Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/1304 E. , 2022/7561 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
1.… Başkanlığı
2.… Üniversitesi
DAVANIN KONUSU: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim dalında görev yapacak öğretim görevlisi alımına ilişkin sınava müracaat eden ve 29/12/2017 tarihinde yapılan sınav sonucunda anılan kadroya atanmaya hak kazanan davacı tarafından,
1.26/02/2018 tarihinde yapılan atama işleminin 2547 sayılı Kanunun 33/a bendi yerine 50/d bendine göre yapılmasına ilişkin işlem ile,
2.Dayanağı Yükseköğretim Genel Kurulu'nca alınan 14/09/2017 tarihli karar ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının 15/11/2017 tarihli yazısının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI:
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim dalına 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi uyarınca araştırma görevlisi alınacağına dair yapılan ilan uyarınca başvuru yaptığı ve 29/12/2017 tarihinde atanmaya hak kazandığı, 26/02/2018 tarihinde 2547 sayılı Kanunun 50/d maddesi uyarınca atama işleminin tesis edildiği, davalı idareye durumun düzeltilmesi için 09/03/2018 tarihinde başvurduğu, davalı idarenin başvurusunu reddettiği, davalı idarenin ret gerekçesinde 7033 sayılı Kanunun Ek 38. maddesi ve YÖK Başkanlığının 15/11/2017 tarih ve 78513 sayılı yazısı üzerine işlem yapıldığının belirtildiği, YÖK Başkanlığının 15/11/2017 tarihli yazısında belirttiği YÖK Genel Kurulunun 14/09/2017 tarihli toplantısında almış olduğu 01/01/2018 tarihinde önce 33. madde kapsamında atanmış olan araştırma görevlilerinin yeniden atanması haricinde 01/01/2018 tarihi itibariyle 33. maddeye göre atama yapılması şeklindeki kararın Kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğu, 01/01/2018 tarihinden önce 33. madde kapsamında atanmaya hak kazanmış kişilerin de haklı beklentilerinin korunması yönünde bir geçiş düzenlemesinin olmamasının eksik düzenleme olduğu, Recep Tayyip Erdoğan ve Pamukkale Üniversitesinde benzer durumda olanların atamalarının 01/01/2018 tarihi sonrasında 33/a kapsamında yapıldığı, 2547 sayılı Kanunun ek 38. maddesinin kazanılmış hakları ve haklı beklentileri muhafaza edecek şekilde düzenlememesinden ötürü Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğundan, aykırılık iddiasının Anayasa Mahkemesine gönderilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI:
DAVALI … BAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI: Davanın öncelikle süreaşımı yönünden incelenmesi ve davanın usul yönünden süreaşımı gerekçesiyle reddi gerektiği, davacının öne sürdüğü hususların hukuken yerinde olmadığı ve ilgili mevzuat uyarınca atamasının gerçekleştirildiği, davacının atamasına ilişkin Kamu Denetçiliği Kurumuna yaptığı başvuru neticesinde, anılan Kurumca verilen ret kararında da bu hususun belirtildiği, henüz tamamlanmamış işlemlerin kazanılmış hakka konu olamayacağı, kazanılmış haktan bahsedilebilmesi için atama işleminin kesinleşmesi/sürecin tamamlanması gerektiği, davacının atama işleminin sınav ilanı, sınavın yapılması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması ve atamanın uygun bulunması ile birlikte tamamlanacağı, davacının atama işlemlerinin 01/01/2018 tarihi itibarıyla gerçekleştirildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DAVALI … ÜNİVERSİTESİ'NİN SAVUNMASI: Davanın öncelikle süreaşımı yönünden reddi gerektiği, dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği, dava dilekçesinde belirtilen iddiaların dayanaksız olduğu ve kazanılmış hakların somut olayda mevcut olmadığı, davacının atamasının 01/01/2018 tarihinde sonra yapıldığı, 2547 sayılı Kanunun ek 38. maddesi gereği ve 50/d maddesi kapsamında yapılan atama işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, uyuşmazlık konusu olayda, davacı açısında 2537 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında atama işlemi bütün sonuçları ile fiilen elde edilmiş bir hakka dönüşmediğinden kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, tesis edilen dava konusu işlemde yetki, sebep, konu, şekil ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava; İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Ticaret Hukuku Anabilim dalında görev yapacak öğretim görevlisi alımına ilişkin sınava müracaat eden ve 29/12/2017 tarihinde yapılan sınav sonucunda anılan kadroya atanmaya hak kazanan davacı tarafından, 26/02/2018 tarihinde yapılan atama işleminin 2547 sayılı Kanunun 33/a bendi yerine 50/d bendine göre yapılmasına ilişkin işlem ile dayanağı Yükseköğretim Genel Kurulu'nca alınan 14/09/2017 günlü kararın ve bu kararın 15/11/2017 tarihinde