Karar No
K. 2013/1676
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO:

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/12/2022

NUMARASI : ... Esas - .. Karar

İSTİNAF EDEN

DAVACILAR : 1-

2- ... - (T.C. Kimlik No: ...)

VEKİLLERİ: Av. ... -

Av. ... - [

İSTİNAF EDEN

DAVALILAR : 1- ... -(T.C.Kimlik N: ...)

2- ... - (T.C. Kimlik No: ...)

VEKİLLERİ: Av. ... & Av. ... -
FERİ MÜDAHİL: ... - (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLİ: Av. ...
İHBAR OLUNAN: ... - (T.C. Kimlik No: ...)
DAVA: Menfi Tespit/İstirdat/Tapu İptali ve Tescil/ Tazminat

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: 11/12/2023
YAZIM TARİHİ: 12/12/2023

Taraflar arasında görülen davada Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

DAVA:

Davacılar vekili, müvekkili ...'nun diğer müvekkili şirket olan ... .... Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, 2007 yılı sonlarında nakit sıkıntısına düşmesi nedeniyle davalılardan ...'dan borç para istediğini, ...'nın 70.000 Euro değerinde 1 adet aracının olduğunu, bu aracını satacağını söyleyerek satış bedelini davacıya vermeyi taahhüt ettiğini, davacının da borcunu 7.500 Euro eşit bedelli taksitlerle ödemeyi taahhüt ettiğini, bu amaçla ... tarafından davalılardan ...'ya 16 adet imzalı ve diğer kısımları boş senet, 1 adet imzalı ve diğer kısımları boş teminat senedi, 5 adet imzalı ve diğer kısımları boş A4 kağıdı verildiğini, ...'nın yaptığı işi yasallaştırmak adına bir araç satış protokolünü de ...'na imzalattığını, ...'ya ait.... plakalı aracın 3. bir şahsa satılması sonucu ...'nın 70.000 Euro'yu ...'na verdiğini, ...'nun ödemesi gereken taksitlerden 2 tanesini ödeyememesi üzerine ...'nın eski borcu yapılandıracağını söyleyerek ...'ndan 2 tane daha yeni senet aldığını, bu 2 senedin her birinin bedelinin 11.000 Euro olduğunu, ...'nun toplam 22.000 Euro bedelli bu iki senedi ödediğini, ayrıca ...'ya 16.000 Euro daha parayı elden borcuna mahsuben gönderdiğini, 70.000 Euro'luk borcun 38.000 Euro'sunu bu şekilde ödemiş olduğunu, kalan borcunun 32.000 Euro olduğunu, ...'nun ...'nın elinde kalan senetleri geri alabilmek için kendi adına kayıtlı 250.000,00 TL değerinde, ...adına kayıtlı 120.000 TL değerinde ve eşi ... adına kayıtlı 500.000,00 TL değerindeki taşınmazları ...'nın isteği ile ...'nın oğlu olan diğer davalı ...'ya tapuda devir ve tescilini sağladığını, bu taşınmazların üzerinde ipotekler bulunmasına rağmen ipotek bedellerinin mahsubundan sonra kalan bedellerin kalan borcu fazlasıyla karşıladığını, ayrıca davacının evinde ve şirketinde menkullerin haczedildiğini, ...'ndan alınan boş A4 kağıtlarından 1 tanesinin muacceliyet sözleşmesi olarak ... tarafından doldurulduğunu, ...'nın elinde halen 17 adet senet ve 4 adet A4 kağıdının kaldığını, ... hakkında tefecilik ve bedelsiz senedi kullanmak suçlarından suç duyurusunda bulunduklarını, kendisi hakkında Konya .. Asliye Ceza Mahkemesi'nin .... E. sırası üzerinden açılan davanın halen derdest olduğunu, ...'nın elinde bulunan bonolardan 13 tanesini Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine koyduğunu, davalının alacağını fazlasıyla tahsil ettiği halde haksız hacizler de yaptığını, davacılardan ...'nun manevi zarara ve her iki davacının ayrıca maddi zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takip dosyasında 32.000 Euro haricinde kalan 110.000 Euro açısından borçlu olmadığının tespiti ile takibin bu şekilde tadiline ve fazladan talep edilen 110.000 Euro için %40'tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davalının elinde bulunan 4 adet senedin de borçlusu olmadıklarının tespitine, davalının elinde bulunan 4 adet boş A4 kağıdının hükümsüzlüğüne, gerek icra dairesinin satışlardan ve banka hesap hacizlerinden elde ettiği gerekse gayrimenkul devirleri neticesinde yapılmış olan fazla ödemelerin davalılardan müştereken ve müteselsilen istirdadı, davalı ...'ya devredilmiş olan dava konusu 1adet dükkanının yeniden müvekkili ... adına tescili, diğer dava konusu taşınmazların o dönemdeki rayiç bedellerinin tespiti ile devir esnasında gayrimenkuller üzerinde bulunan ipotek bedellerinin tespit edilen rayiç bedelden düşüldükten sonra bakiye kalan miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm bu süreç içerisinde evinde ve iş yerinde haksız olarak haciz işlemi yapılması, kötüniyetli olarak müvekkilinin ticaret yapamaz hale getirilmesi ve ticaretten elde edeceği kardan yoksun kalması sebepleri ile müvekkillerinin uğradığı maddi zararların tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, müvekkilinin uğradığı manevi zarar için de 250.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, ... ve ...'ye ait taşınmazlar yönünden davacı tarafın aktif husumet ehliyetinin olmadığını, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacıların iddialarının doğru olmadığını, taraflar arasında araç alım satım ilişkisinin bulunduğunu, davacı tarafın bakiye borçları için ...'ya her biri 11.000 Euro bedelli bonolar verdiğini, bu bonolardan bedeli ödenmeyen 13 adet bononun icra takibine konulduğunu, davalı tarafın elinde 4 adet daha boş senet ve 4 adet A4 kağıdı bulunduğu iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, borca mahsuben ...'ya devredilen taşınmazlar üzerindeki ipotekler nedeniyle bu taşınmazlardan dolayı herhangi bir tahsilat yapılamadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, "menfi tespit, istirdat, maddi ve manevi tazminat ile tapu iptali ve tescil" davasıdır.

