11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2019/11351 E. , 2023/7817 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2015/394 Esas, 2015/732 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, Yargıtay nezdinde incelenmesi isteği ile hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.26.09.2014 tarihinde telefon hırsızlığı olayına intikal eden kolluk görevlilerince şüpheli olarak tespit edilen sanığın kolluk görevlilerine katılanın kimlik bilgilerini taşıyan sürücü belgesi ibraz etmesi üzerine, şahsın yapılan parmak izi incelemesinde gerçek kimliğinin tespit edildiği, sanığın katılana ait sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırıp karıştığı bir suç nedeniyle yakalandığında kullanmak suretiyle üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2.Sanık alınan beyanında aranması olduğunu, bir araç içerisinde bulduğu sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırarak kullandığını beyan etmiştir.
3.Mahkeme 16.11.2015 tarihli celsede adli emanetin 2015/397 sırasında kayıtlı suça konu belgeyi incelemiş, yapılan incelemede suça konu sürücü belgesinin ... adına çıkartıldığı belgenin E sınıfı olduğu, belgede sanığa ait fotoğrafın olduğu ve belgede pvc kaplama yapıldığı, soğuk mühür izinin olduğunu tespit etmiştir.
4.Mahkemece, sanığın olay tarihinde karıştığı bir suç nedeniyle yakalandığı, sanığın kimlik bilgilerinin sorulması esnasında Bolu Adli Emanetin 2015/397 sırasında kayıtlı ... adına tanzim edilmiş ancak sanığın fotoğrafının bulunduğu E sınıfı, 105944 numaralı sürücü belgesini ibraz ettiği, sanığın sürücü belgesini kendisinin araması olduğu için ve yakalanmamak için üzerine kendi fotoğrafını yapıştırıp pvc ile kapladıktan sonra kullanmaya başladığı, böylece sanık ...'nun suç tarihinde katılan ...'e yönelik üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlemiş olduğu kabulü ile mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanması sırasında tekerrüre esas alınan ilamda hataya düşülerek adli sicil kaydına göre ikinci kez mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmış olması karşısında, sanığın ikinci kez mükerrir olduğunun ve hakkında 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen "ikinci defa tekerrür" hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından sanığın kazanılmış hakları saklı tutularak bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. Ancak;
4.Adli sicil kaydına göre sanığın daha önce ...
4.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/718 E., 2014/400 Karar sayılı ilamı ile 3 yıl hapis cezasına mahkum edildiği, kararın adli sicil kaydına göre 05.06.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla tekerrüre esas alındığı, ancak yapılan UYAP sorgulamasında, 14.10.2014 tarihinde sanığın 5237 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 3 yıl hapis ve hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına gıyabında karar verildiği, kararın sanığın ifadesinde belirttiği adres yerine MERNİS adresine tebliğ edildiği incelenen dosya içeriği ile anlaşılması neticesinde infazın durdurulmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 13.Ceza Dairesinin 28.09.2017 tarihli ve 2016/2754 Esas, 2017/9700 Karar sayılı ilamı sonrası 28/09/2017 tarihinde kesinleştiği ve bu nedenle tekerrüre esas alınamayacağı, bu mahkumiyet yerine sanığın tekerrür oluşturan ......2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/271 Esas, 2011/603 Karar sayılı mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
B. Başkasına ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun sübut bulduğu, bu suçtan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin onbirinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Gerekçe bölümünde (A) bendinin 4 numaralı alt bendinde açıklanan nedenlerle Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2015/394 Esas, 2015/732 Karar sayılı kararında sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümden tekerrüre esas alınan kararla ilgili kısmın çıkartılarak,yerine ''......2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/271 Esas, 2011/603 Karar sayılı kararı” ibaresi eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Başkasına ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2015/394 Esas, 2015/732 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.10.2023 tarihinde karar verildi.