İstanbul Üniversitesine bildirilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile 2547 sayılı Kanunun Ek 38 inci maddesinin Anayasa aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır. Davacının Anayasa aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esası incelendi: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun, 33/a maddesinde; araştırma görevlilerinin, yüksek öğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu, bunların anabilim ve ana sanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, Enstitü, yüksekokul ve konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine, Rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanacakları, atama süresi sonunda görevlerinin kendiliğinden sona ereceği, 50. maddesinin (a) bendinde; lisans düzeyinde öğrenim gördükten sonra yükseköğretim kurumlarında yüksek lisans, doktora ya da tıpta uzmanlık öğrenimi yapmak isteyenlerin, yükseköğretim kurumlarınca usulüne göre açılacak sınavla ve Üniversitelerarası Kurulca tespit edilecek esaslara göre seçileceği, (b) bendinde; yükseköğretim kurumlarının lisansüstü öğretim konusundaki istekleri karşılamak üzere gerekli planlamayı yapacağı ve önlemleri alacağı, (d) bendinde ise, lisansüstü öğretim yapan öğrencilerin kendilerine tahsis edilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi, her defasında bir yıl için olmak üzere öğretim yardımcılığı kadrolarından birine atanabilecekleri hükme bağlanmıştır. 01/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı olağanüstü hale ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 49. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na eklenen Ek 30. maddesinde; "Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı kapsamında 33 üncü maddenin (a) fıkrası uyarınca araştırma görevlisi kadrosuna atanmış olup, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte araştırma görevlisi kadrosunda bulunanların statüleri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın 50' nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen statüye dönüştürülmüş sayılır ve bunlar hakkında söz konusu (d) bendi hükümleri uygulanır. Bu şekilde statüleri değiştirilen araştırma görevlilerinden 33' üncü maddenin (a) fıkrasına göre yeniden ataması yapılmayanların mecburi hizmet yükümlülükleri kaldırılır. 35' inci madde uyarınca başka bir üniversitede ve yurtdışında eğitimde bulunanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üniversitelerinin talebi üzerine onbeş gün içinde kendi üniversitelerine dönmek zorundadırlar. Bu süre içerisinde dönmeyenlerin atamaları iptal edilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 01/07/2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 7033 sayılı Kanunun 18. maddesi ile Yükseköğretim Kanunu’na eklenen "araştırma görevlisi istihdamı" başlıklı Ek 38. maddesinde; "Yükseköğretim kurumları araştırma görevlisi kadrolarına atamalar, 33' üncü maddede belirtilen usule uygun olarak 50' nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında yapılır.
Bu kapsamda atananlardan doktora veya sanatta yeterlik eğitimlerini tamamlayanların en fazla %20’si doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların senatolarınca belirlenen ve Yükseköğretim Kurulunca onaylanan performansa dayalı kriterler çerçevesinde yardımcı doçent kadrolarına atanabilir.
Bu kapsamda atanamayanların, doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların öğretim üyesi kadrolarına atanabilmeleri için en az bir eğitim-öğretim yılı yurt içinde veya yurt dışında farklı bir yükseköğretim kurumunda çalışması gerekir. Bu madde kapsamında atananlara 35 inci maddeye göre yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumlarındaki doktora veya sanatta yeterlik eğitim süreleri için mecburi hizmet yüklenemez.” düzenlemesi yapılmış ve bu Kanun maddesinin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmıştır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın 14/09/2017 tarih ve Karar.2017.14.528 sayılı Genel Kurul Kararında yer alan; "01/01/2018 tarihinden önce 2547 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi kapsamında atanan araştırma görevlilerinin yeniden atanması haricinde 01/01/2018 itibarıyla 2547 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (a) fıkrası kapsamında atama yapılmamasına" ibaresinin iptali istemi yönünden yapılan inceleme;
Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren Kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, Yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, idareler, değişik adlar altında da (genelge, tamim, sirküler vb.) düzenleyici işlemler yapmaktadırlar.
Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Tebliğ, genelge ve yönerge gibi düzenleyici işlemler ise; bir yönetmeliğin, kanunun veya Bakanlar Kurulu Kararının (Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin) uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla yönetmeliklerde, kanunlarda veya Bakanlar Kurulu Kararlarında (Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde) gösterilen usul ve yöntemleri "açıklayıcı" hükümler taşıyan, yeni bir yöntem ve usul getirmeyen; dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içermeyen genel düzenleyici işlemlerdir. 01/07/2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 7033 sayılı Kanunun 18. maddesi ile Yükseköğretim Kanunu’na eklenen "araştırma görevlisi istihdamı" başlıklı Ek 38. maddesi ile araştırma görevlisi kadrolarına atamaların 33/a maddesindeki usule uygun olarak 50/d maddesi kapsamında yapılacağının, doktora ve sanatta yeterlik eğitimlerini tamamlayanların bir kısmının Yükseköğretim Kurulu'nca onaylanan performansa dayalı kriterler çerçevesinde yardımcı doçent kadrolarına atanabileceğine dair düzenleme yapıldığı ve bu maddenin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
Davalı Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılan ve tüm üniversitelere gönderilen dava konusu genelge ile, yukarıda belirtilen Kanun maddesinin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtildikten sonra, 01/01/2018 tarihinden önce 2547 sayılı Kanunun 33. maddesi kapsamında atanan araştırma görevlileri haricinde 01/01/2018 itibariyle 2547 sayılı Kanunu'nun 33. maddesinin (a) fıkrası kapsamında atama yapılmaması gerektiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, anılan Kanun maddesinin ilgililer açısından oluşan yeni durumun uygulanmasını göstermek amacıyla davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca çıkarılan ve dava konusu edilen Genelgenin ilgili ibaresi ile bir hakkın kapsamının daraltılmadığı veya genişletilmediği, sadece oluşan yeni durumun karışıklığa sebep vermemesi amacıyla tamamen kanunda yer alan ibarenin açıklandığı, kanunda olmayan bir süre kısıtlamasına gidilmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; dava konusu Genel Kurul Kararının iptali istenen kısmı ile üst normlara aykırı yeni bir hukuki durum yaratılmayıp, 7033 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile Yükseköğretim Kanunu'na eklenen "araştırma görevlisi istihdamı" başlıklı Ek 38. maddesinin uygulanmasına esas kuralları açıklayıcı nitelikteki düzenlemelere yer verildiği anlaşıldığından, dava konusu Genelgenin iptali istenen kısmında, hukuka aykırı bir durumun varlığından söz etmeye olanak bulunmamakta olup ayrıca, anılan kararın 15/11/2017 tarihinde İstanbul Üniversitesine bildirilmesine ilişkin işlemde ve yine bu kural uyarınca atama işleminin 2547 sayılı kanunun 33/a bendi yerine 50/d bendi uyarınca yapılmasına ilişkin bireysel işlemde de hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 14/12/2022 tarihinde, davacı vekili Av. …'in ve davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı vekili Av. …'ın geldiği, davalı İstanbul Üniversitesi vekilinin gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY :
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim dalında 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında öğretim görevlisi alımı için ilana çıkıldığı, davacının ilgili ilana başvuru yaptığı, 27/12/2017 tarihinde sınavın gerçekleştirildiği, 29/12/2017 tarihinde kadroya atanmaya hak kazandığı ve 26/02/2018 tarihinde 2547 sayılı Kanunun 50/d bendi kapsamında atamasının yapıldığı, davacı tarafından davalı İstanbul Üniversitesine 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında atamasının düzeltilmesi için 09/03/2018 tarihinde başvurduğu, davalı idarenin başvurusunu reddetmesi üzerine, öncelikle Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru yaptığı, söz konusu Kurum tarafından başvurusunun reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE
USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları kabul edilmeyerek işin esasına geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi: Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. İlgili Mevzuat: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 33. maddesinde "(Değişik: 17/8/1983 - 2880/16 md.) a) (Değişik: 12/8/1986 - KHK 260/3 md.) Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanıdır. (Ek cümle:15/4/2020-7243/4 md.) Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir. Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer.(Ek cümle: 21/4/2005 – 5335/10 md.) Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler. Lisans üstü eğitim - öğretim için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlileri ile ilk defa bu amaçla bu göreve atanacaklarda aranacak nitelikler ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir. (Değişik: 9/4/1990 - KHK - 418/23 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarih ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994-KHK-527/16 md.) Lisansüstü eğitim - öğretim için yurtdışına gönderilecek araştırma görevlileri hakkında yukarıdaki atama süresi ile ilgili hüküm uygulanmaz. Bu gibilerin öğrenim ücretleri ve yollukları dahil her çeşit sosyal ve diğer giderleri bağlı bulundukları üniversitelerin personel giderleri içerisinde açılacak özel tertipden ödenir. Lisansüstü eğitim - öğretim için yurt dışına gönderilen araştırma görevlileri kadrolarında bırakılırlar ve (Burslu gidenlerin biryılı aşan süreleri ile şahsen özel burs sağlayan ve bu burstan istifade etmesi için kurumlarınca kendilerine aylıksız izin verilmesi uygun görülenler hariç) aylık ve diğer her türlü ödemelerin kanuni kesintilerin sonra kalan net tutarının % 60'ını kurumlarından alırlar. Bunlardan kurumlarınca gönderilenlere, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun hükümlerine göre aynı ülkede bulunan öğrencilere verilen tahsisat tutarında ayrıca ödeme yapılır. Burslu gidenlerin aldıkları burs miktarları bu miktarın altında ise aradaki fark kurumlarınca kendilerine ayrıca ödenir. Bunların okul ücretleri ile eğitim ve öğretime başlayabilmeleri için zorunlu olan kurs ücretleri karşılanır. Kitap ve kırtasiye bedelleri ile diğer eğitim ve öğretim giderlerini karşılamak için her yıl Mart ve Eylül aylarında iki eşit taksitte ödenmek üzere birer aylıkları tutarında ek ödenek verilir...", 50. maddesinde "Usul ve şartları;
a)Lisans düzeyinde öğrenim gördükten sonra, yükseköğretim kurumlarında yüksek lisans, veteriner hekimlikte uzmanlık, doktora ya da tıpta uzmanlık öğrenimi yapmak isteyenler, yükseköğretim kurumlarınca usulüne göre açılacak sınavla ve Üniversitelerarası Kurulca tespit edilecek esaslara göre seçilirler.
b)Yükseköğretim kurumları, lisans üstü öğretim konusundaki istekleri karşılamak üzere gerekli planlamayı yapar ve önlemleri alır.
c)(Mülga: 1/8/1996-4160/5 md.)
d)Lisans üstü öğretim yapan öğrenciler, kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi, her defasında bir yıl için olmak üzere araştırma görevlisi kadrosuna da atanabilirler.
e)Tıpta uzmanlık öğrenimi yapanlara verilecek aylık veya ödeneklerin tespitinde, aynı durumda bulunan Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığındaki personelin aylık ve ödenekleri gözönünde tutulur." hükmü yer almakta olup, aynı Kanuna 7033 sayılı Kanunla eklenen ek madde 38 de "(Ek: 18/6/2017-7033/18 md.) Yükseköğretim kurumları araştırma görevlisi kadrolarına atamalar, 33 üncü maddede belirtilen usule uygun olarak 50 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında yapılır.
Bu kapsamda atananlardan doktora veya sanatta yeterlik eğitimlerini tamamlayanların en fazla %20’si doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların senatolarınca belirlenen ve Yükseköğretim Kurulunca onaylanan performansa dayalı kriterler çerçevesinde doktor öğretim üyesi kadrolarına atanabilir.
