12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2022/13195 E. , 2023/5304 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki asıl ve birleşen davada davalı-alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Şikayetçi-borçlu, aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi nedeniyle icra mahkemesine başvurusunda, asıl davada; takibin ilam niteliğinde belgeye dayanmadığı, dayanak ipoteğin üst sınır ipoteği olmasına rağmen 02.02.2021 tarihli icra emri gönderildiğini, takibe dayanak ipotek akit senedinin borç ikrarını içeren belge niteliğinde olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığından avans faizi istenemeyeceğini, ipotek tesis tarihi 29.08.2020 olup, süre 5 yıl olduğundan takip tarihi itibariyle borcun vadesinin henüz gelmediğini belirterek takibin iptalini istediği, birleşen 2021/10 Esas sayılı dosyada; aynı gerekçelerle 25.02.2021 tarihli icra emrinin ve takibin iptalini istediği, Yerel mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, kararın asıl ve birleşen davada, davacı-borçlu vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı-borçlunun istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararı kaldırılarak esas hakkında; asıl dava yönünden; şikayetin kabulü ile takibin iptaline, birleşen dava yönünden; şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın asıl ve birleşen davada davalı-alacaklı vekili tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
1.2021/7 Esas Sayılı Asıl Dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
TMK’da ipoteğin süreli olarak kurulup kurulamayacağına dair açık bir hüküm bulunmamakla birlikte aksine bir hüküm de bulunmamaktadır. TMK'nın 883. maddesine 10.07.2019 tarihinde eklenen “İpotek süreli kurulmuş ise, sürenin bitiminden itibaren ipotekli taşınmaz üzerine İİK 150/c şerhinin konulmaması halinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir” hükmü de değerlendirildiğinde ipoteğin süreli kurulabileceği sonucuna varılmalıdır.
İpotek TMK 881/1 uyarınca halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla birlikte, doğması kesin ve olası bulunan herhangi bir alacak için kurulabilir. İpoteğin maddi yönden doğumu, varlığı, miktarı, sona ermesi alacak hakkına bağlıdır; güvence altına alınan alacağın hukuki durumu ve bu durumdaki değişiklikler doğrudan doğruya rehin hakkını da etkiler. İpotek, alacağa bağlı bir hak olduğundan alacağın sona ermesi, ipoteğin de sona erme sonucunu doğurur. Bu durumda da ipoteğin alacaklı talebi ile terkin edilmesi mümkündür (TMK 881, 102511) (A. Lale Sirmen- Eşya Hukuku 7. Baskı Sayfa 643,644). İpoteğin süreli kurulması, Yargıtay uygulamalarına göre ipoteği kendiliğinden sona erdirmez. İpotek, sicilden terkin ile sona erer (Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir, Arş. Gör. Batuhan Akkuş, İpotek İle İlgili Makaleler sayfa 106-107)
Açıklamalardan anlaşılacağı üzere her ne kadar ipotek alacağa bağlı bir hak ise de; alacağın varlığı, muaccel olması, miktarı ipotekten bağımsız olarak değerlendirilmelidir. İpotek akit tablosu içeriğinden, doğduğu anlaşılan bir alacak; ipotek akit tablosunda açıkça bir vadeye bağlanmışsa bu vadenin dolması ile, alacak herhangi bir senede (kambiyo senedi, sözleşme vs.) dayalı ve bu senetler de vadesi belirlenebilir halde ise belirlenen bu tarihte, veya akit tablosuna göre istendiği anda muaccel olacağı belirtilmişse o tarihte, bunların hiçbiri belirli değilse, TBK hükümlerine göre karz alacağının istenebilir olduğu tarihte muacceliyet kazanır. Takibin başlatılabilmesi için koşul alacağın muaccel olması olup, ipoteğin mevcut ve sicilden terkin edilmemiş olması ise, takibin ipotekli takip olarak yapılabilmesi için yeterlidir. Doğmuş borç ödenmediği sürece ipotek süresi alacağın takip edilebilmesinde sonuç doğurmaz. Her somut olayda akit tablosu içeriğinden ve alacağa ilişkin diğer belgelerden borcun vadesinin açıkça belirlenebilir olup olmadığı, takibin alacağın vadesine göre süresinde başlatılıp başlatılmadığı araştırılmalıdır. Süreli ipotekte, geçerli bir alacağın bulunması ve muaccel hale gelmesi koşuluyla, ipotek süresi dolmadan önce veya terkin edilmediği sürece ipotek süresi sona erdikten sonra da ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir.(İcra Hukuku Bağlamında Süreli İpotek, Yrd. Doç. Dr. Tolga Akkaya)
İİK'nın 149. maddesine göre, icra müdürünün ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte icra emri gönderebilmesi için birinci olarak ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini, ikinci olarak da alacağın muaccel olduğunu anlaması gerekir.
Somut olayda ipotek akit tablosunda “Aldığı 3 Milyon TL için faizsiz 5 yıl süreli ipotek” açıklaması bulunmaktadır. Belirtilen 5 yıl süre açıkça ipoteğin süresi olarak gösterilmiştir. Karz olarak alınmış (doğmuş) 3 Milyon TL borcun vadesi ise akit tablosundan açıkça anlaşılamamaktadır. Borcun muaccel olacağı tarih açıkça başka bir belgeyle de belirlenmemiş olduğundan, alacağın ihtarla talep edilerek muaccel hale getirilmesi gerekir. Borçluya 08.01.2021 tarihinde keşide ve tebliğ edilen ihtarla bu koşul yerine getirildiğinden ve iptaline karar verilen ilk icra emri de ödeme ihtarı yerine geçeceğinden alacak muaccel hale gelmiştir. Bu durumda 25.02.2021 tarihinde ipoteğe uygun olarak faiz talebi de olmaksızın düzenlenen icra emri ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin yürütülmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu gerekçeyi taşıyan İcra Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf talebinin esastan reddi gerekirken, ipotek akit tablosunda yer verilen ipotek süresi borcun vadesi olarak değerlendirilip takibin bu süre dolmadan başlatıldığından bahisle kararın ortadan kaldırılması ve takibin iptaline karar verilmesi doğru değildir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.
2.2021/10 Esas Sayılı Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Bölge Adliye Mahkemesince; asıl dosyada verilen takibin iptali kararı sebebiyle işbu birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuş ise de kararının gerekçesi asıl dava yönünden verilen takibin iptali kararına dayandırılmış olmakla, asıl davada verilen bozma nedenine göre bu gerekçe yerinde olmayıp, (1) nolu bentte yazılı bozma gerekçesine göre 25.2.2021 tarihli icra emri doğrultusunda takibin devamı mümkün bulunduğundan şikayetin bu dosya yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken, konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi de doğru değildir. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dosya yönünden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.