Esas No
E. 2021/33
Karar No
K. 2024/100
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/33

KARAR NO: 2024/100

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07.10.2020

NUMARASI: 2019/10 E. - 2020/661 K.

DAVANIN KONUSU Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu ve davalıdan gözlük ürünleri alıp karşılığında senet verdiğini, müvekkiline ürünlerle birlikte 2 yıllık garanti belgesi gönderildiğini, müvekkilinin davalıdan satın almış olduğu davaya konu sevk irsaliyelerinde belirtilen ürünleri davalıya iade etmesine rağmen kendisine dönüş yapılmadığını, sevk irsaliyesinde belirtilen 27.383,00 TL değerindeki ürünlerin aynen iadesini, olmadığı takdirde bedelinin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili savunmasında özetle; davacı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyalarında icra takibi yapıldığını ve takiplerin ödeme ile infaz olduğunu, icra takiplerine karşı hiçbir itiraz ileri sürmeden ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddiasına dayanak gösterdiği sevk irsaliyelerinin sonradan düzenlenmiş olup, müvekkilinin imzası bulunmadığını, imzanın bulunduğu ve şirket çalışanı olduğu iddia edilen ...'ün imzasının müvekkilini bağlamadığı gibi imzanın ...'e de ait olmadığını, ...'ün müvekkili şirkette 28/11/2017 - 14/10/2018 tarihleri arasında çalıştığını, teslim tesellüm belgelerinde 2016-2017 yıllarına ait kargolardan bahsedildiğini, ürünlerinin geri alındığı kabul edilmemekle birlikte davacı ürünlerini müvekkilden almış olsa bile garanti süresi geçtiğinden müvekkilinin geri alma sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki davacının ürünleri iade etme sebebinin ayıplı olup olmadığını ispat etmek zorunda olduğunu, davacının taraflar arasında olduğunu iddia ettiği satış sözleşmesini ispat etmesi gerektiğini, davacının müvekkili hakkında aynı hususta Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takibe itiraz edildiğini, davacının itirazın iptali davası açmayarak kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı, davalıdan gözlük alıp karşılığında senet verdiğini ve davalıdan almış olduğu ürünleri, 01/02/2018 tarihli sevk irsaliyesi ile iade ettiğini, bunun karşılığı ödenmeyerek davalının sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek ürünlerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsilini talep etmiş olup, dava dilekçesi ekinde yer alan sevk irsaliyeleri incelendiğinde ilk olarak 01/02/2018 tarihli ... seri no'lu sevk irsaliyesi ve devamında 33 adet irsaliye bulunduğu, son irsaliyenin ... seri no'lu olup, teslim alan kısmında ... Limited Şirketine ait imzanın yer aldığı, yine teslim eden kısmında da imzanın yer aldığı, bilâ tarihli teslim tesellüm tutanağı başlıklı bir diğer belgede ... 2016 ve 2017 tarihinde gelen bir kısım kargolar ile 01/02/2018 tarihinde kesilen iade faturalarını teslim aldım yazısının bulunduğu ve teslim alan kısmında ... isminin yazılı olduğu ve ... ait kaşenin yer aldığı, teslim eden kısmında ise ... ismi ile kaşe ve imzanın yer aldığı görülmüştür.Davacı tarafından, davalı borçluya gönderilen aynı zamanda Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına konu Kartal .... Noterliği'nin 20/02/2018 tarihli ihtarnamesinde "tarafına gönderilen ayıplı malların 01/06/2016, 31/10/2016, 03/06/2017, 18/08/2017, 02/02/2018 tarihlerinde kargo ile iade edildiğini, iade edilen faturaların 02/02/2018 tarihli sıralı faturalar olduğunu, malların iade edilmesine rağmen 28.000,00 TL ve 29.000,00 TL'lik senetlerin tarafına iade edilmediğini belirterek bunların iadesinin istenildiği görülmüştür.Davacı ayıplı olduğunu iddia ettiği bir kısım ürünleri davalıya iade ettiğini ve bu nedenle ürünlerin ya da bedelinin iadesini talep etmiş olup, davacı iadeye konu ürünleri hangi tarihte aldığına ilişkin bahsettiği faturaları ve buna göre ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ihbar sürelerinin geçip geçmediği ve iki yıllık garanti sürelerinin dolup dolmadığı hususlarındaki delillerini ibraz ederek ayıba ilişkin iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Ancak ürünlerin davalıya teslim edildiği iddiası bulunduğundan ve davalı tarafça da ürünlerin alınmadığı savunması ileri sürüldüğünden ayıba ilişkin inceleme yapılabilmesi için öncelikle ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Davacının irsaliye faturası ile iade ettiğini belirttiği ürünlerin son sayfasında imzası bulunan ...'ün hizmet döküm cetveli celbedilmiş olup, ...'ün 28/11/2017 - 14/10/2018 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır.Davalı işyerinde çalıştığı anlaşılan ... isticvab edilerek duruşmaya çağırılmış, duruşmadaki beyanında; 2017 yılının 11.ayında işe girdiğini, 2016 - 2017 yılında gelen kargoları almasının mümkün bulunmadığını, ... no'lu sevk irsaliyesindeki imzanında kendisine ait olmadığını, kendisine teslim edilmiş bir ürün bulunmadığını beyan etmiştir.

