8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/24176 E. , 2014/17312 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/10/2013
NUMARASI : 2008/187-2013/721
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de ;
TMK'nun 887. maddesi hükmüne göre, ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değil ise, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır. Bir başka deyişle ipotek veren 3. kişi yönünden borç muaccel hale getirilmediği takdirde, onun hakkında takip başlatılamaz.
İİK’nun 149. maddesine göre icra takibinin asıl kredi borçlusu (lehine ipotek verilen) aleyhine açılması asıldır. Takip sonunda üçüncü kişinin taşınmazının paraya çevrilmesi söz konusu olduğundan o kişi hakkında da takip yapılması gerekir. Zira ipotek veren üçüncü kişi ile asıl borçlu arasında zorunlu takip arkadaşlığı vardır.
Yine HMK'nun 124/4 maddesi uyarınca “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir” düzenlemesi yer almaktadır. İİK'nun da bu hususta düzenleme bulunmadığından anılan hükmün icra takiplerinde de uygulanması gerekir. Bu durumda alacaklının asıl borçluyu taraf gösterdiği halde ipotek vereni takipte taraf olarak göstermemesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından ve usul ekonomisi dikkate alındığında, alacaklı tarafından takip sırasında ek takip talebi sunulup eksiklik bu şekilde giderilerek ipotek veren hakkında da yeniden icra emri düzenlenip tebliğe çıkarılarak takibe devam edilebilir. Somut olayda icra takibinin sadece asıl borçlu hakkında başlatıldığı, ipotekli taşınmaz maliklerinin icra emrinde yer almadığı görülmektedir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda anılan yasal düzenlemeler nazara alınarak, maliklerin de ek takip talebiyle takibe dahil edilerek onlara da icra emri tebliğinin sağlanıp, takipteki bu eksikliğin giderilmesi amacıyla alacaklı vekiline süre verilmesine karar verilmesi gerekirken, bu husus değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.