11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/2750 E. , 2023/6283 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, haksız rekabetin tespiti, unvan terkini, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, unvan terkini talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle unvan terkini talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.12.2015 tarihinde tescil olan davacı şirketin, ticaret unvanı olan Naturel Wood ibaresini 2016/74963 tescil no ile markalaştırdığını, davalı şirketin ise 31.05.2016 tarihinde Naturel Wood Ahşap A.Ş. şeklindeki ticaret unvanı tescil olduğunu, tarafların faaliyet kollarının birebir benzer olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının hukuka aykırı ve iltibas oluşturacak şekilde davalı şirket tarafından kullanıldığını, bu durum müvekilinin ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gibi müvekkilinin marka hakkında da tecavüz teşkil ettiğini, davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği şekilde değil "Naturel Wood" sözcüklerin vurgulayarak kullandığını, ticari hayatta iltibastan kaynaklı sorunlar yaşandığını, davalının unvanını "Naturel Wood" şeklinde kullandığını, davalıya noter kanalıyla gönderilen ihtarnamede bu durum ihtar edilerek marka hakkına, ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin men'i ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmininin talep edildiğini ileri sürerek davacı şirketin ticaret unvanına, markasına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, haksız rekabetin önlenmesine, davalının ticaret unvanının terkinine, hükmün ilanına, davalının kötü niyeti, somut olay ve sundukları deliller nazara alınarak davacı şirket nezdinde oluşan 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabet ve tecavüz tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile davacı şirketin davalı tarafından gerçekleştirilen haksız eylem neticesinde nezdinde oluşan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminatın davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın açıldığı tarihte müvekkili şirketin unvanı Naturel Wood Ahşap Anonim Şirketi iken akabinde unvan değişikliği ... olup dava konusu edilen ticaret unvanı sicilden terkin edildiğinden davanın konusuz kaldığını, Naturel Wood Ahşap A.Ş. ticaret unvanın tescil edildiği dönemde usul ve yasaya uygun şekilde tescil edildiğini, Naturel Wood Ahşap A.Ş ticaret unvanının 31.05.2016 tarihinde yani "naturelwood" markasının davacı tarafın TÜRKPATENT nezdinde tescil başvurusu yaptığı 22.09.2016 tarihinden önceki bir tarihte tescil edildiğini, markasal olarak kullanılmadığını, bu nedenle davacının marka hakkına tecavüz iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, tescilli bir ticaret unvanının markalaştırmaksızın sadece unvan işlevi ile sınırlı olarak kullanılması halinde marka hakkına tecavüz oluşmayacağından bu kullanımdan kaynaklı haksız rekabete de sebep olunamayacağını, müvekkili şirketin kuruluş yeri İstanbul iken davacı tarafın şirket merkezinin Düzce olduğunu, her iki şirketin faaliyet bölgesinin farklı olduğunu, davacı firma faaliyetlerinin ahşap üzerine mobilya dekorasyonu ve dekoratif obje çalışmaları olduğunu, müvekkili şirketin faaliyetlerinin ise inşaat projeleri olduğunu, taraf faaliyet alanları arasındaki tek ortaklığının hammaddenin ahşap olması olduğunu, faaliyet alanı ve faaliyet kolu birbirinden farklı olan iki şirketin ticaret sicile tescil edilme tarihleri arasında çok kısa bir süre olup bu kadar kısa süre içinde davacı şirketin tanınırlık kazanmasının ve müvekkilin de bu durumdan faydalanmasının hayatın olağan akışına aykırılık olduğunu, davacının markasının usul ve yasaya aykırı olarak tescil edildiğini, davacının tazminat taleplerinin kabulü için hem kusuru hem zarar miktarını hem de illiyet bağını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacının "Natural Wood" esas unsurlu markasındaki ibarenin davalı tarafça "Natural Wood" ibaresi öne çıkarılmak, davacı markalarına yakınlaştırmak suretiyle kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğu, davalının davanın açılmasından sonra ticaret unvanını değiştirmiş ise de davadaki haklılığın tespiti açısından yapılan incelemeye göre bu talep yönünden davacının haklı olduğu, davacı tarafın, 6769 sayılı Sınai, Mükiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi maddesi gereğince marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi olarak manevi zararının tazminini talep ettiği, marka