8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/3362 E. , 2014/19293 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kilis 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/07/2013
NUMARASI : 2013/29-2013/6
H. . T.. ve müşterekleri ile Hazine, Gülsüm (Saniye kızı), B..
Y.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kilis 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.07.2013 gün ve 29/6 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı kayyım (Hazine) vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, müvekkillerinin Kilis ili Merkez İlçe, M.. Mahallesi 995 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 12/16 hissesinin sahibi olduklarını, bu hisselerin müvekkillerine anneleri Nezihe Nüsret Tümay'dan intikal ettiğini, dava konusu taşınmazın 4/16 hissesinin ise Saniye kızı Gülsüm'e ait olduğunu, 4/16 pay sahibi Saniye kızı Gülsüm'ün kim olduğunun bilinmediğini, dava konusu taşınmazın 50 yılı aşkın bir zamandır müvekkilleri ve kök murisleri tarafından kullanıldığını 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/c maddesindeki şartlar oluşmuş olduğundan davalı taşınmazın 4/16 paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini istemiştir. Davalı Hazine vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, davanın reddini savunmuştur. Davalı Kayyım Kilis İl Defterdarı B.. Y.., eksikliklerin giderilmesini ve gerekli kararın verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkemece, dava konusu Kilis İli, Merkez İlçesi, M.. Mahallesi 995 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 4/16 hisse malikinin Saniye kızı Gülsüm olduğu, ancak yapılan araştırmalarda Saniye kızı Gülsüm isimli herhangi bir şahsın bulunmadığı, dava konusu taşınmazı uzun zamandır davacıların kök murislerinin ve davacıların kullandığı, yapılan ilanlara rağmen davalı taşınmazla ilgili açılan tapu iptali davası ve taşınmaz üzerinde hak iddia eden herhangi bir kişinin bulunmadığı, mahkemece yapılan araştırmalar ve keşif sırasında dinlenen tanık beyanlarından Saniye kızı Gülsüm adlı kişinin tanınmadığı ve bilinmediği, bu isimde herhangi bir şahsın Kilis İl Merkezi'nde bulunmadığı, kadastro tutanaklarından ve tapu kaydındaki bilgilerden taşınmaz hissedarı Saniye kızı Gülsüm'ün kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu kütüğünden çıkarılmasının imkansız olduğu, 1937 tarihli 2947 nolu vergi kaydına dayanılarak tespitin yapıldığı, vergi kaydının ancak zilyetlikle birleşmesi halinde hukuki değer ifade ettiği, tek başına vergi kaydından da Saniye kızı Gülsüm'ün kim olduğunun anlaşılamadığı, dava konusu taşınmazın davacılara ait olduğunun dinlenen tanık beyanları ile de ispat edildiği, bu haliyle TMK'nun 713/2 maddesi gereğince aranan şartların davacılar lehine gerçekleştiği, Saniye kızı Gülsüm adına oluşturulan tapu kaydının hükümsüz olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davacılar vekili tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili ve davalı kayyım vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. fıkrasında yazılı üç hukuki sebepten biri olan "...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan..." hukuki sebebine dayalı olarak ve paylı tapu kütüğünün bu nedenle hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ya da malikleri ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı olarak, Hazine ile Kayyım olarak atanan Kilis Defterdarı ve pay tapu maliki Saniye kızı Gülsüm'ü hasım olarak göstermiştir. TMK'nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan eldeki davada Hazine ve kayyım uyuşmazlık konusu payın tapu kayıt maliki olmadığından, pasif taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Mahkemece, Kilis Defterdarı kayyım tayin edilmek suretiyle davanın yürütülmesine çalışılmıştır. TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan, birbirinden bağımsız üç ayrı hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalar nitelikleri gereği özel nitelikli davalar olup, kayıt malikine kayyım tayin edilmek suretiyle davanın yürütülmesi olanağı bulunmamaktadır. Dairemiz ve Yargıtay'ın sapma göstermeyen uygulamaları da bu yöndedir. Bu tür davaların özelliği gereği kamu düzeni ağırlıklı davalar olup kayyım atamak sureti ile sonuçlandırılması açıklanan niteliklere ters düşmektedir. Kayıt maliki görülen "Saniye kızı Gülsüm"ün ölü veya sağ olup olmadığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. TMK'nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Dava konusu parselin ¼ pay maliki Saniye kızı Gülsüm adına dava duruşma gün ve saatini bildirir davetiye usulüne uygun ilanen tebliğ edildiğinden, davada taraf teşkili sağlanmış bulunmaktadır. Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun maddesinde yazılı her iki neden ispat koşulları nedeniyle ayrı davaların konusudur. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK.nun 10.4.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, bilinmeyen, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendisine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Somut olayda, dava konusu 995 ada 14 parsel, Eylül 928 tarih 2 ve 21.06.1969 tarih 53 sıra nolu tapu kayıtları esas alınarak 10.04.1978 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ¼ pay Saniye kızı Gülsüm ve ¾ pay ise N.. T.. adlarına tespit görmüş ve tutanak itirazsız olarak 09.01.1979 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen aynı kişiler üzerindedir. Gerek kadastro çalışmaları sırasında uygulanan ve gerekse intikal gören tapu kaydındaki bilgilere göre kayıt malikinin ana adı bilinen kişidir. Ne var ki; Mahkemece, 01.11.2012 tarihli Tapu Müdürü H.. T.. ve yeminli bilirkişi A.. Ö.. imzalı Türkçe tercümesi yapılan Eylül 1928 tarih 2 sıra nolu ve gittisi olan Haziran 323 tarih 33 sıra nolu tapu kayıtlarının geldi ve gittilerinde “Türkiye Cumhuriyeti Tebaasından Saniye'nin kızı Gülsüm” yazılı olduğu halde, adı geçen ¼ pay sahibi Saniye kızı Gülsüm'ün TMK.'nun 713/2. fıkrası kapsamında bilinmeyen tanınmayan kişi olarak nitelendirilip davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kayıt maliki Saniye kızı Gülsüm'ün 995 ada 14 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören Eylül 1928 tarih 2 sıra nolu kök tapu kaydında açıkça isminin yer aldığı ve kim olduğunun açıkça bilindiği ölü veya sağ olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı sonuç itibariyle Saniye kızı Gülsüm'ün maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan kişi olarak nitelendirilmesinin dosya kapsamına uygun düşmeyeceği, bilinen kişi olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Söz konusu parsele revizyon gören tapu kaydında Saniye kızı Gülsüm açıkça yazılı olduğuna göre Saniye kızı Gülsüm'ün tapuda kim olduğu anlaşılamayan kişi olarak nitelendirilerek yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.