Esas No
E. 2023/661
Karar No
K. 2024/45
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/661

KARAR NO: 2024/45

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/12/2022

NUMARASI: 2022/136 Esas, 2022/858 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi tespit

KARAR TARİHİ: 17/01/2024

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.

Davacı vekili, davacının maliki olduğu Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... köyü, ... ve ... parsellerde kayıtlı olan taşınmazına otel işletmesi yapılması için davalı ile anlaştığını ve bu anlaşmaya istinaden işin yapılması amacıyla davalıya 14/02/2016 tanzim, 14/02/2020 vade tarihli ve 4.750.000 USD bedelli bono düzenleyerek verdiğini, davalı tarafça otel inşaatına başlanmadığını, gerekli izinlerin alınmadığını ve senedin davalı tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, ancak bononun verilmesine ilişkin sözleşme kapsamındaki borç ifa edilmediğinden icra takibine konu bononun bedelsiz kaldığını belirterek, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacının iddiasının soyut olup, somut bir delile dayanmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, hakdüşürücü sürelerin geçtiğini, davacının maliki olduğu Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... köyü, ... ve ... parsellerde kayıtlı olan taşınmazına otel işletmesi yapılması için davalı ile anlaşıldığını, bunun için kendisine vekalet verildiğini, davalının gerekli olan tüm işlemleri yerine getirdiğini, ancak davacı tarafından turizm işletmesi yapılması işinden vazgeçildiğinden sarfettikleri emek ve mesainin karşılığı olarak davacının davaya konu bonoyu düzenleyerek verdiğini, ancak bono bedeli ödenmediği için icra takibine konu edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davaya konu takip dayanağının kambiyo senedi olması, takibe dayanak söz konusu bonoda ''nakden'' veya ''malen'' olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması, davaya dayanak yapılan otel inşaatı ile ilgili olarak davalıya atfedilen soruşturma kapsamındaki ifadelerin bononun mutlak anlamda otel inşaatı için verildiğini açıkça ortaya koymaktan uzak ve ''otel inşaat işleri'' gibi tanımlamayla ''işlere'' vurgu yapılmış olması karşısında davalının başvurulan isticvabında söz konusu ifadede kastının yerle ilgili arsanın cins değişikliği ile otel inşaatı yapılabilecek hale getirilme işleri olduğuna yönelik duruşmada gözlenen samimi beyanları, bononun otel inşaatı için verildiğine yönelik davacı iddiasının bonoya karşı yazılı delille ispatlanması gerektiği halde bu konuda herhangi bir yazılı delil ibraz edilmemesi, iddianın soyut kalması, ispat külfetinin davacıda olması, davacının duruşmada imzalı beyanı ile davalıya yemin teklif etmeyeceğini beyan etmesi karşısında dosya kapsamı itibarı ile davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine, herhangi bir tedbir talebi ve tedbir kararı söz konusu olmadığı için şartlar gerçekleşmediğinden davacı aleyhine icra tazminatına hükmedilmemesine karar vermiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalının temel ilişkideki edimini yerine getirmediğini kesin delillerle ispat edildiğini, mahkemenin bononun otel inşaatı için verildigine yönelik davacı iddiasının bonoya karşı yazılı delille ispatlanması gerektigi halde bu konuda herhangi bir yazılı delil ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında otel inşaatı yapımına ilişkin anlaşma sağlandığı taraflarca kabul edilmektedir. Her iki taraf da dava konusu bononun bu sözleşmeden kaynaklı verildiğini kabul etmekle birlikte davacı otel işletmesinin yapılmasına ilişkin bono verildiğini, ancak yapıma ilişkin davalı tarafça herhangi bir şey yapılmadığını, bononun karşılıksız kaldığını iddia etmiş, davalı ise otel işletmesinin yapılmasından davacının vazgeçtiğini, verilen bononun da gerekli izinlerin alınması ve yapılan işlemler, sarf edilen emek ve mesaiye karşılık verildiğini iddia etmiş olup, bono üzerinde ne için verildiğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Yapılan keşif ve inceleme sonucunda davacıya ait otel işletmesinin yapılacağı taşınmaza ilişkin herhangi bir inşaat bulunmadığı, parsellerin boş durumda olduğu, yapı ruhsatı alınmadığı, proje yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de duruşmadaki beyanları ile davalıya yemin teklif etmekten vazgeçmiş, davalı bononun yaptığı iş ve işlemlere ilişkin verildiğini beyan ve ikrar etmiş olup, otel işletmesinin yapılmasına ilişkin hangi iş ve işlemlerin yapıldığı, buna ilişkin belge ve harcamaları davalı tarafça dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın da iddialarının ispata muhtaç olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava menfi tespit istemine ilişkin olduğundan ispat yükü davalı tarafa olup, davalı taraftan sözleşme kapsamında takibe konu bonoya ilişkin hangi iş ve işlemleri yaptığı, varsa buna ilişkin delil ve belgelerini ibraz etmesi istenerek, açıklama yapılıp deliller sunulduğu takdirde mahallinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınması ve tüm bu hususlar değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih, 2022/136 Esas, 2022/858 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/01/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog