4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1057
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/02/2022
NUMARASI: 2021/738 Esas - 2022/122 Karar
DAVANIN KONUSU: Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Usule ilişkin olarak, davaya konu edilen ruhsat başvurusunun reddi işlemine ilişkin hukuka aykırılığın tespitine karar verecek olan mercilerin adli yargı makamları olduğun, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Esas No : 2019/525, Karar No : 2019/693, Karar TR: 21.10.2019 kararı olduğunu, davalının özel hukuk tüzel kişisi olduğu gerekçesiyle böyle bir karar veren Uyuşmazlık Mahkemesi'nin ilgili kararının dilekçe ekinde sunulduğunu, esasa ilişkin olarak, müvekkilinin sektöründe saygın, yıllardır ülkemiz için önemli ihracat faaliyetleri gerçekleştiren bir firma olduğunu, 21/09/2021 tarihinde davalı ... Başkanlığına 25902 s. Resmi Gazetede yayımlanan ''İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik''te yer alan gerekli evrakların tümünü eksiksiz biçimde tamamlayarak İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı alma başvurusunda bulunduğunu, 15/10/2021 tarihinde davalı tarafından müvekkiline evrakların eksiksiz olduğu ve bu evraklara ek olarak tek taraflı yaptırım güçlerini kullanabilecekleri ve yönetmelikte yer almayan keyfi uygulamaları içeren bir taahhüt imzalamaları gerektiğini, aksi takdirde ruhsat başvurusunu reddedeceklerini sözlü olarak bildirdiklerini, İşbu taahhütnameyi imzalaması için yasal zorunluluğu bulunmadığını bildiren müvekkilinin iş yeri elektriğini kesmek ve mühürleme işlemi yapmakla tehdit eden davalı tarafın bu işlemi yapmasının işlemin ''kamu yararı'' saikinden uzak olduğunu, kamu gücünün kötüye kullanılması ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, hukuka aykırı olarak talep edilen taahhütnameyi hukuki olarak gerekli olmadığı için imzalamayacağını beyan etmesine rağmen başta noterde düzenlenmesini söylediklerini işbu taahhütnameyi ''Noter kanalıyla olmasa da olur, burada imzalayın bari'' dediklerini, 19/10/2021 tarihinde müvekkilinin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı başvurusunun reddine ilişkin yapılan işlemin tebliğ edildiğini, öngörülen tüm kriterlerin eksiksiz tamamlanmışken keyfi olarak talep edilen taahhütname imzalanmadığı için gerçekleştirilen red işleminin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu ruhsat başvuru sürecinin başlanmasından evvel davalı yanın yetkisi bulunmadığı halde müvekkili firmaya yönelik hukuka aykırı yaptırımlar uyguladığını, üretim tesisinin elektriğini kestiğini ve geçici mühürleme işlemi gerçekleştirdiğini, yetkisizce fiili yaptırımlarda bulunan davalıya karşı müvekkili tarafından sürdürülen bir şikayet ve soruşturma sürecinin olduğunu, tüm bu sebeplerle müvekkiline taahhütname dayatmasında bulunarak ruhsat verme işlemini reddeden davalının, müvekkilini maddi, manevi ve itibari zarara uğrattığını beyan ederek, ...nın 19/10/2021 tarihli, 2021/1509 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı verilmesi hakkında davalı tarafından gerçekleştirilen red işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine, gerçekleştirilen hukuka aykırı işlemin fiiliyata dökülememesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalıya mahkememiz tarafından usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; "...Davaya konu ...nın 19/10/2021 tarihli, 2021/1509 sayılı kararı ile talep edilen taahütnamenin verilmemesi sebebiyle işyeri açma ve çalışma ruhsatı talebinin red edildiği, 25902 sayılı resmi gazetede yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerinden taahhütname alınacağına ilişkin bir düzenlemenin olmadığı, bu itibarla taahhütname verilmemesi sebebiyle işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, davacı tarafın dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalı taraf sorumlu tutulmuştur.Avukatlık Asgari Ücet Tarifesi 6. maddesinin "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir sebeple; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." hükmünü içerdiği, davaya konu uyuşmazlığın ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce konusuz kaldığı görülmekle vekalet ücretinin yarısına hükmedilmiştir.Diğer yandan davalı vekili karar duruşmasında yangın güvenliği ile ilgili rapor alınıp, idari işlemler tamamlandıktan sonra işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlendiğini, taahhütname dışında başka eksikliklerin olduğunu savunmuş ise de davacı tarafın savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği, kaldı ki davaya konu 19/10/2021 tarihli, 2021/1509 sayılı kararda taahhütname verilmemesi sebebiyle işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmediğinin belirtildiği görülmekle davalı vekilinin yangın güvenliği ile ilgili rapor ve diğer idari işlemlere ilişkin belgeleri sunması için süre verilmemiştir.Davacı vekili, taahhütname benzeri teslim evrakının imzalanmaması sebebiyle teslim edilmeyen ruhsat aslının müvekkiline teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de davanın ...nın 19/10/2021 tarihli, 2021/1509 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı verilmesi hakkındaki red işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu, yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 6100 sayılı HMK m.
26.maddesinde düzenlenmiş olup, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez hükmü gereği davacının bu talebi dikkate alınmamıştır.Açıklanan sebeplerle Davanın Konusuz Kaldığından Esas Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davacıya, taahhütname imzalamadığı için değil, ruhsat için gerekli olan yangın güvenliğini sağlamak üzere alınan itfaiye raporunun olmayışı sebebiyle ruhsat verilmediğini, davacı şirket için itfaiye raporunun verildiği tarih 15.11.2021 tarihi olduğunu, ruhsat da 15.11.2021 tarihinde verildiğini, dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi hukuk düzeninde davacı aleyhine sonuç doğurmuş olan, işlemin hukuka aykırı olduğunun tespiti ya da iptali istenebilecek bir hukuki işlem de bulunmadığını, davacının uğradığı bir zararın söz konusu olmadığını, davacının dava açtığı tarihte dava açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını, davanın konusuz kalmış olması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, hazır olan ruhsatı teslim almakta direnerek işbu davanın lehlerine sonuçlanmasına sağlamaya çalışan davacı taraf aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararının kaldırılmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Davalı OSB'nin, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi hakkındaki ret işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti talebine ilişkindir. Dosyada mevcut davalı OSB' tarafından davacı şirkete gönderilen 19/10/2021 tarih ve 2021/1509 sayılı yazıda noter onaylı taahhütnamenin firma tarafından verilmemekte ısrar edildiği, buna göre evrak eksikliği sebebiyle iş yerine ruhsat verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.Dava açıldıktan sonra 15.11.2021 tarihinde ruhsat düzenlendiği ve davanın konusuz kaldığı, davanın açılmasına taahhütname talep ederek davalının sebep olduğu anlaşıldığından yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.