Bu kapsamda atanamayanların, doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların öğretim üyesi kadrolarına atanabilmeleri için en az bir eğitim-öğretim yılı yurt içinde veya yurt dışında farklı bir yükseköğretim kurumunda çalışması gerekir. Bu madde kapsamında atananlara 35 inci maddeye göre yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumlarındaki doktora veya sanatta yeterlik eğitim süreleri için mecburi hizmet yüklenemez." hükmüne yer verilmiş ve anılan hükmün 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
Yükseköğretim Genel Kurulu'nca alınan 14/09/2017 tarihli kararda; "01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girecek 2547 sayılı Kanunun Ek 38 inci maddesinde “Yükseköğretim kurumları araştırma görevlisi kadrolarına atamalar, 33 üncü maddede belirtilen usule uygun olarak 50 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında yapılır.
Bu kapsamda atananlardan doktora veya sanatta yeterlik eğitimlerini tamamlayanların en fazla %20’si doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların senatolarınca belirlenen ve Yükseköğretim Kurulunca onaylanan performansa dayalı kriterler çerçevesinde yardımcı doçent kadrolarına atanabilir.
Bu kapsamda atanamayanların, doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların öğretim üyesi kadrolarına atanabilmeleri için en az bir eğitim-öğretim yılı yurt içinde veya yurt dışında farklı bir yükseköğretim kurumunda çalışması gerekir. Bu madde kapsamında atananlara 35 inci maddeye göre yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumlarındaki doktora veya sanatta yeterlik eğitim süreleri için mecburi hizmet yüklenemez.” hükümleri bulunmaktadır. Söz konusu madde hükümlerinin uygulanmasında; 1- 01.01.2018 tarihinden önce 2547 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi kapsamında atanan araştırma görevlilerinin yeniden atanması haricinde 01.01.2018 itibarıyla 2547 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (a) fıkrası kapsamında atama yapılmamasına,...", kuralına yer verilmiş ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının 15/11/2017 tarihli yazısında aynı kurala yer verilmiştir. Yükseköğretim Genel Kurulu'nca alınan 14/09/2017 tarihli karar ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının 15/11/2017 tarihli yazısı yönünden yapılan inceleme;
Davacı tarafından dava dilekçesinin konu ve sonuç bölümlerinde Yükseköğretim Genel Kurulu'nca alınan 14/09/2017 tarihli karar ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının 15/11/2017 tarihli yazının tamamının iptali istenilmekte ise de; söz konusu işlemlerin 1. maddelerinin davacının hukuki durumunu ilgilendirmesi ve dava dilekçesinin içeriğinde hukuka aykırılık iddialarının 1. maddelere yönelik olması karşısında; anılan Karar ve Yazının 1. maddelerine hasren hukuki denetim yapılmıştır.
Hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra gelen kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri düzenleme yetkisini Anayasa'dan, yönetmelikler ise kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır.
İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir. Öğretide de türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, üst normlarla getirilen hükümleri kısıtlayacak bir şekilde kullanılamayacağı idare hukukunun en temel prensiplerindendir. 01/07/2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 7033 sayılı Kanunun 18. maddesi ile Yükseköğretim Kanunu’na eklenen "araştırma görevlisi istihdamı" başlıklı Ek 38. maddesinde araştırma görevlisi kadrolarına atamaların 33/a maddesindeki usule uygun olarak 50/d maddesi kapsamında yapılacağının, doktora ve sanatta yeterlik eğitimlerini tamamlayanların bir kısmının Yükseköğretim Kurulu'nca onaylanan performansa dayalı kriterler çerçevesinde yardımcı doçent kadrolarına atanabileceğine dair düzenleme yapıldığı ve bu maddenin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
Yükseköğretim Genel Kurulu'nca 14/09/2017 tarihinde alınan karar ve söz konusu kararın, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının tüm üniversitelere gönderilen dava konusu yazısında, yukarıda belirtilen kanun maddesinin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe gireceğinin belirtildiği, 01/01/2018 tarihinden önce 2547 sayılı Kanunun 33. maddesi kapsamında atanan araştırma görevlileri haricinde 01/01/2018 itibariyle 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinin (a) fıkrası kapsamında atama yapılmaması gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.
Bu kapsamda, dava konusu yapılan Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yazısının 7033 sayılı Kanunun 18. maddesinin ilgililer açısından oluşan yeni durumun uygulanmasını göstermek amacıyla çıkarıldığı ve söz konusu karar ve yazının bir hakkın kapsamının daraltmadığı, sadece oluşan yeni durumun karışıklığa sebep vermemesi amacıyla tamamen kanunda yer alan ibarenin açıklandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; dava konusu karar ve yazının iptali istenen kısmı ile üst normlara aykırı yeni bir hukuki durum yaratılmadığı, 7033 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile Yükseköğretim Kanunu'na eklenen "araştırma görevlisi istihdamı" başlıklı ek 38. maddesinin uygulanmasına esas kuralları açıklayıcı nitelikteki düzenlemelere yer verildiği anlaşıldığından, dava konusu karar ve yazının iptali istenen kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 26/02/2018 tarihinde yapılan atama işleminin 2547 sayılı Kanunun 33/a bendi yerine 50/d bendine göre yapılmasına ilişkin işlem yönünden yapılan inceleme;
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının atama işleminin, 7033 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca 2547 sayılı Kanuna eklenen ek 38. maddesinin yürürlüğe girdiği 01/01/2018 tarihinden sonra 26/02/2018 tarihinde gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu durumda 2547 sayılı Kanuna eklenen Ek 38. maddesi uyarınca davacının ilgili Kanunun 50/d bendi kapsamında atanması işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Yükseköğretim Genel Kurulu'nca alınan 14/09/2017 tarihli karar ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 15/11/2017 tarihli yazısı yönünden davanın REDDİNE oybirliği ile,
2.26/02/2018 tarihinde yapılan atama işleminin 2547 sayılı Kanunun 33/a bendi yerine 50/d bendine göre yapılmasına ilişkin işlem yönünden davanın REDDİNE oyçokluğu ile
3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY : (X)- Dava; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim dalında görev yapacak öğretim görevlisi alımına ilişkin sınava müracaat eden ve 29/12/2017 tarihinde yapılan sınav sonucunda anılan kadroya atanmaya hak kazanan davacı tarafından, 26/02/2018 tarihinde yapılan atama işleminin 2547 sayılı Kanunun 33/a bendi yerine 50/d bendine göre yapılmasına ilişkin işlem ile dayanağı Yükseköğretim Genel Kurulu'nca alınan 14/09/2017 tarihli karar ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının 15/11/2017 tarihli yazısının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 7033 sayılı Kanunla 2547 sayılı Kanuna eklenen ek madde 38'de "(Ek: 18/6/2017-7033/18 md.) Yükseköğretim kurumları araştırma görevlisi kadrolarına atamalar, 33 üncü maddede belirtilen usule uygun olarak 50 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında yapılır.
Bu kapsamda atananlardan doktora veya sanatta yeterlik eğitimlerini tamamlayanların en fazla %20’si doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların senatolarınca belirlenen ve Yükseköğretim Kurulunca onaylanan performansa dayalı kriterler çerçevesinde doktor öğretim üyesi kadrolarına atanabilir.
