8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/5868 E. , 2023/6443 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro tespitine itiraz
Taraflar arasında Sarız Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen davanın reddine dair hükme karşı davacı mirasçıları ..., ..., ... vekili ile ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince ..., ..., ... vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine, ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı mirasçısı ... tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sırasında ... ilçesi ... mahallesinde kain 110 ada 11 parsel, 12 parsel, 16 parsel, 34 parsel, 108 ada 25 parsel, 26 parsel, 27 parsel, 28 parsel, 31 parsel, 71 parsel, 78 parsel ve 126 ada 2 parsel ... taşınmazlar 14.05.2008 tarihli komisyon kararıyla ... oğlu ... mirasçıları adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., taşınmazların ortak muristen (davacının dedesi) geldiğini ancak mirasçılar arasında yapılan harici taksim gereği bu taşınmazların kendisine kaldığını açıklayarak taşınmazların kendi adına tespit ve tescilini talep etmiştir. Yargılama devam ederken davacının vefatı ile mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; dosya kapsamının incelenmesinde kök muris ...'ın yıllar önce öldüğü ve mirasının taksim edildiği; dava konusu 12 parselin ise oğlu ...'e (yani davacı ...'in dedesi) intikal ettiği, itiraz olmadan bu şekilde kullanıldığı hususunun sabit olduğunun anlaşıldığı, bu konuda tarafların da itirazı olmadığı, davanın asıl konusunun ... oğlu ...'nin mirasının yasaya uygun şekilde taksim edilip edilmediği olduğu, davacı, taksim yapıldığını ve kendisine de söz konusu 12 parselin düştüğünü iddia etmiş ise de 12.07.2012 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişiler, söz konusu taşınmazların kök muris ... ve muris ...'den kaldığını, mirasçıların kullandığını ama mirasçılar arasında bir taksim sözleşmesi olup olmadığını bilmediklerini söyledikleri, bunun yanında keşifte mahalli bilirkişiler, davacı ... oğlu ...'in sadece 108 ada 25, 31, 71 parsel ve 126 ada 2 parseli kullandığını; kalan 8 parselde ise diğer mirasçıların zilyet olduklarını söyledikleri, taksim olgusunun görülmemesinin yanında davacının, dava konusu diğer 8 parselde aralıksız, çekişmesiz zilyetliği de oluşmadığı, taksim olgusunun davacı ... tarafından iddia edildiği, bu durumda ispat yükümlülüğünün de davacıya ait olduğu, yapılan keşifte mahalli bilirkişiler herhangi bir taksimin olup olmadığını bilmediklerini söyledikleri, keşif beyanlarının davacının iddialarını desteklememesi sonrasında ilgili tapu müdürlüğüne diğer mirasçılar adına yapılan tespitlerin gönderilmesi için yazı yazıldığı, ... ve ... dışındaki diğer mirasçılar adına yapılan tespit bulunamadığı, davacı elden taksime yönelik bir iddiada da bulunmadığı, her ne kadar davacı, dava dilekçesi ile vergi kayıtları sunmuşsa da muris ...'in yaklaşık 50 yıl önce ölmüş olması ve vergi kaydının murisin ölümünden sonra olması nedeniyle mirasçılar arasında zamanşımı işlemeyeceği gözetildiğinden taksim olgusunun ispat edilemediği sonucuna ulaşıldığı, davacı, davasını ... mirasçısı olan 36 kişiye karşı açtığı, bunlardan bir kısmının davayı kabul ederken bir kısım mirasçıların kabul beyanında bulunmadıkları, kabul, bir tasarruf işlemi olduğundan hukuki sonuç doğurması için tüm mirasçıların aynı yönde irade beyanının bulunması gerektiği, tüm mirasçılar katılmadan yalnızca bir kısım mirasçının kabul beyanı vermesi hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı, dolayısıyla davada kabul yönünde beyan olmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın reddiyle dava konusu 110 ada 11, 12, 16, 34 parsel, 108 ada 25, 26, 27, 28, 31, 71, 78 parsel ve 126 ada 2 parsel ... taşınmazların tespit tutanağına ekli 14.05.2008 tarihli komisyon tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı mirasçıları ..., ..., ... vekili ile ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, somut olayda ilk derece mahkemesi tarafından gerekçeli karar usulüne uygun olarak davalılar ..., ..., ...’a 01.06.2017-02.06.2017 ve 05.06.2017 tarihlerinde tebliğ edildiği, davalılar ..., ..., ... vekili tarafından, HMK'nin 345(1) maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık istinaf başvuru süresi geçtikten sonra 23.06.2017 tarihinde istinaf başvuru talebinde bulunduğu, istinafa başvurma için öngörülen yasal süre geçtikten sonra yapılan başvuru hakkında ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 1989/3 Esas ve 1990/4 Karar ... İnançları Birleştirme kararı uyarınca dairece de bu yolda karar verilebileceğinden HMK'nin 346/1 ve 352/1. maddeleri gereğince davalılar ..., ..., ... vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine, davacı ... mirasçılarından ...’in istinaf başvurusuna gelince; mahalli bilirkişi ve tanıklarca taşınmazların ortak kök muris ... oğlu ...’den geldiğinin beyan edildiği, ... oğlu ... terekesinin iştirak halinde olduğu, bir kısım mirasçıların tereke adına kabul beyanınında bulunduğu, Kabul, bir tasarruf işlemi olduğundan hukuki sonuç doğurması için tüm mirasçıların aynı yönde irade beyanında bulunması gerektiği, tüm mirasçılar katılmadan yalnızca bir kısım mirasçının tereke adına kabul beyanında bulunmasının hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ... mirasçılarından ...’in istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı süresi içerisinde davacı ... mirasçılarından ... temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davacı mirasçısının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı mirasçısının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece davayı kabul eden davalıların beyanı yukarıda yazılı gerekçe ile dikkat alınmamış ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Kabul eden mirasçılar ile davacı ... aynı terekede mirasçı olup, dava mirasçılar ile üçüncü kişiler arasında değil mirasçılar arasında görülmüştür. Mahkemece davayı kabul eden davalıların kabul beyanlarına değer verilerek miras payları yönünden davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarında davacı ... adına tespit ve tescile karar verilmelidir. Açıklanan nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.