay içtihatlarında birlikte çalışana yapılan mal tesliminin firmayı borçlandırdığını kabul edildiğini, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2004/7010 E., 2005/934 K. Sayılı, 8.2.2005 tarihli içtihadı) takip dosyası içinde bulunan ... isimli davacıların fırınını daha sonra kiralayıp işleten 3. Kişinin yapılan haczi müteakip dosyaya sunduğu 21.12.2011 havale tarihli istihkak dilekçesinde tebliğ mazbatasına dayanarak borçlu (davacı) ...'ın tebliğ tarihi olan 30.11.2011 itibariyle adresten taşındığını ifade ettiğini İstinaf Kaldırma kararında "borcun ödenmediği ikrarının göz önüne alınması" belirtilmişken mahkemenin bu yön üzerinde durmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, menfi tespit ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlığa konu takip dosyasında borcun sebebi olarak; "06.07.2011 Tarihli 18.511,28Tl'lik fatura, 13.05.2011 Tarihli 7.595,20TL'lik fatura ve borca karşılık verilen ... Bankasına ait 12.10.2011 keşide tarihli 25.500TL'lik çekin sahte çıkması" gösterilmiştir. 25.500TL'lik çekin sahte olduğu dosya kapsamı ve ceza dosyası içeriğine göre sabittir. İlgili çekte; dava dışı ...'ın 1.ciranta imzası mevcut ise de; davacı ...'ın adı ve imzası bulunmamaktadır. Takibe dayanak faturalar; ... adına keşide edilmiş olup sevk irsaliyelerinde teslim alan olarak dava dışı ... adı ve imzası yer almaktadır. Dairemizin kaldırma kararından sonra Vergi Dairesi'ne yazılan yazı cevabında ...'ın 2011-2012 yılında kaydının olmadığı bildirilmiştir. Bu durumda, davacının 24.05.2011-24.08.2012 tarihleri arası askerlik görevini yaptığı, davalının sahte çıkan çek ile dava konusu olmayan bonoların farklı mal alışverişlerine ilişkin olduğunu ileri sürdüğü, ancak ilgili bonolarda malen kaydı olmadığı, savunmanın ispatına elverişli delil ibraz edilmediği, ticari defterlerini sunmadığı, sevk irsaliyelerinde ve çekte davacı imzası olmadığı, Vergi Dairesi yazısı da dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.