Yine aynı tarihli celsede sevk irsaliyesinde kaşe üzerinde bulunan imza nedeniyle isticvab edilen davalı şirket yetkilisi ..., imzanın kendisine ait olmadığını, irsaliyede bildirilen ürünlerin kendilerine iade edilmediğini beyan etmiş olup, irsaliyedeki imzalar kabul edilmediğinden dosya imza incelemesi yapılmak üzere grafoloji uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 16/07/2020 tarihli raporunda; 01/02/2018 düzenlenme tarihli, ... no'lu sevk irsaliyesi ile bilâ tarihli teslim tesellüm tutanağındaki imzaların ...'ün ve ...'in el ürünü olmadıklarını bildirmiştir.Davacı tarafça, ayıplı olduğu iddiasıyla değişik tarihlerde ve topluca 01/02/2018 tarihli sevk irsaliyesi ile davalıya iade edildiği iddia olunan ürünlerin dosya kapsamı ile davalıya iade edildiği ve bu nedenle davalının sebepsiz olarak zenginleştiği hususu ispat olunamadığından...." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ticari satıma konu olan malın iadesinden kaynaklı alacak davasında iade faturaları ile birlikte satıma konu ürünlerin teslim tesellüm belgesi ile şirket çalışanına teslim edildiği iddiasına karşılık şirket çalışanının çalışma tarihi ile iade fatura tarihlerinin örtüşmediği, iade faturalarının davalı taraf defterlerinde işlenmediği, belgedeki imzanın şirket çalışanı imzası ve yetkili imzası ile uyuşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hatalı değerlendirmede bulunulduğunu, eksik inceleme ve araştırma sonucunda ret kararı verildiğini, davalı tarafından farklı tarihlerde müvekkiline gönderilen ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle müvekkili tarafından toplu şekilde tek teslim tesellüm tutanağı ile davalıya iade edildiği halde yanılgıya düşülerek ayrı ayrı teslim tesellüm tutanaklarının düzenlendiği varsayılarak gerekçe oluşturulduğunu, taraflar arasında ticari satıma konu birden fazla ürün alındığını, senet tanzim edilerek verildiğini, ürünlerin gözlük çerçeveleri olup bu ürünlerdeki ayıbın varlığının olağan kullanımla yani zamanla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğunu, ürünlerin kargo ile gönderildiğini, ürünlerin alındığı tarihler belirtilerek tek teslim tesellüm tutanağının düzenlendiğini, iade faturası karşılığında ürünlerin teslim edildiğini, dosya içerisinde teslim tesellüm tutanağı incelendiğinde şirket kaşesi ve imzası bulunan şirket çalışanı ...e teslim edildiğini, SGK hizmet cetveli çıkarıldığında adı geçen tarihler arasında çalışmasının olmadığı, kargoları teslim alamayacağı şeklinde hatalı değerlendirme yapıldığını, yeni bir bilirkişi rapor alınmadan karar verildiğini, taraflarına ürünlerin teslim edildiğine dair ispat olanağı tanınmadan ve yemin teklif edilebileceği hatırlatılmadan davanın reddine karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satım konusu ayıplı ürünlerin aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının davalı taraftan satın aldığı ve ayıplı olduğunu iddia ettiği, ürünleri davalıya teslim edip etmediği, teslim tesellüm belgesinde adı geçen davalı çalışanın ürünleri teslim alıp almadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ... Optik tarafından davalı şirket adına 2015 - 2016 yıllarında değişik tutarda 4 adet bono düzenlendiği, davalı şirket tarafından davacı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 02.03.2017 tarihinde 4 adet bonodan kaynaklanan toplam 42.500,00 TL asıl alacak ve ferilerinin tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatmış olduğu, davacı şirket tarafından yine davalı şirket adına 2016 yılında 2017 vade tarihli her biri 7.000,00 TL 4 adet bono düzenlendiği, davalı şirket tarafından söz konusu bonoların tahsili amacıyla davacı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, davacı şirketin ise davalı şirket hakkında Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 24.02.2018 tarihli ihtarname ve 19.03.2018 tarihli 28.000,00 TL tutarlı tazminat içerikli bozuk ürünlerin iadesinden kaynaklanan zararın tahsili amacıyla toplam 56.172,03 TL alacak için 04.05.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketin icra takibine karşı yetki ve borca itiraz ettiği, davacının ise teslim tesellüm tutanağı başlığı ile adi şekilde düzenlenen tutanak ile karşılığında kesilen iade faturasının teslim aldım ifadeleri ile gelen kargoların tarihlerini teşkil eden belgeye istinaden 31.12.2018 tarihinde iş bu davayı açmış olduğu, belgenin devamında 01.02.2018 tarihli davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenmiş sevk irsaliyesinin olduğu, çok sayıda ürünlerin sevk irsaliyesinde yer aldığı, sevk irsaliyesinin birden fazla sayfadan ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirket vekili, davacı iddiasına dayanak gösterilen teslim tesellüm belgesi ile sevk irsaliyelerinin sonradan düzenlendiğini, imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzası bulunduğu iddia edilen ...'ün müvekkili şirkette 28.11.2017 / 14.10.2018 tarihleri arasında çalıştığını, oysa teslim tesellüm belgesinde ise 2016 ve 2017 yıllarına ait kargolardan bahsedildiğini, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuştur. Tarafların delilleri ile dava dışı ...e ait SGK bilgi ve belgeleri dosyaya celp edilmiştir. Davalı tarafın imza inkarında bulunması nedeniyle imza incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkemece, imza incelemesine esas olan bilirkişi raporu kapsamında, tutanakta yer alan imzaların davalı şirket yetkilisi ve çalışanına ait olmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, toplanan delillerle davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vekili dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmıştır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden son başvurulacak bir ispat vasıtasıdır. Hakim, davacının iddiasını, yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, davacı tarafa, dava dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, davacının tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olur. Bu itibarla davacı iddiasını ispatta dayandığı yemin delili çerçevesinde gerekli hatırlatma ve teklif yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile dava dilekçesinde delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarfından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog