Esas No
E. 2021/29910
Karar No
K. 2023/7631
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık
Aramaya Dön
YARGITAY

11. Ceza Dairesi

E. 2021/29910 K. 2023/7631 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/29910, K. 2023/7631, T. 26.10.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/29910
Karar No
2023/7631
Karar Tarihi
26.10.2023
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

11. Ceza Dairesi         2021/29910 E.  ,  2023/7631 K.

"İçtihat Metni"B O Z M A Ü Z E R İ N E

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2019/367 E., 2019/425 K.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada verilecek hükmün yine Yargıtay temyiz incelemesine tabi olacağı ve temyiz süresinin 7 gün olduğu gözetilerek; mahkemenin bozma sonrası verdiği hükme yönelik olarak 15 gün temyiz süresi belirleyerek tefhim edilmesinde, kanun yolu başvuru süresi bakımından tarafların yanıltıldığı ve sanık müdafiinin 28.10.2019 tarihli temyizi süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Temyizin kapsamına göre;

1.İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2014 tarihli ve 2013/420 Esas, 2014/412 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2014 tarihli ve 2013/420 Esas, 2014/412 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesinin 10.10.2018 tarihli ve 2017/5202 Esas, 2018/13622 Karar sayılı kararı ile "... sanıkların baştan itibaren hileli hareketlerde bulunup müştekinin iradesini sakatlayarak hile ile menfaat temin ettiği, bu nedenle eylemlerinin TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek hırsızlık suçundan hüküm kurulması, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince "nitelikli dolandırıcılık" suçu bakımından yargılama yetkisinin ağır ceza mahkemelerine ait olduğu anlaşıldığından, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/709 Esas, 2018/648 Karar sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine, dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4.Görevsizlik kararı üzerine, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2019/367 Esas, 2019/425 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, savunmalarda geçen ... adlı şahsı dinlenilmeden karar verildiğinden eksik araştırmaya ve kararın gerekçesiz olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.Katılanı arayan ve kendini polis olarak tanıtan meçhul şahsın, katılan adına 5 adet hat çıkarıldığını ve borcu olduğunu, bundan ötürü hapse girebileceğini beyan ederek katılanı kandırmak suretiyle Vakıfbanktan kredi çektirerek, 19.750 TL parayı temyiz dışı sanık ...'ın hesabına havale ettirdiği, paranın temyiz dışı sanık ... tarafından çekildiği, hakkında açılan davada alınan sorgusunda bahse konu parayı halasının oğlu olan sanık ... tarafından çektirildiği savunması üzerine İstanbul Cumhuriyet Basşsavcılığı'nın 20.01.2014 tarihli ek iddianamesi ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçu yönünden cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. İlgili dekont dosya arasına alınmıştır.

2.Yapılan soruşturma kapsamında katılanın para yatırmış olduğu banka hesabının temyiz dışı sanık ...'a ait olduğu ilgili banka yazısı ile tespit edilmiş; soruşturma aşamasında grafoloji uzmanından alınan bilirkişi raporuna göre; 18.11.2011 tarihli havale ödemesi belgesi aslındaki imzanın ... eli ürünü olduğunun rapor edildiği belirlenmiştir.

3.Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 17.05.2019 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.

4.Mahkemece, iddia, savunma, sanığın kimlik ve adres bilgileri ile banka dekontları ve yazıları, alınan bilirkişi raporu ve sair tüm dosya kapsamı ile sanık hakkında, savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olup itibar edilebilir olmadığı değerlendirilerek, kamu görevlisi olduğunu söylemek suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle sanığın, lehine olan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

1.İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2019/367 Esas, 2019/425 Karar sayılı kararında, mahkemenin sanığın aşamalarda oluşu açıklamayan, dosya kapsamına uygun düşmeyen beyanlarına itibar edilmediği yönündeki kabulünde isabetsizlik görülmemiş, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin ve unsurları itibarıyla oluştuğunun ve de sanık hakkında mahkumiyet hükmü verilirken yeterli ve hukuka uygun gerekçe belirtildiğinin anlaşılması nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2019/367 Esas, 2019/425 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.10.2023 tarihinde karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog