15. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1361
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/11/2022
NUMARASI: 2021/618 Esas, 2022/928 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında sözleşmeden faturalardan ve ayrıca aralarındaki cari hesaptan kaynaklanan 162.220 TL tutarında bir alacak bulunduğunu, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı şirket tarafından borca itiraz edildiğini ve bu itirazın iptalinin gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davalı şirkete ait merkez binasının iç mimarisinin müvekkili tarafından tam ve eksiksiz olarak ifa edildiğini, davalının sözleşme gereği yapması gereken ödemelerin tamamını yapmadığını, tarafların ticari defter kayıtlarında yapılacak inceleme ile bu durumun ortaya çıkacağını, alacağın muaccel hale gelmesi ve tahsil amacıyla davalıya ihtarname keşide edildiğini, gönderilen cevabi ihtarnamede müvekkiline herhangi bir borcun bulunmadığının bildirildiğini, davalı şirketin yetkilisi ve yoga uzmanı ... hakkında basında çıkan cinsel taciz haberleri neticesinde davalı şirketin müşteri kaybederek ekonomik olarak dar boğaza girdiğini, bu bağlamda mal varlığını elden çıkarma duyumları üzerine huzurdaki davalının menkul gayrimenkul tüm malvarlığı hakkında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasını talep ettiklerini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir fatura tebligatı yapılmadığını, keşide edildiği belirtilen ihtarnamede herhangi bir fatura, sözleşme, yazılı belgeye dayandırılmadığını, varlığı iddia edilen alacağın sebebinin de bildirilmediğini, davacıya ödenmesi gereken bir borç bulunmadığından borca itirazları içeren cevabi ihtarnamenin gönderildiğini, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takipte talep edilen 164.200 TL tutarındaki alacağın taleple uyum göstermeyen 240.720 TL tutarındaki faturaya dayandırıldığını, takibe konu edilen faturanın alacaklı görünen davacı tarafından müvekkili şirkete veya adına hareket etmeye yetkili temsilcisine tebliğ edilmediğini, varlığı iddia edilen alacağın hiçbir belgeye dayandırılmadığı gibi sebebinin de gösterilmediğini, davacının faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla yaptığı takipteki dava dilekçesine bir sözleşme ve sözleşmeye ekli bir belge sunduğunu, ancak müvekkili şirketin sonradan ortaya çıkan bu sözleşme ve ekli belgenin tarafı olmadığını, kendileriyle bir ilgisinin bulunmadığını, bu sözleşme ve ekli belge ile bağlı olmadıklarını, yapılan icra takibinin tebliğ edilmemiş ve takip üzerine itiraza uğramış faturaya dayanarak açıldığını, icra takibinde başkaca bir delile dayanmayan davacının sonradan başa bir delile dayanarak aynı takibe ilişkin açtığı itirazın iptali davasının reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacı taraf iddiasının aksine müvekkili ile davacı arasında herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi ve cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, süresi içinde itiraz edilen bir faturanın düzenleyen lehine delil olarak kullanılamayacağını, söz konusu faturanın içeriğine de itiraz edildiğini, tek taraflı olarak düzenlendiğinden alacağı ispata yeterli olamayacağını, takibe konu olmayan ve müvekkili tarafı dahi olmadığı sözleşme ve ekindeki belgenin dikkate alınmaması gerektiğini, özellikle itirazın iptali davasında takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık ilkesinin asıl olduğunu, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılarak takipte dayanılmayan belgenin ispat vasıtası olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davaya konu edilen icra takibindeki alacağın 162.220 TL olduğunu, alacağın ise 240.720 TL tutarındaki faturaya dayandırıldığını, oysa ki müvekkili şirketin takipten önce davacıya toplam 656.390 TL ödeme yaptığını, bu nedenle davacı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu defter kayıtları ile müvekkilinin yaptığı ödemelerin karşılaştırılması halinde yapılan ödemelerin davacı şirket kayıtlarında yer almadığının görüleceğini, davacı tarafın şirket yetkilisinin değişmesini fırsat bilerek kasten ödemeleri göstermediği ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından ve gerçek dışı kayıtlara yer verilmiş olduğundan delil değerinin olmadığını belirterek, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın konusunun davacı tarafından takibe dayanak yapılan fatura ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu durumda da mahkemenin taraflara ticari defterlerinde yer alan tüm ödemelerin takip talebinde dayanılan bu fatura için yapıldığınnı kabul gerektiği, somut uyuşmazlıkta da İİK 67 maddesine göre yasal 1 yıllık süre içerisinde açılan ve itiraz üzerine duran takibe itirazın iptalinin istendiği, takip talebinde de dayanak olarak 30/06/2014 tarihli 240.720,00 TL'lik faturaya dayanıldığı, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlar ve hatta davacının da kabulünde olan davalı tarafından yapılan ödeme miktarının 656.390,00 TL olduğu, davacının ise takip talebinde 240.720,00 TL'lik faturaya dayanıp bu fatura nedeniyle bakiye alacağı olduğunu bildirdiği 164.278,40 TL için ilamsız icra takibi yaptığı, Yargıtay ilamlarında vurgulandığı gibi yapılan ödeme miktarının takip ve dava konusu miktarın çok üzerinde olduğu ve yapılan tüm ödemelerin takip ve dava konusu fatura için yapıldığının kabulü gerektiği, bu durumda da davacnın faturaya dayalı herhangi bir alacağının bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine, davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 07/09/2021 tarih ve 2018/2145 esas, 2021/1539 karar sayılı kararı ile, somut olayda taraflar arasında eser sözleşmesine dayalı bir borç ilişkisi bulunduğu ve davalı borçlunun takip öncesi bir kısım ödemeler yaptığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği; davaya dayanak olan takibin bakiye 30.06.2014 tarihli 240.720,00TL tutarındaki faturaya dayandırıldığı ancak bakiye 161.560,00TL ile bir takım ilave imalat bedelleri olan 2.718,40TL'nin toplamının tahsili için yapıldığı belirtildiğinden bu tutarın dışındaki alacağın tahsil edildiğinin alacaklının kabulünde olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece taraf ticari defterlerine göre düzenlenen bilirkişi raporu esas alınmış ise de; davacı tarafça takibe dayanak yapılan faturanın taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı yapılan iş kaynaklı olduğu; bu durumda taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında yapılan tüm işlerin bedelinin tespit edilerek sözleşme bedeli olan 690.000,00 TL +KDV dikkate alınarak; ayrıca davalı tarafça ödendiği ispatlanan 656.390,00 TL'nin bu miktardan mahsubu ile varsa alacağın tespitinin gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece 23/11/2022 tarihli karar ile, mahkemece verilen ilk kararın İstanbul BAM 15.Hukuk Dairesinin 2018/2145 esas, 2021/1539 karar sayılı ilamı ile kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası bilirkişi heyetinden kaldırma kararı kapsamında kök ve ek rapor alındığı, davaya konu takibin 161.560 TL bakiye alacak ve 2.718,40 TL ilave imalat bedellerine dayandırılmış olduğu, sözleşme bedelinin 690.000 TL + KDV olduğu, davalının ise 656.390,00 TL'yi ödediği, sözleşme bedelinden davalının yaptığı ödemenin mahsubu edilmesi sonrası davacının alacağının 157.810 TL olduğunun anlaşıldığı, davacının bu miktar dışında alacaklı olduğunu ispat edemediği, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, alacağın likit olduğu gözetilerek kabul edilen tutar üzerind.en davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi, reddedilen tutar yönünden davacının kötü niyeti ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 157.810-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibe bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacağın %20’si oranında 31.562-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, eksik ve dosya içeriği ile uyumlu olmayan gerekçelere dayalı olarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin davacıya her hangi bir borcu bulunmadığını, davacının kötüniyetili olarak müvekkili şirketin yetkilisinin değişmesini fırsat bilerek hukuki süreç başlattığını, davacı tarafın Beyoğlu ... Noterliği'nin 17.9.2014 tarih ve ... yevmiyeli ihtarı ile müvekkilinden 162.220,00-TL'nin talep ettiğini, aralarındaki ticari ilişki ve muhtelif faturalardan kaynaklandığını, bilirkişi raporları ile davacı defterlerinde muhtelif faturaların kayıtlı olmadığının anlaşıldığını, ihtarnamede davacının her hangi bir fatura ve sözleşmeye dayanmadığını, icra takibindeki 30/06/2014 tarihli faturadan kaynaklı alacağın sebebinin gösterilmediğini, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, davacının sonradan ortaya çıkardığı sözleşmenin tarafı olmadıklarını, yargılamada davacının ortaya çıkardığı sözleşmede işveren ... isimli kişi ile müvekkilinin bir ilgisi olmadığını, bahsi geçen kişinin davacı şirket yetkilisinin yakın arkadaşı olduğunu, takibe konu faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, taraf arasında her hangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi veya cari hesap ilişkisinin de bulunmadığını , taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin olmadığının bilirkişi raporları ile saptandığını, müvekkilinin davacıya takipten önce toplam 656.390,00-TL. ödedğini takibin 240.720,00-TL.' nin tutarında faturaya dayalı, 162.220,00-TL' nin alacak talep edildiğini, davacının sebepsiz zenginleştiğini, davalının alacaklı hale geldiğini, davalının ödemelerinin davacı defterinde kayıtlı olmadığını , davalının ödemelerinin davacı tarafından kabul edildiğini, takip dışı alacakla ilgili itirazın iptali davasının görülemeyeceğini, bu hususta yargı içtihatları sunduklarını, bilirkişi raporlarının tüm mündericatı dikkate alındığında, afaki varsayımlar üretilerek borç yaratıldığını, bu yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlıkta hangi işlerin yapıldığını, iş bedeline hak kazanıldığını davacı ispatlamakla yükümlü olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporlarındaki tespit ve mütalaalara aykırı karar verdiğini , delilerin toplanmadığını, bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini, eksik inceleme yapıldığını, sunulan yazılı sözleşmenin damga vergisinin yatırılıp yatırılmadığının sorulmadığını, ihbar talepleri de dikkate alınmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı dava dilekçesinde işi tamamlayıp teslim ettiğini ancak 240.000-TL. lik faturanın, 162.220,00 TL'sini alamadığından icra takibi başlattığını belirterek davalı borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece ilk kararında davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 07/09/2021 tarihli kaldırma kararında, mahallinde yapılan işin tespit edilerek, sözleşme bedeli olan 690.000,00-TL + KDV iş bedeli olduğu dikkate alınarak, davalı tarafça yapılan 656.390,00-TL ödemenin de mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin kaldırma kararından sonra, yerel mahkemece işlerin yapılıp yapılmadığı, ne kadarlık kısmının yapıldığı yönünden mahallinde bir keşif yapılmaksızın bilirkişi raporu alınmış, bu raporda bilirkişi aradan 8 yıl geçtiğini yapılan işin tespit edilemeyeceğini, kabul tutanağı olmadığını, eksik ayıplı işe dair belge olmadığını, davacının işe ait malzeme faturalarını uygulama projelerini ve üç boyutlu görselleri sunması gerektiği belirtilmiş; alınan ek raporda da kök rapordaki aynı eksikler belirtilerek, yapılan işler tespit edilmeksizin 240.720,00-TL' nin tutarındaki faturanın her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olduğu, 690.000,00 TL +KDV iş bedeline göre hesaplama yapıldığında davacı tarafın KDV dahil 157.810,00-TL alacaklı olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmiştir. Dairemizce verilen kaldırma kararında mahallinde yapılan işlerin tespiti istenmiş olup, bilirkişi ek ve kök raporunda dosyada eksik olduğu belirtilen kabul tutanağı, eksik ayıplı işe dair belgeler, davacının işe ait malzeme faturaları, uygulama projeleri ve üç boyutlu görsellerin taraflardan sorulup temin edilmesi halinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle iş bedelinin hesaplanması, var ise sözleşme dışı işlerinde yapıldığı yıl piyasa rayicine göre bedeli de tespit edilerek, yapılan ödemeler düşülmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.