mevzuatında bu taleple ilgili düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buna göre davalı şirketin davacının adına tescilli markayı hukuka aykırı biçimde kullanması sebebiyle, davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu, davacının bir diğer talebinin markanın haksız şekilde kullanılmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporundaki verilere göre davacı ile davalının bilançoları arasında farklılıklar olduğu, davalı şirketin 2016 yılının 5 inci ayında kurulduğu dikkate alındığında, davacı şirketin bu tarihten 1 yıl önceki bilançosuna göre zararda olduğu, davacı şirketin 2016 yılındaki kâr marjlarına bakıldığında davacının zararının salt davalı tarafça haksız kullanılan markadan kaynaklanmadığı sonucu ortaya çıktığı, davacının ıslah dilekçesi ile davalının 2017 yılındaki tüm kârını talep ettiği ancak davalının elde ettiği bütün kârı davacıya ait markanın kullanılmasından elde ettiğine ilişkin somut bir veri bulunmadığından davacının davalının tüm kârının tahsiline ilişkin talebinin uygun görülmediği, zira davacı şirketin davalı şirketin kurulmasından bir önceki yıl zarar ettiği, dolayısıyla davacı markasının davalı tarafından kullanılmasının davacının uğradığı maddi zarara etkisi net olarak tespit edilemediğinden 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak takdiren 10.000,00 TL maddi tazminatın uygun olduğu, davacı vekilinin maddi zarar kalemi olarak gösterdiği dava dışı şirketten davalıya gönderilmesi gereken bir takım faturaların müvekkiline gönderilmiş olduğu hususundaki taleplerine ilişkin uygun illiyet bağının tespit edilemediği gerekçesiyle davacının "Natural Wood" esas unsurlu markasındaki ibareyi, davalının "Natural Wood" ibaresini öne çıkararak davacı markalarına yakınlaştırmak suretiyle markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile men ve ref'ine, davalının "Natural Wood" ibaresini öne çıkarmak suretiyle kullandığı tabela, reklam vasıtaları, levha, broşür, yazılı evrak, ürün ve benzeri materyal var ise toplatılarak imhasına, kararın kesinleştiğinde ilanına, davalının ticaret unvanını yargılama devam ederken değiştirmiş olması sebebiyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mütecavizin kazancının marka tecavüzünden kaynaklanması zorunluluğu olmadığı halde, ıslah edilen bedel üzerinden davanın kabulü gerekirken, Mahkemece, davacı tarafça davalının net kârının marka hakkının kullanımından kaynaklandığının ispat edilemediği gerekçesi ile talebin kısmen kabulünün hatalı olduğunu, mütecavizin elde ettiği kârda, tecavüz suretiyle ve marka hakkı sebebi ile doğrudanlık aranmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen 10.000,00 TL maddi tazminatın aslında 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda talep edilen “uygun bir pay”a denk geldiğini, 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinde yoksun kalınan kazancın hesaplanması bakımından üç farklı yönteme yer verildiğini, müvekkili tarafından açıkça 151 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinin hesaplama yöntemi olarak seçildiğini, davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulü ile buna ilaveten 151 inci maddenin dördüncü fıkrası gereği uygun bir paya hükmedilmesi gerektiğini, takdir edilen manevi tazminatın oluşa göre düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin hukuka uygun şekilde kullandığı ticaret unvanı sebebi ile haksız rekabet bulunmadığını, tescilli bir ticaret unvanının markalaştırılmaksızın sadece unvan işlevi ile sınırlı olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceğini, bu kullanımdan kaynaklı haksız rekabete sebep olunamayacağını, davacıya ait marka sadece “naurelwood” ifadesinden oluşmakta iken müvekkilinin mutad kullanımı “natürelwood ahşap” olduğundan müvekkilinin ticaret unvanının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu yönündeki iddiaların dayanaksız olduğunu, davacı markasının tescilinin hukuka aykırı olduğunu, maddi ve manevi zarar talep şartlarının oluşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacının "Naturel Wood" ibaresini içeren ticaret unvanının 01.12.2015 tarihinde tescil edildiği, aynı kavramı içeren 2016/74963 numaralı markanın 22.09.2016 tarihli başvuru sonrası TÜRKPATENT nezdinde tescil edildiği, davalının söz konusu kavramı içeren ticaret unvanının 31.05.2016 tarihinde tescil edildiği, dosya kapsamına göre davacının 2016/74963 numaralı markasına dair davalı kullanımının sadece değişiklik öncesi ticaret unvanındaki kullanımı olduğu, yani davacıya ait markanın davalı tarafından üretilen mal ve hizmetlerde kullanıldığına dair bir delil sunulmadığı, davacının ahşap ham maddesi ile mobilya dekorasyonu ürettiği ancak aynı türden üretimin davalı tarafından gerçekleştirildiğinin ispatına yarar delilin de sunulmadığı, bu hali ile davalının, davacı markasına ait kullanımının salt ticaret unvanı ile sınırlı olduğu, davalının ticaret unvanının tescilinin, davacının marka başvurusundan önce gerçekleştiği ve başvuru öncesi söz konusu markanın, markasal kullanımına dair de bir delil sunulmadığı, bir ticaret unvanının, daha önceden tescil olunan bir markanın kapsamında kalan malların tescilli olduğu alanda kullanımı halinde, söz konusu kullanımın markanın işlevleri kapsamında, mal ve hizmetlerin ticari kökeni de dahil, ticari işletmeler arasında karıştırılma ihtimaline yol açması halinde söz konusu kullanımın marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda daha önceden başkaları adına marka olarak tescilli bir işaretin bir başkası tarafından ticaret unvanı olarak tescil ettirilmesi ve unvanın farklı bir faaliyet alanında tanıtıcı işaret olarak kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca, terkin edilinceye kadar tescilli bir unvanın kullanımının yasal kullanım olduğu, davalının ticaret unvanındaki "Naturel Wood" kullanımının davacı tarafından gönderilen ihtarnameye kadar yasal kullanım niteliğinde olduğu, ihtarname sonrası ticaret unvanının düzeltilmemesi ve ticaret unvanına yönelik açılan davaya davalının sebebiyet vermesi nedeniyle dava sırasında değiştirilen unvan nedeniyle mahkemece bu isteme dair kararda isabetsizlik görülmediği, ancak, 6769 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde ticaret unvanının ve ticari işletme adının tescil olunması değil, marka ile karıştırılabilecek şekildeki kullanımları marka hakkına tecavüz teşkil edeceğinin düzenlenmiş olması, bu kapsamda, davalının ticaret unvanı dışında, markanın üretilen mal ve hizmetlerde kullanıldığının, davalının ticaret unvanının tescil tarihi itibariyle davacı markasının markasal olarak kullanıldığının ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından ispat edilememesi karşısında Mahkemece davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme bu talepler yönünden kabul kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi Kararının davalı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına göre, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesi ve maddi, manevi tazminata yönelik davasının ayrı ayrı reddine, davalı şirketin ticaret unvanın ticaret sicilinden terkinine ve hükmün ilanına dair talebi hakkında davalının ticaret unvanını yargılama devam ederken değiştirmiş olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yinelediğini belirtmiş, ayrıca istinaf mahkemesince "Naturel wood" ibaresinin yalnız ticaret unvanında kullanıldığı marka hakkına tecavüz ispatlanmadığını belirtildiğini, ancak İlk Derece Mahkemesince yeterli delil bulunup da istinaf mahkemesince delil yetersizliğine dayanılıyorsa dosyanın gerekli incelemeyi yapması için yerel mahkemesine gönderilmesi gerekirken yerinde hüküm tesisinin isabetli olmadığını, marka hakkına tecavüz tartışılırken haksız rekabet hususuna değinilmediğini, bu taleplerinin gerekçesiz reddedilerek hükmün değiştirildiğini, istinaf mahkemesi kararında davalının müvekkiline ait markayı ürünlerinde kullanıp kullanmadığının davacı tarafça ispat edilemediğinin belirtildiğini, ancak yerel mahkemece davalının adresinde yapılmasına dair ara karar verildiği halde davalının adresini taşıdığını, davacı tarafından dayanılan delilin davalının eylemleri ile toplanması imkansız hale geldiğinden, yeterli ispatın davacı tarafından yapıldığının kabulü gerektiğini, istinaf mahkemesi kararında, davacı taraf olarak istinaf başvuru sebeplerine değinilmediğini, maddi tazminat miktarına ilişkin yerel mahkemece hükmedilen miktarın hukuka ve taleplerine aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ticaret unvanının, davacı ticaret unvanı ve markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi.
3.6769 sayılı Kanun'un 29 ve 149 uncu vd. maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyiz edenin sıfatına, temyiz sebeplerine ve dosyada, davalının ticaret unvanını kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını gösterir bilgi ve belge bulunmadığı gözetildiğinde temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.