Bu kapsamda atanamayanların, doktora veya sanatta yeterlik eğitimini tamamladıkları kurumların öğretim üyesi kadrolarına atanabilmeleri için en az bir eğitim-öğretim yılı yurt içinde veya yurt dışında farklı bir yükseköğretim kurumunda çalışması gerekir. Bu madde kapsamında atananlara 35 inci maddeye göre yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumlarındaki doktora veya sanatta yeterlik eğitim süreleri için mecburi hizmet yüklenemez." hükmüne yer verilmiş ve anılan hükmün 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim dalında 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında öğretim görevlisi alımı için 28/11/2017 tarihinde ilana çıkıldığı, davacının ilgili ilana başvuru yaptığı, 27/12/2017 tarihinde sınavın gerçekleştirildiği, 29/12/2017 tarihinde kadroya atanmaya hak kazandığı ve 26/02/2018 tarihinde 2547 sayılı Kanunun 50/d bendi kapsamında atamasının yapıldığı, davacı tarafından davalı İstanbul Üniversitesine 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında atamasının düzeltilmesi için 09/03/2018 de başvurduğu, davalı idarenin başvurusunu reddetmesi üzerine, öncelikle Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru yaptığı, söz konusu Kurum tarafından başvurusunun reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayın çözümü açısından davacı yönünden 2547 sayılı Kanunun 33/a bendi kapsamında atamasının yapılması yönünde haklı beklentinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. Haklı beklenti kavramı, devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliğinin bulunması, yasa koyucunun da her zaman Anayasa ve hukukun üstün kuralları ile kendisini bağlı sayması olarak tanımlanan hukuki güvenlik ilkesinin bir uzantısıdır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 15/11/2017 tarih ve E:2016/133, K:2017/132 sayılı kararında, "haklı beklenti ilkesi" açıklanarak; kişilere belirli haklar sağlayan hukuk kurallarının muhataplarında bir beklentiye yol açmasının mümkün olduğu, hak beklentisinin, bir kişinin mevcut kurallar uyarınca bir hakkı elde etme beklentisini ifade ettiği, bir kuralda öngörülen koşulları taşıyan kişilerin o kuralın ilişkin olduğu hakkı hukuken ve fiilen elde etmelerinin, kendileri yönünden kazanılmış hak oluşturmakla birlikte henüz bu hakkı kazanmamış kişilerin de söz konusu hakkı elde etme noktasında bir beklenti içinde olmalarının olağan olduğu, kişilerin hukuka güveni, hukuk devleti yönünden önemli olup kişilerin bu güveninin yine hukuk tarafından korunmasının asıl olduğu ve bu korumanın, hukukî güvenlik ilkesi olarak adlandırıldığı, hukuk güvenliği ilkesinin, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılacağı, kişilerin mevcut kurallar çerçevesindeki tüm beklentilerinin mutlak suretle hukuken korunmasının ise kuralların değişmezliğine yol açabileceği gibi kuralların değiştirilmesini anlamsız kılabilecek sonuçlara da yol açabileceği, bir kuralda yapılan değişikliğin kişilerin elde etmeyi bekledikleri haklara etkisinin saptanmasında, söz konusu kuralın değiştirilme gerekçelerinin de gözetilmesinin zorunlu olduğu, bu anlamda değiştirilen kuralın, beklenen hakların yanı sıra kazanılmış haklar yönünden dahi etkili olabileceği, kamu düzeni, genel sağlık gibi haklı nedenlerle daha önce elde edilmiş bir hakkın kullanımı yönünden getirilen ek koşulların mevcut hak sahipleri yönünden gözetilebilmesinin de mümkün olduğu, o hâlde her beklentinin hukuken korunmasının söz konusu olmadığı, haklı beklentinin tespitinde kişilerin bu hakkı elde etmeye ne kadar yakın olduklarının ve kural değişikliğinin bu hakkın elde edilmesine etkilerinin, kural değişikliğine neden olan gerekçelerin gözetilmesi gerektiği, bu kapsamda kuralda gerçekleşen değişiklik sonucu ilgililerin bu haktan mahrum kalıp kalmadıkları ya da söz konusu değişikliğin bu hakkı elde etmeleri yönünden zorlaştırıcı bir etkisinin olup olmadığının da dikkate alınacağı belirtilmiştir.
Somut olayda davalı İstanbul Üniversitesinin 7033 sayılı Kanunla 2547 sayılı Kanuna eklenen ek 38. maddesinin kanunlaştığı 18/6/2017 tarihinden sonra 27/12/2017 tarihinde 2547 sayılı Kanunun 33/a maddesi kapsamında öğretim görevlisi alımı için ilana çıktığı, davacının bu ilanda öngörülen usul çerçevesinde başvuru yaptığı, sınava katıldığı ve 29/12/2017 tarihinde kadroya atanmaya hak kazandığının ilan edildiği görüldüğünden, davacı yönünden 33/a bendi kapsamında atama yapılacağı konusunda haklı bir beklentiye yol açtığı görülmekte olup, bireysel işlem yönünden dava konusu işlemin iptali gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.