Esas No
E. 2023/11
Karar No
K. 2023/226
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/11
KARAR NO: 2023/226
DAVA: Markanın Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüz ve Haksız

Rekabetin Tespiti Men ve Ref'i

DAVA TARİHİ: 06/01/2023
KARAR TARİHİ: 19/07/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/07/2023

Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüz ve Haksız

Rekabetin Tespiti Men ve Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerine tekstil sektöründe başladığını, zaman içerisinde gelişen ve değişen şartlar neticesinde turizm, otelcilik, yeme-içme faaliyetleri gibi muhtelif alanlarda faaliyetlerini aktif şekilde devam ettiğini, müvekkili şirketin "...." markasını 18/12/2018 tarihinde 43.sınıfta ... tescil numarası ile TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, yine müvekkili şirketin www.... web sitesi üzerinden de faaliyet göstermekte olup konaklama hizmetiyle ilgili detaylı bilgi ve rezervasyon işlemlerini mezkur web sitesinde yaptığını, davalı şirketin davaya konu "..." markasını 26/09/2022 tarihinde ... tescil numarası ile müvekkili markasının yıllardır faaliyet gösterdiği 43.(Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.= hizmet sınıfında tescil ettirdiğini, müvekkili şirkete ait marka ile davaya konu markada esaslı unsurun "..." ibaresi olup, müvekkili marka ile davalıya ait markanın aynı ya da aynıya yakın nitelikte markalar olduğunu, davalı firmanın ayniyet derecesinde benzer marka ibaresi ile müvekkili şirketin hizmet verdiği sınıfta ve aynı sektörde ve aynı şekilde "konaklama hizmetleri ve otelcilik" üzerine hizmet vermekte olup müvekkiline ait markanın yıllar içerisinde elde etmiş olduğu bilinirlik ve güvenilirliğinden faydalandığını ve her iki marka arasında iktibas ve iltibas oluşturduğunu, SMK 6/5 ve SMK 6/9 maddeleri uyarınca da davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve müvekkili şirkete ait tescilli markaya yönelik fiilin tecavüz olup olmadığının tespitine, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasına, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere ele geçirilen tabela ve sair ürünlerin imhasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin, davaya konu markasını 26/09/2022 tarihinde tescil ettirdiğini, ticaret sicil gazetesinde dahi tescilli olan müvekkili markasının hiçbir şekilde davacının iddia ettiği benzerliğe sahip olmadığını, müvekkilinin, davacı şirketin varlığından dahi haberdar olmadığını, müvekkili şirketin kullanmış olduğu markanın "..." harfi ile başladığını, faaliyet gösterdiği alan ise her ne kadar hizmet sektörü olsa da konsept itibari ile tamamen daire niteliğinde bir konaklama olduğunu, aynı zamanda da faaliyet çevresinin İstanbul Esenyurt ilçesi olduğunu, müvekkili şirketin davacının işletmesinin bulunduğu alanda hizmet vermemesine rağmen ve hatta İstanbul gibi metropol bir şehirde ilçeler arasında bu kadar uzak mesafe ve trafik sorunları varken davacı şirketin bilinirliğinden faydalanmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin firmasının otelcilik ve hizmet sektöründe davacıdan daha aktif çalıştığını, kısa bir zamanda markasını kamuoyuna tanıtıp sevdirdiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi kendisi adına tescilli markanın müvekkilleri tarafından kullanılmadığını, müvekkili tarafından işletilen işletmede kullanıldığı iddia edilen davacıya ait hiçbir logo/marka söz konusu olmadığını, "..." ibaresinin müvekkili şirkete has bir otel ismi olduğunu, marka tecavüzüne konu olmasının da söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle, davacının davasının reddi ile vekalet ücreti ve mahkeme masraflarının davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı ve davalı adına kayıtlı marka tescil belgeleri celp olunmuştur.

