9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2021/11903 E. , 2023/8015 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Şikayetçi Bakanlık vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılan mağdur vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2016/40 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.02.2020 tarihli ve 14-2016/167905 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği
Katılan mağdur dinlenmeden beraat kararı verildiğine, suçun 2007 yılında başlayıp 2011 yılına kadar devam ettiğine, bu tarihte katılan mağdurun kendisine yapılanları anlayabilecek durumda olduğuna, katılanın boşandığı için ya da katkı payı çekişmesinden dolayı şikayette bulunmadığına, katılan mağdurun ve annesinin iftira atmayı gerektirir bir durumlarının bulunmadığına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve diğer hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi; "... C.Başsavcılığının soruşturma no: 2015/18276 esas no: 2016/233 ve 2016/21sayılı iddianamesinde '…Müşteki ... ...'in Cumhuriyet Savcılığına verdiği dilekçe ve ifadesinde şüpheli ...'nun boşandığı eşi olduğunu, evlilikleri esnasında sorunlar yaşadıklarını, kendisinin ilk evliliğinden olan ... isimli 2002 doğumlu engelli oğlu olduğunu, evli oldukları dönemde 2007 yılı öncesinde şüphelinin oğluna yönelik cinsel tacizlerde bulunduğunu, şüphelinin oğlu Ulaş'ın cinsel organını öpüp yalayarak tacizde bulunduğunu kendisinin gördüğünü, bu eylemi yanında yaptığını, şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Mağdur ...'un Menemen Çocuk Büro Amirliğince alınan ifadesinde üvey babası olan şüphelinin her gün pipisini öptüğünü, yaladığını, alıştığı için hoşuna gittiğini, üvey babasının kendisine "öp baba, yala baba" demeyi öğrettiğini beyan ettiği, ifade esnasında bulunan sosyal hizmet uzmanı ... ...'ın mağdurun sözlerinin doğru olduğunu düşündüğünü beyan ettiği, Şüpheli ...'nun vekili vasıtasıyla verdiği dilekçede ve alınan ifadesinde müşteki ile boşandıklarını, aralarında davalar bulunduğunu, bu nedenle kendisine iftira atıldığını, suçsuz olduğunu beyan ettiği, Doktor ... Uz Çocuk Hastalıkları ve Yer. Eğitim ve Araştırma hastanesinin düzenlediği 16/02/2015 tarihli raporda hafif zeka geriliğinin bulunduğunun saptandığı,
Müşteki beyanı, mağdur beyanı, şüpheli savunması, alınan rapor , sosyal hizmet uzmanının ifade sırasındaki beyanı ve tüm delillerin değerlendirilmesi neticesi şüpheli şahsın evliliği esnasında üvey çocuğu olan mağdurun cinsel organını bazen annesinin yanında bazende yalnız öptüğü bu suretle şüphelinin üzerine atılı çocuğa yönelik zincirleme nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği anlaşılmış olup…' denilerek sanık ... hakkında mağdur ...’a yönelik TCK’nun 103/1-3/c maddeler kapsamında, bakım ve gözetiminden sorumlu olduğu küçüğe karşı nitelikli cinsel istismarda bulunma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmışsa da; öz evladına 2007 yılı öncesinde sanık tarafından cinsel istismar yapıldığını ileri süren müdahilin (boşanma davasını sanığın açtığı, davanın kabul edilerek tarafların şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmalarına ve sanık lehine 5000TL maddi tazminata karar verildiği yargı sürecinin 14.5.2014 tarihinde bittiği dosyamız ekindeki ... 3.Aile Mahkemesi’nin2014/97-211 E-K sayılı dava dosyası içeriğinden anlaşılmıştır) şikayetini yaptığı 5.11.2015 tarihe varıncaya dek, böyle mühim bir olay hakkında, adli mercilere müracaat etmemiş olmasının hayatın olağan akışıyla örtüşmediği, bu nedenle de beyanının samimi olmadığı, öte yandan; boşanmanın şiddetli geçimsizliğe dayandığı göz önünde bulundurulduğunda mağdurun bu ortamdan olumsuz etkilenip annesi yanında yer almış ve anlatımın da onun yönlendirmesiyle yapmış olabileceği keza , aradan geçen süre nedeniyle maddi delillere ulaşılmasının mümkün olmadığı gibi tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde; ortada sanık lehine kabulü gereken bir durumun olduğu açıktır. Ceza hukukunun temel prensiplerinden biri olan 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince bu muğlak ortamdan sanığın yararlandırılması gerekmektedir. Bu itibarla, sanığın atılı suçtan CMK 223/2-e madde mucibince beraatı gerektiğine ilişkin aşağıdaki karar verilmiştir. " şeklindedir.
IV. GEREKÇE
A. Şikayetçi Bakanlık vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan ...'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanunu'nun 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Ret sebebine uygun olarak Tebliğnamede şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin esastan incelenmesine yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkındaki kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Katılan mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. V. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle ...
2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2016/40 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdur vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.