5. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3586
- Karar No
- 2023/9246
- Karar Tarihi
- 18.10.2023
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
5. Hukuk Dairesi 2023/3586 E. , 2023/9246 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil olmadığı takdirde tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekilleri dava dilekçesinde; dava konusu Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 64 parsel sayılı taşınmazı 877.000,00 m² olarak 1999 yılında sattığını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince yüzölçümünün 1.027.097,63 m² düzeltildiğini, tapuda fazla çıkan 150.097.63 m² nin aynen müvekkilleri adına tescilini, mümkün olmaması halinde hatalı teknik ölçüm nedeniyle müvekkillerin mahrum kaldıkları bedelin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; görev, yetki, derdestlik, zamanaşımı, kesin hüküm ve husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu düzeltme işlemine karşı davacı tarafından herhangi bir itiraz veya dava yoluna başvurulmadığını, düzeltme işlemlerinde taşınmazın sınırları değişmediğini, davacının Kadastro Müdürlüğünce tesis edilen düzeltme işleminden dolayı somut ve maddi bir zararı doğmadığını, davacı maddi zarar uğramış olsa dahi Devletin sorumlu olabilmesi için bu zararla yapılan işlem arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiğini, somut bir zarar olmamakla birlikte eğer davacılar maddi bir zararları olduğunu düşünüyorlarsa öncelikle taşınmazı satın alan yeni malike başvurmaları gerektiğini, davacının taşınmazı satın alan yeni malike karşı Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/868 Esas sayılı dosyasında dava açtığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının dava konusu taşınmazın tapuda düzeltme işlemi neticesinde artan 150.097,63 m² lik kısmının tesciline ilişkin talebinin reddine, davacıların tazminat talebinin kabulü ile yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uygulamasında taşınmazın sınırlarının değişmediğini, bu nedenle bir zararın söz konusu olmadığını, düzeltme işlemine karşı dava açılmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında bir tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, idarenin bir kusurunun olmadığını, yeni malike karşı dava açılması gerektiğini, idarenin işlemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ve davacı lehine verilen vekâlet ücretinin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilamı ile Yargıtay uygulamaları gereği bu davalarda 10 yıllık zamanaşımının uygulandığı, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan işlemin kesinleşme tarihinin 02.02.2017 olduğu, davanın 11.07.2018 tarihinde açıldığı, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, kaldırma kararındaki eksikliklerin yerel mahkemece giderildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına göre yerinde olduğu, oluşan zarardan davalı Hazinenin objektif sorumluluk kapsamında sorumlu olduğu, yerel mahkemenin usuli kazanılmış hak tespiti ve değerlendirmesinin isabetli olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin bir numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle;
istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun'un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4.4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Dava konusu Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 64 parsel sayılı taşınmazın 877.000,00 m² olarak 20.06.1977 tarihinde komisyon kararı ile dava dışı ... adına tapuya tescil edildiği, davacılar ... ve ...’nin 21.10.1998 tarihinde ½ şer hisse satın almak suretiyle 877.000,00 m² de malik oldukları ve taşınmazın tamamını 12.05.1999 tarih ve 1965 yevmiye numaralı işlemle 877.000,00 m² olarak dava dışı ... ’ne sattıkları, dava konusu taşınmazın tapu kaydına 19.10.2016 tarihinde “Kadastro Kanunu 41. maddesine göre düzeltme vardır” şerhinin işlendiği, 3402 sayılı Kanun'nun 41 inci maddesi uygulaması sonucu taşınmazın tapuda 877.000,00 m² olan yüzölçümünün 1.027.097,63 m² olarak düzeltildiği ve düzeltmenin 02.02.2017 tarihinde kesinleşerek tescil edildiği, eldeki davanın 11.07.2018 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
4.Davacılar tarafından satın alınan alan ile satılan alanın aynı olduğu ve davacıların 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan bir zararının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.