Esas No
E. 2023/1642
Karar No
K. 2023/1642
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1642 - 2024/39

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 20/09/2023

NUMARASI : ... Esas (Ara Karar)

DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ... UETS
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ... UETS
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: 19/01/2024
YAZIM TARİHİ: 19/01/2024

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2023 tarihli ve ... esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili davacı ile davalının ... Depolama ve Lojistik A.Ş.'nin %50-%50 pay sahipleri olup müşterek imza ile şirketi birlikte temsile yetkili ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, davalı tarafın şirket ortaklığına istinaden sahip olduğu hisseleri satmak istediğini, müvekkili tarafından şirketin devam etmesi adına her türlü gayret ve iyi niyetle anlaşma çabalarına girişilmişse de davalının kötü niyetli bir şekilde anlaşmaya yanaşmadığını, davalı, şirkete gelip işlerin yürütülmesine katılmadığı için şirketi zarara uğratmakta olduğunu, kasti olarak organ eksikliği yaratmakta olan kötü niyetli davalının şirkete genel kurulun toplantıya çağrılamayacağı noktaya getirdiğini, davalının yerine getirmesi gereken ortaklık ve yönetim yükümlülüklerini ortaklıktan çıkma konusunda pazarlık konusu haline getirmekte olduğunu, davalının kanuni olarak tüm külfet ve sorumlulukları, risk faktörünü yüklenen müvekkili üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmekte ve şirketin devamını istemekte olduğunu, haksız ve kötü niyetli olan dolayısıyla da ortak olarak kendisinin de zararına hareket eden davalının şirket yetkilerinin kaldırılmasının istenmesinin zaruret haline geldiğini, bu nedenlerle davalının 6102 sayılı TTK'nun kıyasen uygulanacak 630. Maddeye göre Yönetim Hakkının ve Temsil Yetkilerinin Kaldırılmasına ve davacıya münferiden yetkili kılmaya, işbu dava sonuçlanıncaya kadar telafisi güç imkansız zararların ortaya çıkmasının önlenmesi adına davacıyı münferiden yetkili kılmaya, uygun görülmez ise davacıyı münferiden yetkili kılıp denetim/onay kayyımı atamaya aksi kanaatte davalının temsil etmek üzere davacı ortak ve şirket yetkilisi ile beraber şirketi yönetmek ve temsil etmek üzere geçici olarak temsilci tayin edilmesine, mümkün olmadığı takdirde davalının temsil ettiği %50 oranında şirketteki payı ve temsil yetkisi ile yönetim yetkisi için mahkemenin resen seçeceği uygun kişinin olağan işler için kayyım tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı tarafından kasıtlı olarak zarara uğratıldığını ve bu eylemine müşterek imza ile yetkilendirilen şirket yetkililerini iştirak ettiğini, şirket ortaklarının aralarındaki uyuşmazlığın önüne geçilemeyecek bir boyuta ulaştığını, davacı safında yer alan ve davacının talimatları doğrultusunda işlem yapan ... ve ...'a ... Depolama ve Lojistik Anonim Şirketi adına .... Noterliği'nde ... yevmiye numarasıyla geniş kapsamlı bir vekaletname, yine ...'ya banka işlemlerinde kullanılmak üzere ... Depolama ve Lojistik Anonim Şirketi adına .... Noterliği'nde ... yevmiye numarasıyla vekaletname çıkarıldığını, bu vekaletlerin 31/12/2023 tarihine kadar geçerlilikleri bulunduğunu, şirket ortaklarının mevcut durumu ve yetkilendirilen kişilerin yetkilerini şirket ve müvekkili aleyhine kötü niyetli olarak kullandığından ve taraflarınca ... ve ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayetçi olunduğunu, bu şikayetleri doğrultusunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ... numarası ile soruşturma başlatıldığını, müşterek imza ile yetki verilen şahıslarla müvekkili arasında husumet vuku bulduğunu, telafisi imkansız zararların doğmaması adına vekaletname ile yetkilendirilen ... ve ...'ın ... Depolama ve Lojistik Anonim Şirketi'ne ilişkin yetkilerinin süreli olarak düzenlenmiş vekaletnamelerin bitme süresi olan 31/12/2023 tarihine kadar tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesi'nin 20/09/2023 tarihli ara kararında özetle; tarafların ortağı oldukları şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi mevcut delil durumu dikkate alındığında dava dışı şirketin idaresi ile ilgili bir kısım işlerde münferit yetkisinin devam etmesi de göz önüne alındığında şirketin yöneticilerinden olan davacının yönetim görevine devam etmesi durumunun şirkete ve ortaklarına zarar vereceğine dair HMK'nın 389. maddesi anlamında yaklaşık ispatın gerçekleşmemesi ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle davalının kayyım atanması ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığı, davalı tarafından ihtiyati tedbir yoluyla denetçi atanması talep edilmişse de denetçi atanması talebinin ayrı bir dava konusu edilebilecek olması nedeniyle ihtiyati tedbire konu edilmesinin mümkün olmadığı, davalı vekilinin vekaletname ile yetkilendirilen ... ve ...'ın ... Depolama ve Lojistik Anonim Şirketi'ne ilişkin yetkilerinin süreli olarak düzenlenmiş vekaletnamelerin bitme süresi olan 31/12/2023 tarihine kadar tedbiren durdurulmasına ilişkin talebi yönünden ise açılan davanın niteliği, ihtiyati tedbiri gerektirir bir durumun varlığı, HMK'nin 390/3 maddesi kapsamında yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesi ile davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında husumetin bulunduğunu, taraflar arasında husumet devam ederken vekalet ilişkisinin ve yöneticilikten doğan hakların müvekkilinin aleyhine olarak kullanılacağının ortada olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, şirkete karşı sorumluluklarını yerine getirmeyenin davacı olduğunu, davacının şirket aleyhine olan davranışları nedeni ile şirkette organ eksikliğinin meydana geldiğini, yapılan toplantılarda görüş birliği sağlanamadığından karar alınamadığını, davacının şirket yönetiminden müvekkilinin azlini istemesinin sebebinin şirket içerisinde diğer çalışanlarla fikir ve eylem birliği içerisinde yaptığı usulsüzlükleri kimsenin müdahalesi olmadan sürdürmek olduğunu, tam hakimiyet sağlayarak şirketten haksız çıkar sağladığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava, anonim şirkette yöneticinin azli istemine ilişkin olup, istinafa konu uyuşmazlık ise davalı tarafından şirket yöneticilerinin vekalet yetkilerinin durdurulması, yönetim kayyımı ya da bağımsız denetçi atanması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin talebin mahkemece reddine dair ara kararın kaldırılması istemine yöneliktir. Ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Geçici hukuki koruma türlerinden olan ihtiyati tedbir 6100 sayılı HMK’nın 389 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.

HMK’nın 389. maddesinde ihtiyatin tedbirin şartları, 390. maddesinde ihtiyati tedbir talebi, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir.

HMK'nın 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir.

Dava, anonim şirkette yönetici azli istemine ilişkin olup, davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin, yargılama sonucu davanın kabulü ile elde edilebilecek hakkın, tedbir yoluyla elde edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte olması ve HMK'nın 390/3 maddesinin yaklaşık ispata yönelik koşullarının, dosyada bulunan mevcut delil durumuna göre sağlanamaması nedeniyle, ilk derece mahkemesince davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1.6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 157,75.TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

3.6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,

4.6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5.6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,

6.6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 19/01/2024

Başkan

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Katip

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.