Esas No
E. 2023/2368
Karar No
K. 2024/8
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2368

KARAR NO: 2024/8

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/10/2023

NUMARASI: 2022/1100 E. - 2023/786 K.

DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 464510 sayılı ticaret siciline kayıtlı dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 13.06.2014 tarihinde tasfiye kararı alındığını, tasfiyenin 10.02.2017 tarihinde sona erdiği, 20.02.2017 tarih ve 9267 sayılı sicil gazetesinde yayımlandığını, şirket çalışanlarından ...'in 09.03.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu işçi tarafından 22.01.2013 tarihinde SGK'ya şikayet başvurusu yapıldığını, bu tarihten itibaren SGK müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturmaların 30.01.2015 tarihinde sonuçlandırıldığını, kaza geçiren işçi tarafından Bakırköy 6. İş Mahkemesinin 2014/273 Esas ve Bakırköy 20. İş Mahkemesinin 2016/255 Esas kaydına açılmış olan davalar derdest iken şirketin 02.07.2014 tarihinde tasfiyeye girdiğini, 20.02.2017 tarihinde tasfiyenin sonuçlandırıldığını, ayrıca 29.05.2016 tarihinde ... San. ve Tic. Ltd. Şti.tarafından SGK aleyhinde Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2016-255 Esas kaydına açılan dava da derdest olduğu halde tasfiyenin sonuçlandırıldığını, Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2016/255 Esas sayılı dava dosyasının 04.11.2021 tarihinde Yargıtay tarafından onandığını, neticesinde alacaklarının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, şirket yetkililerinin ve müdür olarak görev yapan davalı tasfiye memurunun iş kazasından bilgisi olduğunu, SGK müfettişleri tarafından iş kazası ile ilgili olarak şirket bilgisi dahilinde ropor tutulduğunu, esas numaraları belirtildiği üzere kaza geçiren işçi tarafından açılan alacak davalarında ve şirket tarafından SGK aleyhine açılan davada tasfiye memurunun yetkili sıfatıyla dava süresince katılım sağladığını, tüm süreçten haberdar olduğunu, iş kazasından kaynaklanan muhtemel borç miktarı kadar meblağ ayrılmadan, şirketin SGK kurumuna olan borcundan haberdar omasına rağmen borç ödenmeden, derdest olan davalar varken tasfiye sonlandırıldığından, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şirkete ait tasfiyenin eksik yapıldığı ve usulsüz olduğunu, Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2016/255 Esas dosyasında tebligatların tamamlanarak kesinleştirilmesi, bu dosyaya bağlı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasının infazı ve ilgili takiplerin yapılabilmesi, SGK alacağının tahsili için 6100 sayılı HMK’nın 52 ve 54. maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyası amacıyla işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 464510 ticaret siciline kayıtlı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili, cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, yasal hasım olarak davada bulunduğunu, bu nedenle yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.

Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; tasfiyeye girdiğinde şirketin hiçbir kesinleşmiş davası bulunmadığını, tasfiyenin 14.02.2017 tarihinde gerçekleştiğini ve 5 yıllık hak düşürücü sürenin ve zamanaşımının geçtiğini, şirketin zarar etmesinden kaynaklı olarak tasfiyeye sokulduğunu, şirketin herhangi bir aktifi ve pasifi olmadığını, o dönem yargılamalar halen daha devam etmekte olduğundan ve halen daha iş kazası dosyası Bakırköy 6. İş Mahkemesinin 2014/273 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğundan müvekkilinin muaccel olan ve kesin olarak tespit edilebilecek bir borcu olmadığından doğal olarak herhangi bir bedelin depo edilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, şirketin herhangi bir mal varlığı olmadığı için ihyasının istenmesinde hukuki yararın da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Mahkememizce yapılan yargılama sonunda; davacı tarafından dava konusu şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, dava konusu şirketin tasfiye nedeniyle sicilden terkin edildiği, davacı tarafın işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu dikkate alınarak, dava konusu şirketin TTK 547.md gereğince ihyasına ve tasfiye memuru olarak da sicil kaydında tasfiye memuru olarak ismi yer alan ...'ın görevlendirilmesine; şirket aleyhine açılmış ve derdest dava bulunduğu halde tasfiye işlemini sonlandıran tasfiye memuru kusurlu davrandığından ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiş, iş bu kararın istinaf edilmesi üzerine İBAM 14.HD 2022/1566 - 1362 E.K sayılı ilamıyla; "Hukuki dinlenilme ve savunma hakkının kullanılması amacıyla davalılara dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilerek, davalılarca savunma yapılmasına olanak sağlanmalı ve varsa savunma ve delilleri incelenerek bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını kaldırmıştır. İBAM kaldırma kararı kapsamında davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmiş, her iki davalıda yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu şirket hakkında tasfiye tarihinden önce açılmış Bakırköy 6.İş Mahkemesinin 2014/273 esas sayılı dosyasının mevcut olduğu, İş Mahkemeleri tarafından verilen karar kapsamında alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasının mevcut olduğu, taraf teşkilinin sağlanabilmesi için davacı tarafın iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, tasfiye memurunun şirket hakkında açılmış dava bulunduğu halde kusurlu davranışıyla şirketin tasfiyesini tamamlamış olması nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı tasfiye halinde ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına münhasır olmak üzere TTK'nın 547.maddesi gereğince ihyasına, tasfiye memuru olarak TTK'nın 547/2 maddesi gereğince şirketi tasfiye eden ...'ın görevlendirilmesine, ihya kararının TTK'nın 547.maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanına, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü taraf yasal hasım olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi sebebiyle aleyhine yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;14.02.2017 tarihinde tasfiye edilen şirketin ihyasının istenmesi için 5 yıllık hak düşürücü sürenin ve zamanaşımının geçmiş olduğunu, şirketin zarar etmesinden kaynaklı olarak tasfiyeye sokulduğunu, şirketin herhangi bir aktifi ve pasifi olmadığını, o dönem yargılamalar halen daha devam etmekte olduğundan ve halen daha iş kazası dosyası Bakırköy 6. İş Mahkemesi'nin 2014/273 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğundan müvekkilinin muaccel olan ve kesin olarak tespit edilebilecek bir borcu olmadığından doğal olarak herhangi bir bedel depo edemediğini, dolayısıyla müvekkilin herhangi bir kusuru da bulunmadığını, ayrıca Bakırköy 6.İş Mahkemesinin 2014/273 Esas sayılı dosyasının halen derdest olup kesinleşmediğini, kaldı ki şu aşamada 5 yıl geçtikten sonra şirketin ihyası istenmişse de zaten şirketin herhangi bir mal varlığı olmadığı için ihyasının istenmesinde hukuki yararın bulunmadığını, dolayısıyla davanın esastan reddi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince daha önce verilen 26.05.2022 tarihli, 2022/491 Esas ve 533 Karar sayılı davanın kabulüne dair karar, davalı ... vekilinin istinaf istemi üzerine Dairemizin 20.10.2023 tarihli ve 2022/1566 Esas, 2022/1362 Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesince, hukuki dinlenilme ve savunma hakkının kullanılması amacıyla davalılara dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilerek, davalılarca savunma yapılmasına olanak sağlanması, varsa savunma ve delilleri incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, davalıların savunma ve hukuki dinlenilme hakları ihlal edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek kaldırılmış olup ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda eldeki istinaf konusu kararın verildiği anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 14.02.2017 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir. İhyası istenen dava dışı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı aleyhine Bakırköy 2.İş Mahkemesinin 2016/255 Esas sayılı dava dosyası ile sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti talepli dava açıldığı, mahkemenin 2019/55 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/3241 Esas, 2021/13546 Karar sayılı kararı ile onandığı, bu kararın davacı tarafından İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konu edildiği, davacı tarafından mahkeme dava dosyasının kesinleştirilmesi ve icra dosyasında takip işlemlerinin yapılabilmesi için dava dışı şirketin ihyasının talep edildiği görülmektedir. Buna göre terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Bu sebeple davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı ...'ın ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak davalı ...'ın atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Davalı vekili, zamanaşımı süresinin ve hak düşürücü sürenin geçtiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, dava TTK'nın 547. maddesine göre açılmış olup anılan maddede herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmediğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Tasfiye işleminin usule uygun yapıldığının belirtilmesine karşın, söz konusu dava tarihinde henüz şirketin tasfiyesinin tamamlanmadığı, ilan aşamasında bulunulduğu, buna rağmen aleyhine derdest bir dava bulunan şirketin terkin edilmesi nedeniyle tasfiyenin usulüne uygun şekilde sonuçlandırıldığından söz edilemez. Bu durumda, TTK'nın 547. maddesine göre mahkemece yapılan inceleme ve verilen hükmün yerinde olduğu, davalı tasfiye memurunun derdest davayı dikkate almaması nedeniyle tasfiyenin eksik yapıldığı, mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiş ve istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak ''İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü''nün davalı olarak gösterilmesine ve bu davalı vekilince davaya cevap verilmesine rağmen mahkemenin gerekçeli karar başlığında davalı olarak ''İstanbul Ticaret Odası''na davalı olarak yer verilmesi doğru olmamış ise de, bu husus her zaman düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğundan bu husus kaldırma nedeni yapılamamış, eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davalı ...'tan tahsiline,3-Davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 24.01.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi..

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.