Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/6770 E. , 2023/1784 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Huk. Müş. …
2.… Valiliği
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi … Ana Bilim Dalında doçent unvanı ile öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, üniversitedeki görevinin yanında özel muayenehane açma ve çalıştırma veya mesai saatleri dışında bir özel sağlık kuruluşunda mesleğini serbest olarak icra etme izni verilerek çalışma izin belgesi düzenlenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve E-… sayılı İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü işleminin iptali istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından; serbest mesleki faaliyetini kendisine ait bir muayenehanede sürdürebilmesinin önünde hiçbir yasal engel bulunmadığı, 2547 sayılı Kanun'un Geçici 64. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte muayenehanesi olan öğretim üyeleri ile aynı statüde bulunduğu, kendisi ile aynı statüde olan öğretim üyeleri serbest meslek faaliyetlerini yürütürken kendisinin bu hakkının engellenmesinin eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırılık oluşturduğu, dava konusu işlemin Anayasa'nın 2., 10., 49. ve 130. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14. maddesine aykırı olduğu, tıp fakültelerinde görevli öğretim üyelerinin serbest mesleki faaliyette bulunmalarının görevleriyle bağdaştığı, aynı konuda davanın reddi yolunda verilen kararların bozulmasına ilişkin birçok Danıştay kararı bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ :.Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bakılan dava, davacının üniversitedeki görevinin yanında özel muayenehane açma ve çalıştırma veya mesai saatleri dışında bir özel sağlık kuruluşunda mesleğini serbest olarak icra etme izni verilerek çalışma izin belgesi düzenlenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Temyize konu kararla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, dava konusu işlemin, davacının üniversitedeki görevinin yanısıra mesai saatleri dışında muayenehane açma izni verilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı açısından; 6514 sayılı Kanun ile mevcut muayenehanesi olan öğretim üyeleri bakımından geçici madde ile getirilen yaptırımların Anayasa Mahkemesi tarafından salt "kanun yürürlüğe girdiğinde muayenehanesi bulunan öğretim üyeleri için yargı kararlarına güvenerek mesai sonrası çalışma ve faaliyette bulunmaları bu statünün kazanılmış hak olarak değerlendirilmesini olanaklı kılmasa da bu statülerin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklenti oluşturduğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiği" gerekçesiyle Anayasa'ya aykırı bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğü öncesi dönemde açılmış ve muayenehane uygunluk belgesi alınarak serbest hekimlik faaliyeti yapılmış bir muayenehanesi olmayan ve Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının gerekçesi bakımından hukuksal güvenlik ilkesi uyarınca korunması gereken "meşru bir beklentisi" bulunmadığı açık olan davacının 2547 sayılı Kanun'un yürürlükteki hükümleri uyarınca muayenehane açmasına kanuni olanak bulunmadığı, dava konusu işlemin, davacının özel bir sağlık kuruluşunda serbest olarak çalışmasına izin verilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı açısından ise; 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasında öğretim üyesi hekimlerin görev yaptığı kuruluşlar dışında çalışabilmesinin istisnai koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi kapsamındaki kuruluşlarda çalışan öğretim üyesi hekim ve diş hekimlerinin, fıkranın (b) ve (c) bendi kapsamında özel sağlık kuruluşlarında çalışmasının hukuken olanaklı olmadığı, bu durumda bir kamu üniversitesinde daimi statüde çalışan öğretim üyesi doktor olan davacının, hem kamu kurumunun sağlık kuruluşunda, hem de 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinde istisnaları belirlenen çalışma biçimleri dışında kalacak biçimde özel sağlık kuruluşlarında çalışmasına hukuksal olanak bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin davacının özel bir sağlık kuruluşunda serbest olarak çalışmasına izin verilmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden, 1219 sayılı Tababet ve Şuabat Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 12. maddesi esas alınarak karar verilmişse de; davacının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi öğretim üyesi olarak görev yapmakta olduğu ve 1219 sayılı Kanun'un 6514 sayılı Kanun'la değişik 12. maddesinin 2. fıkrasında tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların çalışma esasları bakımından 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinin saklı kalması yönünde düzenleme yapıldığı dikkate alındığında, dava konusu işlemin bu kısmı yönünden de uyuşmazlığın çözümünde öğretim üyelerinin çalışma esaslarının düzenlendiği 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yine 6514 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin ve anılan Kanun'a eklenen Geçici 64. maddenin esas alınması gerekmektedir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinde, öğretim elemanlarının çalışma esasları kısmi ve tam zamanlı çalışma esasına göre belirlenmişken, yaşanan hukuki süreç sonucunda 18/01/2014 tarih ve 28886 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6514 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yapılan değişiklikle, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, maddede belirtilen ve profesör ve doçent kadrosunda olan öğretim üyeleri için getirilen bazı istisnalar hariç, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları yasaklanmış, bu kural Anayasa Mahkemesince Anayasaya uygun bulunmuştur.
Diğer taraftan, aynı Kanun'un 14. maddesi ile 2547 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 64. maddede, bu maddenin yürürlüğe girdiği (18/01/2014) tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmeleri gerektiği, bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiklerinin kesileceği yönünde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu maddenin Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/6 sayılı kararı ile esas hakkında karar verilinceye kadar yürürlüğü durdurulmuş ve akabinde Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile de iptaline karar verilmiştir.
Anılan karar; yargı kararları sonrası tam zamanlı çalışan öğretim üyelerinin, mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilecekleri yönünde oluşan kanaat ve beklenti nedeniyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planladıkları, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşulları öngörmek suretiyle belirledikleri, var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaate göre planladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olmalarının hakkaniyete aykırı olduğu, öğretim üyelerinin bu statülerinin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklentilerinin oluştuğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiği, ayrıca kanun koyucunun aynı konuyla ilgili pek çok kanun çıkarmış olmasının da söz konusu öğretim üyelerinin hukuki durumları bakımından belirsizlik yarattığı, duraksamalara neden olduğu gerekçesine dayanmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararının gerekçesi ile birlikte tüm hukuksal süreç değerlendirildiğinde; 2547 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesince iptal edilen Geçici 64. maddesi, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla muayenehanesi bulunan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışan öğretim üyelerine ilişkin olduğundan, 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihi itibarıyla meri mevzuata/usulüne uygun olarak muayenehane işletmekte olan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışan öğretim üyelerinin, Geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması ve akabinde iptali üzerine bu faaliyetlerine devam edebilecekleri sonucuna varılmaktadır.
Bununla birlikte, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla muayenehanesi bulunmayan ya da özel bir sağlık kuruluşunda çalışmayan öğretim üyesi tabipler ise, geçici 64. maddenin kapsamında olmadıklarından, bu alanda yapılan yeni düzenlemelere, yani 6514 sayılı Kanunla değişik 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesi hükmüne tabi olacaklardır. Buna göre de, anılan kişilerin 6514 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihinden sonra serbest meslek icralarına hukuki olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, halihazırda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi … Ana Bilim Dalında öğretim üyesi olduğu ve 6514 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 18/01/2014 tarihi itibarıyla öğretim üyeliği görevinin yanı sıra özel bir sağlık kuruluşunda çalışmadığı dosya içeriğinden anlaşılan davacının, 2547 sayılı Kanun'un 6514 sayılı Kanun'la değişik 36. maddesi gereği özel bir sağlık kuruluşunda çalışması hukuken mümkün bulunmadığından, dava konusu işlemin davacının özel bir sağlık kuruluşunda serbest olarak çalışmasına izin verilmesi isteminin reddine ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2.Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3.Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 06/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.