Somut olayda ;

Davacı taraf, tefecilik yaptığı iddia edilen davalılardan ...'dan 70.000 Euro borç para alıp, aylık 7.500 Euro olarak 16 ayda toplam 120.000 Euro olarak ödenmek üzere anlaşma yapıldığı, bunun için 16 adet boş senet ile 1 adet teminat seneti olmak üzere toplam 17 adet senet, 5 adet boş ve imzalı A4 kağıdı verildiği, ...'ya nakden 38.000 Euro ödeme yapıldığı ayrıca, davalı ...'nın isteği ile onun oğlu olan diğer davalı ...'ya taşınmaz devirleri yapıldığı, icra dosyasında da menkul hacizleri nedeniyle ödemeler bulunduğu, bu şekilde borcun fazlasıyla ödenmesine rağmen, davalı ... tarafından haksız icra takibi başlatılmış olduğu gerekçesiyle yukarıda ayrıntısı yazılı taleplerle bu dava açılmıştır.

Davalı taraf, tefecilik iddiasını inkar etmiş, araç alım satımından kaynaklanan borçlara ilişkin bonoların ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını bildirmiştir.

Davalılar, zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; taraflar arasındaki ihtilaf, sebepsiz zenginleşmeden değil, ödünç para verme sözleşmesinden (yani sözleşmeden) doğduğundan ve sözleşmeden doğan ihtilafların 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, bu sürenin dava tarihi itibariyle dolmadığı anlaşıldığından davalı tarafın zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Davalılar, hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de; istirdat davaları 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmasına rağmen, bu sürenin borcun tamamen ödendiği tarihten itibaren başlaması, Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takibinin ise henüz infazen kapatılmamış olması, dolayısıyla hak düşürücü sürenin henüz başlamamış olması nedeniyle davalı tarafın hak düşürücü süre itirazlarının da reddine karar verilmiştir.

Davalılar, ...'ya devredilen taşınmazlardan ... ve ...'ye ait taşınmazlara ilişkin istirdat talebi yönünden aktif husumet yokluğu itirazında bulunmuş iseler de; davalı tarafın taşınmaz devirlerinin davacı tarafın borcu nedeniyle yapıldığını kabul etmesi, davacı tarafın da bu devirler nedeniyle alacak (istirdat) talebinde bulunması nedeniyle ...'nun bu taşınmazlara ilişkin istirdat talebi yönünden de aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.

Davalı taraf, ...'na ait iken .....'na devredilen taşınmaza ilişkin terditli ilk talep olan tapu iptali ve tescil talebi yönünden pasif husumet yokluğu itirazında bulunmuş, aşağıda ayrıntıları açıklanacağı üzere bu taşınmaza ilişkin terditli ilk talep olan tapu iptali ve tescil talebi yönünden pasif husumet itirazı kabul edilmiş, terditli 2. talep olan alacak (istirdat) talebinin incelenmesine geçilmiştir.