Dosya, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının fiili markasal kullanımlarını davacıya ait .... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 02/06/2023 havale tarihli raporunda; "HÜKÜMSÜZLÜK AÇISINDAN; Davalıya ait ... tescil no.lu “...” markası açısından SMK m.6/1 açısından hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, tanınmış markaya ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için dosyada yeterli belge olmadığından, SMK m.6/5 kapsamında davacı markasının tanınmışlığına dair bir değerlendirme yapılamadığı, davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu, MARKAYA TECAVÜZ AÇISINDAN; davalı tarafın kullanımı açısından, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüze ilişkin şartların mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.

Davalı vekili 16/06/2023 tarihli dilekçesi ile, bilirkişinin raporunda da gösterildiği üzere iki otelin logolarının birbirleriyle benzer hiçbir tarafı bulunmadığını, davacı tarafın logosundaki şekiller itibariyle, davalı müvekkilinin ise otel logosunun sadece yazıdan ibaret olması sebebiyle kolaylıkla ayırt edilebildiğini, müvekkili şirketin firmasının otelcilik ve hizmet sektöründe davacıdan daha aktif çalıştığını, kısa bir zamanda markasını kamuoyuna tanıtıp sevdirdiğini, davacı işletmenin dilekçelerinde bahsettiği tanınmışlık durumunun yeterli belge sunulamadığından asılsız ve gerekçesiz kaldığını, bu sebeple davacı şirketin tanınmışlığı üzerinden prim yapmakla itham edilen müvekkili şirkete yöneltilen işbu iddianın yersiz ve hukuk dışı olduğunun açıkça görüldüğün, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının kabulünü talep etmiştir.

Dava, davalı adına kayıtlı markanın SMK 6/1-5-9.maddesi uyarınca hükümsüzlüğü, davalının, davacıya ait markadan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, men ve ref'i talebine yöneliktir. SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir.

SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir. Somut olayda yukarıda anılı kriterler ışığında yapılan değerlendirmeye göre;

Davacının davaya dayanak markası "..."; davalının hükümsüzlüğe konu markası ile fiili kullanımları "..." unsurlarından oluşmaktadır. Davacı markasında yer alan dünya görseli içinde yapraklar şeklinde karakterize edilmiş şekil unsurunun, kelime unsurlarına baskın gelebilecek orjinallik ve dikkat çekicilikte olmadığı, şekil-kelime kombinasyonlarında kelime unsurunun ayırdediciliği ile hafızada kalıcılığının daha fazla olduğu şeklinde genel kabul ile birlikte değerlendirildiğinde "..." kelimesinin asli ve ayırdedici unsur olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı markasında da asli ve ayırdedici unsur "..." kelime unsurudur. Zira "..." kelimesi sektörel tanımlayıcılık içerdiğinden ayırdedici değildir.

Taraf markalarının asli ve ayırdedici unsurları kıyaslandığında yüksek oranda işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik içerdikleri, sınıfsal ayniyet nazara alındığında hitap olunan özel bir bilgi ve dikkat seviyesi bulunmayan ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu, bu itibarla marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.

SMK'nun 6/5 maddesine göre: "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." Her ne kadar davacı tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da her somut olayda ayrıca bu iddiaya dayanan tarafın ispat yükümlülüğünde bulunduğu, bu iddiasını ispata yarayacak delillerini sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;

Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davacının tanınmışlığı ispatlanamayan tescilsiz markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı ve bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.

Davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları yönünden ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, 2019/5189 esas ve 2022/1852 karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nun uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Tüm bu nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalıya ait ... tescil numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, -Davalının davacıya ait ... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzün tespiti ile bu tecavüzün men ve ref'ine, tecavüz oluşturan markasal kullanımına havi tabela ve basılı tüm evraka el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, -Davanın haksız rekabet davasının REDDİNE,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 269,85 TL ilam harcından, 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile, 89,95 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen hükümsüzlük davası nedeniyle hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince kabul edilen tecavüz davası nedeniyle hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen haksız rekabet davası nedeniyle hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Davacı tarafından yapılan 181,00 TL tebligat-tezkere masrafı ve 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.681,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul-reddi oranında hesaplanan 1.787,42 TL.'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru ve 179,90 TL peşin olmak üzere toplam 359,80 TL harç giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.55/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.