Esas No
E. 2019/10146
Karar No
K. 2023/7818
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2019/10146 E.  ,  2023/7818 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/196 E., 2015/692 K.
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 14.Asliye

Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2015/196 Esas, 2015/692 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 ncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafii, müvekkilinin suç işleme kastı olmadığını, iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinden bahsedilmemesine rağmen bu suçtan ek savunma hakkı verilmeksizin mahkumiyet hükmü kurulmasının, eylemin bölünerek resmi belgede sahtecilik ve yalan beyanda bulunmak suçlarından ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmasının isabetsiz olduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR

1.20.06.2014 tarihinde kolluk kuvvetlerinin daha önceden arandığını bildikleri sanığın eşgal bilgileri ile karşılaşılması üzerine sanığın kaçmaya başladığı, kovalamaca sonrası yakalanan sanığın suça konu kardeşi olan ... kimlik bilgileri ile düzenlenmiş kimliği ibraz ettiği, beyanına göre kaçma sebebi bulunmayan sanığa tekrar kimlik bilgileri sorulduğunda gerçek kimlik bilgilerini vermesi sonrası hakkında üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden sanık hakkında soruşturma başlatılmış, 5237 sayılı Kanun'un 268/1 maddesi yollamasıyla 267/1, 204/1,53/1,58/1 sevk maddeleri uyarınca iddianame düzenlenmiştir.

2.Sanık savunmasında kardeşi olan mağdurun kimliğinin aslını aldığını, sabıkası olduğu ve iş bulamadığı için muhtara müracaatta bulunup kayıp belgesi aldığını ve bu belge ile Nüfus Müdürlüğü'ne müracaat ederek fotoğrafı kendisine, kimlik bilgileri kardeşine ait nüfus cüzdanı aldığını ikrar etmiştir.

3.24.06.2014 tarihli kriminal raporda; suça konu nüfus cüzdanının orijinal olduğunun, menşei araştırmasının yapılması gerektiği tespit edilmiştir.

4.Mahkeme, sanığın ...'ın kimlik bilgilerini kullanarak nüfus müdürlüğünden sahte nüfus cüzdanı düzenletmesi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, ancak sanığın kardeşinin kimlik bilgileri ile kendisinin fotoğrafı yapıştırılarak çıkartılan sahte kimlik ile ilgili olarak müşteki olan kardeşinin herhangi bir soruşturma ve tahkikata uğramaması nedeniyle eylemin başkasının kimliğinin kullanılması nedeniyle iftira suçunu oluşturmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde belirtilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu sanığa, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi gereğince ek savunma hakkı verilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi ve 204 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkumiyet hükümleri kurmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden

1.Sanığın, mağdurun kimlik bilgileri ve ancak kendi fotoğrafı ile muhtarlıktan aldığı sahte nüfus cüzdanı talep belgesi ile Buca İlçesi Nüfus Müdürlüğünden üzerinde kendi fotoğrafı bulunan mağdurun kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanını alıp kullanmasından ibaret oluşa uygun sübutu kabul edilen eylemlerinin, kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 204/1, 43 üncü maddelerindeki “zincirleme biçimde işlenen resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturduğu gözetilmeden hüküm kurulması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

3.Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilama konu suçun 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçuna ilişkin olması ve bu suçun 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında, bu suç yönünden mahkemesince uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.

4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kananu uygun olarak yapıldığı aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Yönünden

1.Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun unsurları oluşmayacaktır. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “iftira” suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kolluk kuvvetlerinin daha önceden arandığını bildikleri sanığın eşgal bilgileri ile karşılaşılması üzerine kovalamaca sonrası yakalanan sanığın kimlik bilgilerinin tespit edildiği, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırmakla görevli polis memurlarınca yapılan araştırma neticesinde, sanığın gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği anlaşılan olayda, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmadığı, bununla birlikte sanığın işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemediği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullandığı gerçek kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği hâlde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmediği ve kimliğini bildirdiği kardeşi hakkında herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadığı anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci ve 267 nci maddelerinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" ve "iftira" suçlarının da oluşmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu yönünden mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Kabule göre de; sanığa yüklenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanunun 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;

Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle ...

14.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2015/196 Esas, 2015/692 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle ... 14.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2015/196 Esas, 2015/692 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

31.10.2023 tarihinde karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku - Dolandırıcılık 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanunu 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanunu 5237 sayılı Kanun 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanunu 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 5271 sayılı Kanun 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanunu 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanunu K5237 md.268/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.