Davanın esası yönünden çözülmesi gereken sorunlar ; davacı taraf ile davalı taraf (özellikle davacılardan ... ile davalılardan ...) arasındaki ilişkinin araç satış ilişkisi mi, tefecilik ilişkisi mi olduğu, davacı tarafın borcunun, yaptığı ödemenin ve varsa kalan borcunun ne kadar olduğu, davalıda bulunduğu ve takibe veya işleme konulmadığı iddia edilen boş senetler ve A4 kağıtları olup olmadığı, bunlardan davacı tarafın sorumlu olup olmadığı, davacı tarafın yapılmasını sağladığı taşınmaz devirleri nedeniyle borcun sona ermiş olup olmadığı, icra takibinden dolayı davacıların borçlu olup olmadığı, gerek menkul hacizlerinden, gerekse gayrimenkul devirlerinden dolayı davacı tarafın istirdat hakkının olup olmadığı, davacı tarafın yoksun kalınan kâr ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı, ...'nın yanında diğer davalı ...'nın da davacı tarafın talepleri yönünden sorumlu olup olmadığı hususlarıdır. Her ne kadar davalı taraf, taraflar arasındaki ilişkinin araç satışlarından kaynaklanan alacak borç ilişkisi olduğunu ve bu borç karşılığında alınan bonoların ödenmemesi nedeniyle takibe konulduğunu savunmuş ise de;

Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08/03/2016 gün ve .. E. ...K. sayılı ilamı ile dava dışı şikayetçilerin haricinde davacılardan ...'na da 2006, 2007 ve 2008 yıllarında 3 kez faizle borç para vermek suretiyle tefecilik yaptığı gerekçesi ile davalılardan ... hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, verilen kararın 17/03/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış, 6098 s. TBK'nin 74. maddesi gereğince bu kararın hukuk hakimini de bağlayıcı nitelikte olduğu ve ... ile ... arasındaki ilişkinin tefecilik (tefeciden borç para alma) ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

Mahkememizce davacı ...'nun, davalı ...'dan tefecilik yoluyla borç para aldığının kabul edilmesi karşısında, davacı tarafın alınan para kadar sorumlu olduğu ancak, aşan kısımdan sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiştir. ... yanında davacı şirketin de dava ve takip konusu bonoları borçlu sıfatıyla imzalaması karşısında davacı şirketin borcunun da ...'nun borcu kadar olduğu sonucuna varılmıştır.

Davalılardan ... aleyhine tefecilik suçundan herhangi bir mahkumiyet kararı verilmemiş ise de; ...'nun borcu nedeniyle ...'ya devredilmek istenilen bir kısım taşınmazların, ...'nın ve ...'nın onayı ile ...'ya devredilmiş olması karşısında, ...'nın da bu devirler nedeniyle ve ...'yla sıkı sıkıya bağlı eylemleri yönünden davacı tarafa karşı (davacı tarafın hakettiği ölçüde) sorumlu olduğu düşünülmüştür. Bu davaya konu olan alacak borç ilişkisi sonucu, davacılardan ...'nun 2007 yılı sonlarında veya 2008 yılı başlarında (muacceliyet sözleşmesi ve bonoların tanzim tarihine göre 25/12/2007 tarihinde) ...'dan faizi karşılığında 70.000 Euro borç para aldığı anlaşılmıştır.

Davalılardan ...'nın 07/05/2013 tarihli duruşmadaki beyanlarına (ikrarına) göre de, ...'nın davacı taraftan 15 adet, her biri 11.000 Euro olarak doldurulan (toplam 165.000 Euro) bedelli bonolar aldığı, bu borca mahsuben 38.000 Euro tahsil ettiği, bonolardan 2 tanesinin iade edilip bonalardan kalan 13 tanesinin Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı icra dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 26/09/2008 tarihinde işleme koyduğu anlaşılmıştır. İcra takip talebine dayanak belge olarak 13 adet bono ile 25/12/2007 tarihli muacceliyet sözleşmesinin sunulduğu görülmüştür. Davacılardan ...'nun, davalılardan ...'dan 70.000 Euro borç para aldığının, karşılığında 38.000 Euro ödediğinin taraflar arasında ihtilafsız olması karşısında,

Mahkememizce davacı tarafın kalan borcunun 32.000 Euro olduğu kabul edilmiştir. Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı icra takibinin 26/09/2008 tarihinde başlatılmasından önce, davacı tarafın borcu karşılığında, davalı tarafa (davalı alacaklı ...'nın isteği ile diğer davalı oğlu ...'ya) 3 ayrı taşımaz devri yapıldığı belirlermiştir.

Devredilen taşınmazlar üzerinde hacizler ve ipotekler mevcut ve bu devirler satış sözleşmesi olarak yapılmış olup, satış bedellerinin de davacı tarafa ödendiği tapu resmi senetlerinde yazılı ise de; bu taşınmaz devirleri karşılığında davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılmadığı hususu, davalı tarafın da kabulünde olup,

Mahkememizce de bu taşınmaz devirleri (satışları) nedeniyle, davalı tarafça davacı tarafa veya devir yapan tapu maliklerine hiçbir ödeme yapılmadığı, davacı tarafın borçları karşılığında bu devirlerin yapılmış olduğu kabul edilmiştir.

Taşınmazların devrine (satışına) ilişkin tapu resmi senetlerinde yazılı devir (satış) bedellerinin aksi taraflarca ispat edilemediğinden, tarafların kararlaştırdığı devir (satış) bedellerinin de tapu resmi senetlerinde yazılan kadar olduğu, taşınmazlar üzerindeki ipotek ve hacizlerin hukuki vecibeleri kabul edilerek ... tarafından bu taşınmazlar devir alındığı için, tapu resmi senetlerinde yazılı devir (satış) bedellerinin bu ipotek ve hacizler gözetilerek belirlenen ve kabul edilen bedeller olduğu (taşınmazların bedelinden, üzerlerindeki ipotek ve haciz bedellerinin mahsup edilerek kalan kısımların devir bedeli olarak tespit edildiği) sonucuna varılmış, bu satış bedellerinin davacı tarafın kalan 32.000 Euro'luk borcundan mahsup edilmesi gerektiği düşünülmüştür. Buna göre icra takip tarihi olan 26/09/2008 tarihinden önce ;

1.23/09/2008 tarihinde, Konya, Selçuklu İlçesi, ...Mah., .... ada, . parsel sayılı taşınmazdaki B Blok 2 nolu bağımsız bölüm dükkan, davacılardan ... adına kayıtlı iken davalılardan ...'ya 60.000 YTL bedellle devredilmiştir. Devir tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuruna göre, 60.000 YTL'nin (60.000 / 1.8314=) 32.761,82 Euro'ya isabet ettiği, devir tarihi itibariyle davacı tarafın kalan borcunun 32.000 Euro olması karşısında, 32.000 Euro'nun borca mahsup edilmesinden ve borcun kapatılmasından sonra geriye kalan 761,82 Euro'nun devir tarihi itibariyle TL. karşılığının (1.395,20 TL.'nin) her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'na verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

2.24/09/2008 tarihinde, Konya, Selçuklu, ....mahallesi, .... ada, .. parsel sayılı taşınmaz, ...tarafından ....'ya 35.500 YTL. bedelle devrilmiştir. Davacı tarafın bu taşınmaz devri ile davalı tarafa fazladan 35.500 TL. ödediği sonucuna varılarak 35.500 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

3.23/09/2008 tarihinde, Konya, Meram, .... mahallesi, .... ada, ...parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu mesken, ... tarafından ...'ya 143.000 YTL. bedelle devredilmiştir. Davacı tarafın bu taşınmaz devri ile de davalı tarafa fazladan 143.000 TL. ödediği sonucuna varılarak 143.000 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takibi, 13 adet ve her biri 11.000 Euro bedelli bonoya dayalı olarak toplam 143.000 Euro'luk asıl alacak üzerinden, yukarıda yazılı 3 taşınmaz devrinden sonra 26/09/2008 tarihinde başlatılmış ise de; takip tarihi itibariyle davalı takip alacaklısı ...'nın davacılardan hiçbir alacağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Her ne kadar ...'nın takip tarihi itibariyle davacılardan hiçbir alacağı yok ise de; davacı tarafın icra takibinin 110.000 Euro'luk kısmından dolayı borçlu olmadıklarının tespitini istemeleri ve talepten fazlaya karar verilemeyecek olması nedeniyle, davacıların icra takibinin 110.000 Euro'luk kısmından dolayı davalı takip alacaklısı ...'ya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine yönelik, yukarıda yazılı ana tespitlerin dışında, aşağıda her bir talep yönünden ayrıca değerlendirme yapıldığında ;

a)Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takip dosyasından dolayı her iki davacının takip alacaklısı olan davalı ...'ya 110.000 Euro borçlu olmadığının tespiti ile takibin kötü niyetli olarak yapılması nedeniyle 110.000 Euro'nun %40'ı oranında kötü niyet tazminatının ...'dan alınarak her iki davacıya eşit oranda verilmesi, icra dosyasına menkul hacizlerinin paraya çevrilmesinden ve bankalardaki paraların hacizlerinden dolayı fazladan yatırılan paraların (44.100 TL.'nin) davalılardan ...'dan istirdadı ile davacılardan ...'na verilmesi talepleri yönünden;

Yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın, bu icra takip tarihi itibariyle davalı takip alacaklısı ...'yı hiçbir borçları yok ise de; davacı tarafın 110.000 Euro borçlu olmadıklarını tespitini istemesi ve talepten fazlaya karar verilemeyecek olması nedeniyle, davacıların takip alacaklısı ...'ya bu takipten dolayı 110.000 Euro borçlu olmadıklarının tespitine karar vermek gerekmiştir.

Takip alacaklısı ...'nın davacı tarafa karşı tefecilik suçundan kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunması karşısında, bu takibi başlatırken 110.000 Euro borçlu olmadığını bilerek takip başlatması ve kötü niyetli görülmesi karşısında, 110.000 Euro'nun takip tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL. karşılığının, (takibin başlatıldığı tarih itibariyle hükmedilebilecek yasal tazminat oranı da göz önünde bulundurularak) %40'ı oranında (110.000 Euro X 1.8092 TL. = 199.012 TL. X %40=) 79.604,80 TL. kötüniyet tazminatının, takip alacaklısı davalı ...'dan alınarak, takip borçlusu olan davacılara eşit oranda verilmesine karar verilmiştir.

Kötüniyet tazminatı feri bir talep olarak değerlendirilmiş, harç ve vekalet ücretinin tayininde gözönünde bulundurulmamıştır.

Konya ... İcra Müdürlüğü'nün 09/05/2019 tarihli cevabi yazısına göre davacılardan ...'nun, .... E. sayılı takip dosyasına toplam 44.100 TL. ödeme yaptığı, bu ödemenin 22/12/2009 tarihinde (10/02/2012 dava tarihinden önce) yapıldığı anlaşılmış ise de; bu miktarın (yargılama sırasında menfi tespitten kendiliğinden istirdata dönüşen istirdat talebi olarak değil, müstakil dava öncesi doğan bir hak olarak) istirdat talebi şeklinde istenebileceği, bu miktar yönünden yargılama aşamasında eksik harcın tamamlandığı görülmüş, 44.100 TL.'nin de takip alacaklısı davalı ...'dan alınarak (istirdat edilerek) ödemeyi yapan davacı ...'na ödenmesine karar vermek gerekmiş, istirdat talebi yönünden faiz istenilmediğinden faize hükmedilmemiştir.

b)Davacı tarafın, davalılardan ...'nın elinde olması gereken ve her iki davacının imzasını taşıyan 4 adet boş senetten dolayı her iki davacının davalılardan ...'ya borçlu olmadığının tespiti talebi yönünden değerlendirmede;

Davacı taraf, ...'nın kabul ettiği 15 adet (2'si davacı tarafa iade edilip, 13 tanesi icra takibine konulan) bonoların dışında 4 adet daha boş bononun her iki davacı tarafından imzalanıp davalılardan ...'ya verildiğini ispat edemediklerinden bu yöndeki menfi tespit taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

c)Davalı ...'nın elinde olması gereken ve 5 adet olup, bir tanesinin davalı tarafça muacceliyet sözleşmesi haline getirilip kullanılması nedeniyle, davalı tarafın elinde kaldığı bildirilen 4 adet, boş olarak alınmış ve sadece ... tarafından imzalanmış olan A4 kağıtlarının davacı ... yönünden hükümsüz olduğunun (borçlu olmadığının) tespiti talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Davacılardan ..., davalı tarafın elinde 4 adet, ...'nun imzasını taşıyan ve diğer kısımları boş A4 kağıdını ...'ya verdiğini ispat edemediğinden bu yöndeki talebin reddine karar vermek gerekmiştir.

Gerek 4 adet boş senet ve gerekse 4 adet A4 kağıdı yönünden, davalı yönünden ceza soruşturmasını gerektirebileceğinden, 6100 s. HMK'nin 226/1-c (mülga 1086 s. HMUK'nin 246/2. maddesi) gereğince davalı tarafa yemin teklif edilemeyeceği sonucuna varılmış ve bu konuda davacı tarafa yemin teklifine dayanılıp dayanılmadığı sorulmamıştır.

ç)Davacılardan ... adına kayıtlı iken borcu karşılığında, ...'nın bilgi ve isteği ile kendisinin oğlu olan diğer davalı ...'ya devredilmiş olan Konya, Selçuklu İlçesi, ...Mah., .... ada, 4 parsel sayılı taşınmazdaki B Blok 2 nolu bağımsız bölüm dükkanın, davalılardan ...adına olan tapu kaydının iptali ile davacılardan ... adına tescili, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise bu taşınmaz bedeli olarak şimdilik 50.000 TL.nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'na verilmesi talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Bu taşınmaz yönünden ...'nun terditli talebinin bulunduğu, terditli ilk talebin tapu iptali ve tescil talebi, terditli 2. talebin ise bu taşınmaz karşılığında 50.000 TL.'nin her iki davalıdan tahsili talebi olduğu anlaşılmıştır.

Tapu iptali ve tescil davalarının tapu malikine karşı açılmasının gerekmesi ve davalı ...'nın dava tarihi itibariyle bu taşınmazın maliki olmaması nedeniyle, davacının bu taşınmaza yönelik terditli ilk talep olan tapu iptali ve tescil talebi reddedilerek, terditli 2. talep olan alacak (istirdat) talebinin incelenmesine geçilmiştir.

Davacı tarafın terditli 2. talebi olan 50.000 TL.'lik alacak talebi yönünden yapılacak değerlendirmede de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacılardan ...'nun bu taşınmaz devri nedeniyle davalı tarafa borcunun dışında fazladan ödediği bedelin 1.395,20 TL. olduğu belirlenmiş, 1.395,20 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'na verilmesine, kendisinin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş, faiz istenilmediğinden faize hükmedilmemiştir.

d)Gerçekte ...'na ait iken ...'ye devredilmiş olan ve ...'nun borcu nedeniyle ve kendisinin isteği üzerine de, ihbar olunan ...tarafından, davalılardan ...'ya devredilmiş olan Konya, Selçuklu, ....mahallesi, .... ada, .. parsel sayılı taşınmaza ilişkin 150.000 TL.'lik istirdat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;

Yukarıda ayrıntılı olarak hesap edildiği ve açıklandığı üzere, davacılardan ...'nun bu taşınmaz devri nedeniyle davalı tarafa, borcunun dışında fazladan ödediği bedelin 35.500 TL. olduğu belirlenerek, 35.500 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'na verilmesine, kendisinin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş, faiz istenilmediğinden faize hükmedilmemiştir.

e)Davacılardan ...'nun eşi ...'na ait iken, ...'nun borcu nedeniyle ve kendisinin isteği üzerine de, feri müdahil ... tarafından, davalılardan ...'ya devredilmiş olan Konya, Meram, .... mahallesi, .... ada, ...parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu meskene ilişkin 220.000 TL.'lik istirdat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;

Yukarıda ayrıntılı olarak hesap edildiği ve açıklandığı üzere, davacılardan ...'nun bu taşınmaz devri nedeniyle davalı tarafa borcunun dışında fazladan ödediği bedelin 143.000 TL. olduğu belirlenerek, 143.000 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'na verilmesine, kendisinin fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş, faiz istenilmediğinden faize hükmedilmemiştir. Yukarıda yazılı (ç), (d) ve (e) maddelerinde yazılı istirdat taleplerine ilişkin olarak davalı tarafın hak düşürücü süre itirazları, yine yukarıda açıklanmış olan gerekçelerle reddedilmiştir.

f)Her iki davacının, davalı tarafın haciz işlemleri nedeniyle ticaretlerinin kötü etkilenmesi ve ticaret yapamaz hale gelmesine ilişkin olarak, yoksun kaldıkları ticari kârlar nedeniyle şimdilik 10.000 TL.nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili talepleri yönünden yapılan değerlendirmede;

Davacı taraf, yoksun kalınan kârlarını ispat edemediğinden bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmiştir.

g)Davacılardan ... için dava konusu borca ilişkin olarak haksız haciz işlemleri yapılması, davacının kişilik ve itibarının sarsılması nedeniyle de 250.000 TL. manevi tazminatın her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'na verilmesi talebi yönünden yapılan değerlendirmede;

Davacılardan ... Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı icra takibi nedeniyle yapılan haciz işlemlerinin, haksız haciz niteliğinde olduğu gerekçesi ile her iki davalıdan manevi tazminat talep etmiş ise de; söz konusu icra takibinin davalılardan ... tarafından yapılması, diğer davalının icra takibinde takip alacaklısı olarak yer almaması, icra dosyasındaki (asıl alacağın 110.000 Euro'luk kısmı yönünden haksız görülen) hacizlerle ...'nın herhangi bir ilgi ve sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle, davalılardan ...'ya yönelik manevi tazminat talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalılardan ...'ya yönelik manevi tazminat talebi yönünden ise; ...'nın (Mahkememizin kararına göre 110.000 Euro'luk kısmından dolayı) borçlu olmadığını bilerek, davacılar aleyhine 143.000 Euro'luk asıl alacağa dayalı olarak icra takibi başlatıp hacizler yaptırması nedeniyle, hacizlerin asıl alacağın 110.000 Euro'luk kısmı yönünden haksız haciz ve haksız eylem niteliğinde olduğu, davacılardan ...'nun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve manevi tazminatı gerektirdiği sonucu varılmıştır. Takip içerisinde haksız görülen asıl alacağın miktarının toplam alacak içerisindeki payı, haksız haczin ticaretle uğraşan davacı üzerindeki etkisi, manevi tazminatın amacı, davalı ...'ya isnat edilen tefecilik suçu nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararı, haksız haciz eyleminin gerçekleştiği tarih ile gerçekleşme biçimi gözönünde bulundurularak, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 150.000 TL. manevi tazminatın davalılardan ...'dan alınarak, davalılardan ...'na verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiş, istenilmediğinden faize hükmedilmemiştir.

Dava, görevsizlik kararı ile Mahkememize intikal etmiş ise de, Yargıtay HGK'nun 28.02.2019 gün ve 2017/2-3004 E. 2019/217 K. sayılı emsal içtihadı gereğince, davacılar yönünden davanın esası yönünden kabul edilen kısmı göz önünde bulundurularak, davalılar lehine görevsizlik kararından dolayı vekalet ücreti tayin edilmemiş ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Davacılar ... ile ... ... Ltd. Şti.'nin Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takibinden dolayı, davalılardan ...'ya yönelik menfi tespit taleplerine ilişkin olarak; Her iki davacının takip alacaklısı olan davalılardan ...'ya takip tarihi itibariyle 110.000 EURO borçlu olmadıklarının tespitine, Hükmedilen 110.000 EURO'nun 26/09/2008 takip tarihi itibariyle TL. karşılığı olan 199.012 TL. üzerinden %40 olarak hesap edilen 79.604,80 TL. tazminatın, takip alacaklısı olan davalı ...'dan alınarak her iki davacıya (eşit oranda) verilmesine, Her iki davacının davalılardan ...'ya yönelik imzalı ve diğer kısımları boş, 4 adet senetten (bonodan) dolayı ...'ya borçlu olmadıklarının tespiti taleplerinin ispat edilememesi nedeniyle reddine, Davacılardan ...'nun davalılardan ...'ya yönelik, imzalı ve diğer kısımları boş, 4 adet A4 kağıdından dolayı borçlu olmadığının tespiti (bu kağıtların hükümsüzlüğün tespiti) talebinin ispat edilememesi nedeniyle reddine, Davacılardan ...'nun istirdat taleplerine ilişkin olarak;

Davacılardan ...'nun, davalılardan ...'ya yönelik, Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı takip dosyasına, menkul hacizleri ve nakdi ödemeler yoluyla yapılan ödemelere ilişkin istirdat talebi yönünden, 44.100 TL.'nin davalılardan ...'dan alınarak (istirdat edilerek) davacılardan ...'na verilmesine,

Davacılardan ...'nun her iki davalıya karşı, Konya, Selçuklu, ...mahallesi, .... ada, .parsel sayılı taşınmazdaki B Blok, 2 nolu bağımsız bölüme ilişkin 2. terdit niteliğindeki terditli alacak talebine ilişkin olarak 761,82 EURO'nun tapu devir tarihi olan 23/09/2008 tarihi itibariyle karşılığı olan 1.395,20 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak (istirdat edilerek) davacılardan ...'na verilmesine, Davacılardan ...'nun, her iki davalıya karşı, Konya, Selçuklu, ....mahallesi, .... ada, .. parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, 35.500 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak (istirdat edilerek) davacılardan ...'na verilmesine, Davacılardan ...'nun, her iki davalıya karşı, Konya, Meram, .... mahallesi, .... ada, ...parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu meskene ilişkin olarak, 143.000 TL.'nin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak (istirdat edilerek) davacılardan ...'na verilmesine, Davacılardan ...'nun, fazlaya ilişkin istirdat taleplerinin ispat edilememesi nedeniyle reddine, Davacıların her iki davalıya karşı ileri sürdükleri yoksun kalınan kâra ilişkin 10.000 TL.'lik alacak taleplerinin ispat edilememesi nedeniyle reddine, Davacılardan ...'nun, manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak; Davalılardan ...'ya yönelik haksız haciz nedeniyle manevi tazminat taleplerinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalılardan ... yönelik manevi tazminat talebi yönünden, haksız haciz nedeniyle 150.000 TL. manevi tazminatın davalılardan ...'dan alınarak davacılardan ...'na verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacılar vekili, mahkemece müvekkilinin borçlandırıldığı tefecilik suçlarına istinaden geçmişte malik olduğu taşınmaz değerlerine dayalı olarak 1.395,20 TL, 35.500 TL ve 143.000 TL gibi çok düşük ve müvekkilinin zararını karşılamaktan uzak bedellere hükmedildiğini, müvekkilinin Euro ile borçlandırıldığını ve suç nedeniyle taşınmazlarının elinden alındığını, zarar bakımından en kötü ihtimalle karar tarihindeki taşınmaz değeri veya Euro kuru üzerinden zarar hesabı yapılması gerektiğini, müvekkili tarafından ödenen Euro bedelleri bakımından da iade ancak aynı cinsten para ile veya kur farkına göre munzam zarar hesabı yapılarak ödemedikçe suçtan önceki hale getirme şeklinde tazminden söz edilemeyeceğini, mahkemece, menfi tespit talebinin kabulüyle 199.012,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak vekalet ücreti, yabancı para alacağının karar tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden değerlendirilmesi sonucunda takdir edilmesi gerekirken takip tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili, mahkemece hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, davacının menfi tespit davasını dava açma süresinden sonra açtığını, maddi manevi tazminat talebinde bulunduğunu ancak bu talebin de süresinde olmadığını, mahkemece celbi talep edilen hiçbir resmi belgenin dosyaya alınmadığını, bilirkişi incelemesi dahi yapılmadığını, sadece Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına dayanılarak ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Davacı tarafça, menfi tespit, istirdat, tapu iptali tescil, maddi ve manevi tazminat istemleri ile açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.

Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir.

Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın 298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.

Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Öte yandan,

HMK'nın 30. maddesinde '' Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. '' hükmü, Aynı Yasa'nın 31. maddesinde de '' Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. '' hükmü düzenlenmiştir.

Anılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Öncelikle, dava dilekçesinin ibrazından sonra gerek görevsiz mahkemede gerekse de görevsizlik kararı verilmesi sonrası mahkemece davacı taraftan açıklama dilekçeleri alındığı hatta mahkemece tavzih dilekçesi adı altında birçok dilekçe alınarak ve anılan işbu dilekçeler kapsamında değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla, davacı taraftan tavzih dilekçesi adı altında dilekçeler alınarak yargılamanın bu dilekçeler üzerinden yürütülmesinin gerek usul ekonomisi ilkesi gerekse de hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında görülemeyeceği kanaatine varıldığından yerinde görülmemiştir.

Ayrıca, yargılama sırasında dava konusu bir kısım talepler yönünden ara kararlar kurulduğu, daha sonra o ara kararların bir kısmından dönüldüğü ancak, yine dava konusu olan bir talep yönünden 19/01/2022 tarihli celsenin 6 nolu ara kararında, fer'i müdahil olarak yargılamaya katılan ...'na ait taşınmazın ipotek borcu nedeniyle satışı sonrası satış bedelinin ipotek bedelini karşılamadığı Konya . İcra Müd. .... E. sayılı cevabi yazısından anlaşıldığından bu taşınmazdan dolayı davacıların davalılara herhangi bir borç ödemesi yapmış sayılamayacağının tespitine karar verilmesine rağmen işbu ara karardan dönülmeksizin gerekçede bu taşınmaz yönünden de hüküm kurulduğu ve taşınmazın bedelinin davacıların davalıya olan borcundan mahsup edilerek çelişkiye sebebiyet verildiğinden HMK'nın 297. maddesine aykırı olacak şekilde karar verilmesi de yerinde olmamıştır.

Davalılar vekilinin hak düşürücü süre ve zamanaşımı def'ine yönelik istinaf istemlerinin incelenmesinde; Somut olayda, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin dolmadığı ve işbu hususa yönelik istinaf istemlerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacılar vekilinin munzam zarar talebine yönelik istinaf istemi de, davacı talebi, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibari ile yerinde görülmemiştir.

Taraf vekillerinin işin esasına yönelik diğer istinaf istemlerinin incelenmesine gelince ise; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile karar verildiği anlaşılmakla birlikte, yapılan inceleme ve değerlendirmenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı zira, mahkemece dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek değerlerinin belirlenmesi ve taşınmazlar üzerinde bulunan ipotek bedellerinin de tespiti sonrası sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı hüküm tesisi de yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen sair istinaf istemlerinin reddine, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı ilk derece mahkemesi kararının taraf vekillerinin istinaf istemlerinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin ücret-i vekalete yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2022 tarih, .... Esas - .... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,

2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yatırılan 6.338,72 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine,

4.İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yatırılan 12.857,75 TL istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine,

5.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

6.İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

7.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2023 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog