8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/18253 E. , 2014/16486 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki mülkiyet (tespit istemli) davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 20.12.2012 gün ve 712/726 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, ... Mahallesi,... Mevkii 680 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan üç katlı binanın vekil edenine ait olduğunu, 01.01.2004 tarihinde vefat eden eşi ....'in binada hiçbir hakkı bulunmadığını, dolayısıyla mirasçı olan davalıların da binada hiçbir hakları bulunmadığını, ...'in ev hanımı olup arsa alınırken altınlarını verdiği için hissedar olduğunu, binanın vekil edeni tarafından yapıldığını, davalıların annesinin maddi bir katkısı bulunmadığını, vekil edeninin 1984 yılında imar affından yararlanarak yapı ruhsatı aldığını, .... mirasçılarından ...'in alacaklısının talebi ile .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1685 Esas sayılı dava dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını açıklayarak dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmiş, duruşmalara katılmamışlar ve yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece; "....680 ada 4 nolu parselde yer alan 3 katlı taşınmazın 1.katına yönelik davacının davasının kabulüne ve taşınmazın 1.katının mülkiyetinin davacı C.. G..'e ait olduğunun tespitine, aynı taşınmazın zemin ve 2., 3. katlarının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti iddiasının kesin kanaat verici niteliklerle ispatlanamamış olması sebebiyle reddine..." karar verilmesi üzerine hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Muhtesat aidiyetinin tespiti davalarında muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğini kabul edenler dışında kalan ve muhtesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin davada taraf olmaları zorunludur. Dosya içeriğindeki tapu kaydından dava konusu 680 ada 4 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet şeklinde toplam 36 hissedar adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki; dava, sadece 94/5800 pay sahibi bulunan H. G.'in mirasçılarına karşı açılmış olup davada taraf durumunda bulunmayan paydaşlar da bulunmaktadır. Dava konusu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğini açıkça kabul etmeyen paydaşların tümünün davada taraf olması gerektiği gözden kaçırılmıştır. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Taraf koşulu oluşturulmadan davanın esası yönünden hüküm verilemez.
O halde Mahkemece; öncelikle ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyası incelenerek dava konusu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğini açıkça kimin kabul ettiği, kimin kabul etmediği saptanmalı, muhdesatın davacıya ait olduğunu kabul etmeyen ve davada taraf olarak yer almayan tüm paydaşların davada taraf olmalarının zorunlu olduğu gözetilerek davanın onlara da yöneltilmesi hususunda davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı, geldiklerinde davaya karşı diyecekleri varsa delilleri sorulup saptanmalı, gerekirse gösterecekleri deliller toplanmalı, taraf koşulu oluşturulduktan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden bir hüküm verilmelidir. Mahkemece taraf koşulunun oluşup oluşmadığı duraksamasız belirlenmeden eksik araştırma ve inceleme ile davanın esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de, muhdesatın aidiyetinin tesbitine yönelik davalarda, muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tesbiti ile yetinilmesi gerekirken mülkiyet hakkı doğuracak şekilde mülkiyetin tesbitine karar verilmesi de doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 661,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.