11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/1310 E. , 2023/7648 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TARİHİ
Taraflar arasındaki istirdat ve tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'nin Adliswil şehrinde kurulu bir anonim şirket olan davacının, 2007 yılının Mart ayında internet yazışmaları ve telefon görüşmeleri sonrasında davalı şirketten bir takım tekstil malzemeleri alma konusunda anlaştığını ve peşinat olarak 22.03.2007-25.04.2007 tarihlerinde toplam 187.100,00 euro ödendiğini, bunun üzerine ilk teslimatın yapılarak davalı tarafından müvekkiline 27.04.2007 tarihli 0110 sayılı 176.696,00 euro bedelli faturanın düzenlendiğini, bu faturadaki malların 02.05.2007 tarihinde teslim alınarak müvekkili tarafından İtalya'daki müşterisine satıldığını, akabinde 15.744 adet “Fred Perry” marka t-shirtin taklit olduğunun müvekkiline bildirildiğini, davacının da davalıyı önce telefonla, arkasından elektronik posta ile haberdar ettiğini ve ayıp ihbarında bulunduğunu, davalı şirket temsilcisinin adı geçen ürünleri geri alabileceğini ve bedellerini iade etmeye hazır olduğunu beyan ettiğini, sahte marka oldukları gerekçesi ile söz konusu mallara el konularak depoya alındığını, dolayısıyla davalıya bu malların iadesinin fiilen imkansız hale geldiğini, bu şekilde davalının müvekkili şirketi kandırarak zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek 15.744 adet t-shirt için davalıya ödenen bedelden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 euronun davalıdan istirdadına, ayrıca peşinat olarak ödenen ve karşılığında mal alınmadığından sebepsiz olarak davalının uhdesinde kalan 10.404,00 euronun ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte iadesine, müvekkilinin elde edeceği kardan yoksun kaldığı kısım için şimdilik 5.000,00 euronun dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 10.04.2008 tarihli dilekçesinde el konulan malların bedeli olarak davalıya ödenen 187.100,00 euronun 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 eurosunun, yoksun kalınan kar olarak parça başı 6,00 eurodan İtalyan müşteriye sattığı toplam ürün bedeli olan 94.464,00 Euro'nun faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 eurosunun tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya herhangi bir malzeme gönderilmediğini, taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 20.03.2012 tarih, 2011/24 E. ve 2012/46 K. sayılı kararı ile dava konusu edilen tekstil ürünlerinin davalı tarafından ihraç edildiğine, yanlar arasında akdi ilişki bulunduğuna ilişkin iddianın ispatlanamadığı, bunun yanı sıra davacının zararını kanıtlayacak nitelikte deliller ibraz edemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 13.02.2013 tarih, 2012/15331 E. ve 2013/2691 K. sayılı kararıyla davalı yanca davacı adına düzenlenmiş davalı kaşe ve imzalı 27.04.2007 tarihli 176.696,00 euro bedelli faturanın yanı sıra davalı şirket yetkilisine ait olduğu belirtilen e-posta adresleri üzerinden davacı ile yapılan alım satım ilişkisine ait yazışma dökümlerinin ve davalı tarafından davacıya gönderilen numunelere ilişkin belgelerin bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, bu durumda Mahkemece, davacı tarafından ... ve onaylı tercümesi dosyaya ibraz edilen 27.04.2007 tarihli ve 176.696,00 euro bedelli fatura altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı ve faturanın içeriği konusunda davalı şirket yetkilisinin isticvap edilip yukarıda anılan belgeler üzerinde de durulup tartışılarak toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar tesisinde isabet görülmediği gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.
C. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.03.2016 tarih, 2014/1059 E. ve 2016/154 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamı uyarınca davalı şirketin hali hazırdaki ve fatura tarihindeki yetkili temsilcilerinin isticvap edilerek beyanlarının alındığını, fatura üzerinde atılı imzanın kendilerine ait olmadığını ve davacıdan mal almadıklarını beyan ettiklerini, davacı, davalıdan satın alınan malların ayıplı olduğundan bahisle zararının tazminini talep etmiş daha sonrasında ise sebebsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 187.100,00 euronun davalıdan tahsilini talep etmiş (aradan yaklaşık 10 yılın geçmesi kimin tarafından imzalandığı belli olmayan, tespiti artık mümkün olmayan fatura sebebiyle, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde) ise de, davalının aradaki satım ilişkisinin kabul etmediği, buna göre davacının aradaki akdi ilişkiyi kanıtlayamadığı, zira ihracat ve gümrük belgelerinin sunulamadığı, aradaki satım ilişkisinin ispatlanamadığı, o tarihteki şirket temsilcisinin faturadaki imzanın kendisine ait olmadığı, faturanın içeriği konusunda herhangi bir bilgisinin olmadığı şeklinde beyanları da göz önüne alındığında davacının akdi ilişkiyi ispatlayacak başkaca herhangi bir yazılı belge de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.02.2017 tarih, 2016/7758 E. ve 2017/1386 K. sayılı kararıyla önceki bozma kararında gösterildiği şekilde 27.04.2007 tarihli 176.969,00 euro bedelli fatura altındaki imzanın o tarihte şirketi temsile yetkili kişi tarafından atılıp atılmadığı yönünde usulüne uygun olarak imza incelemesi yapılması ve faturanın davalı şirketi bağlayıcı olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.01.2019 tarih, 2017/638 E., 2019/22 K sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş,
davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
F. Üçüncü Bozma Kararı
Dairemizin 31.03.2021 tarih, 2020/4945 E. ve 2021/3117 K. sayılı kararıyla Mahkemece uyulan önceki bozma kararlarında proforma fatura altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı yönünde inceleme yapılması gerektiğine işaret edilmesine rağmen mahkemece farklı gerekçe oluşturmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuştur.
G. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile proforma fatura altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı yönünde mahkemece inceleme yaptırılmasına karar verildiği, 01.11.2022 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere; 176.696,00 euro tutarlı fatura metninde şirket kaşesi üzerinde yer ... şirket yetkilisi adına atfen atılı imza ile ...’in mukayese imza örnekleri arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler bakımından ilgi ve irtibatın bulunmadığı, bu itibarla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticari ilişki kurulmadan davalı şirkete 187.100,00 euro tutarında ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üzerinde bilirkişi aracılığı ile imza incelemesi yapılan belgenin proforma fatura olduğunu ve buna güvenilerek ödeme yapıldığını, ödemenin söz konusu belgedeki IBAN numarasına yapıldığını, belgeyi düzenleyip müvekkiline gönderenin davalı şirket olması nedeni ile adı geçenin bu belgeden sorumlu olduğunu, davalı şirket vekilinin 14.09.2015 tarihli duruşmada şirket yetkilisinin bilgisi ve onayı dahilinde muhasebe servisi tarafından imza atıldığını ikrar ettiğini, imza incelemesinin yeterli olmadığını, İtalyan müşterisi hakkında dolandırıcılık suçundan dava açıldığını, ortada haksız fiilin unsurlarının da bulunduğunu, sebepsiz zenginleşmenin de söz konusu olduğunu, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olmasına rağmen değerlendirmenin davalı lehine yapıldığını, IBAN numarasının kime ait olduğunun da araştırılmadığını, başından beri paranın istirdadını talep ettiklerini, numunelere ilişkin gönderi makbuzlarının da dikkate alınmadığını, davaya konu malların başka birine gönderilir şekilde gümrüğe verildiği ve Avusturya’ya ulaştırıldığı, ondan sonra Avusturya’da bir takım malların bulunduğu ve satılacağı hususlarının e-mail ile bildirildiğini, numunelerin müvekkiline uluslararası kargo ile gönderildiğini, davalı vekilinin müvekkil şirket tarafından gönderilen paranın dava dışı şirket RICA Vered SL’den temlik alınan alacak sebebiyle ödendiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığını ileri sürdüğünü, ancak önceki ... bilirkişi raporunun sonuç kısmında farklı sonuçlara ulaşıldığını, davalı vekilinin iddialarının gerçekle bağdaşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığı kabul edilse bile müvekkili şirketin ödediği banka dekontları ile ... olan paranın iade edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıya ödenen paranın istirdadı ile tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 61 ... maddesi.
3.Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.