Esas No
E. 2012/12217
Karar No
K. 2013/12211
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

4. Hukuk Dairesi         2012/12217 E.  ,  2013/12211 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 30/12/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 25/01/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1.Asıl davaya yönelik davacı ...'in temyiz itirazları yönünden:

a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

b)Dava, haksız eylemden kaynaklanan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2. maddesi uyarınca; manevi tazminat davalarında, davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf (davalı) yararına hükmolunacak miktar nispi olarak belirlenmek gerekirse de, bu miktar davacı taraf lehine belirlenen ücreti geçemez. Yerel mahkemece bu yön gözetilmeden, davalı taraf yararına, davacı taraf yararına hükmolunandan daha fazla vekalet ücretine hükmolunması doğru görülmediğinden, kararın bu bakımdan bozulması gerekmiştir.

c)Davacı, dava dilekçesinde, olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte manevi tazminat istemiş, yerel mahkemece davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmemiştir. Dava, haksız eylemden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, talep olduğu halde olay tarihinden itibaren yasal faize karar verilmemiş olması, hakimin taleple bağlı olduğu ilkesini düzenleyen HMK'nun 26. maddesine aykırıdır. Yerel mahkemece bu yön gözetilmeden, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmemesi doğru görülmediğinden, kararın bu bakımdan da bozulması gerekmiştir.

2.Birleşen davaya yönelik davacı ...'in temyiz itirazlarına gelince: Davacı, konut dokunulmazlığının ihlal edildiği, dini ve ahlaki duygulardan yoksun, komşularının hak ve hukukunu çiğneyen birisi olarak lanse edildiği, sahtecilik yapılarak borçlu gösterilip sosyal çevresine teşhir edildiğinden bahisle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, aynı olaylardan dolayı davacının daha önce de aleyhine davalar açtığını belirterek, usul ve yasaya aykırı olan davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece, davacının birleşen dosyadaki istemi hakkında, daha önce kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya incelendiğinde; davacının, dairesinde tadilat yaparken çıkan seslerden, apartman yöneticisi olan davalının rahatsız olduğu, aralarında sözlü münakaşanın yaşandığı, davalının davacıya hakarette bulunduğu, davalının işçilerin çalışmasına engel olmak için dairenin elektriğini kestiği, davacıyı sahte evrakla borçlu göstererek aleyhine ihtarname çıkarttığı ve bunu panoya asarak davacının yakın çevresinin davacıya karşı olumsuz duygular beslemesine neden olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, bu yaşananlardan dolayı Fatih 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/928 Esas sayılı dosyasında, davalı aleyhine manevi tazminat davası açmış, mahkemece davacının istemi kısmen kabul edilmiş ve karar yargısal denetimden geçerek daha önce kesinleşmiş, ayrıca hakaret suçundan dolayı davalı hakkında Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.03.2011 tarihli kararı ile mahkumiyet kararı verilmiş ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Eldeki dosyada ise; davacı, bu yaşanan yargı sürecinde davalının kendisini dini ve ahlaki duygulardan yoksun birisi olarak lanse ettiğini, kendisini haksız bir biçimde borçlu göstermeye devam edip sosyal çevresine teşhir ettiğini ileri sürerek farklı konu ve sebeplerden dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Bu bakımdan somut olayda maddi anlamda kesin hükmün varlığından söz edilemez. Şu halde, farklı konu ve sebeplere (vakıalara) dayanarak açılan yeni dava, eski davadaki kesin hükme aykırı düşmez. Mahkemece, uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekir. Karar, bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan asıl davaya yönelik kararın; yukarıda (1-b,c) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacı ...'in diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1-a) nolu bentte gösterilen nedenle reddine; temyiz olunan birleşen davaya yönelik kararın, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.26
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog