DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2988 E. , 2023/1353 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
II- (DAVALI)
… Bakanlığı
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2017/8078, K:2022/6155 sayılı kararının aleyhe olan kısımlarının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 18/10/2017 tarih ve 30214 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kayadan Oyma Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmeliğin 6. maddesinin 5 ve 6. fıkraları, 7. maddesinin 2 ve 3. fıkraları, 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki “varsa” ibareleri ve aynı maddenin 5. fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle iptali istenilmektedir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2017/8078, K:2022/6155 sayılı kararıyla;
Davalı idare tarafından davacı Odanın subjektif dava açma ehliyeti bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de, meslek odalarının faaliyet alanına giren konularda oda mensuplarının hak ve çıkarlarını korumak amacıyla dava açabileceği hususunda Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazandığından davacı Odanın dava açma ehliyetinin olduğunda kuşku bulunmadığından davalı idarenin itirazına itibar edilmediği,
Dava konusu Kayadan Oyma Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrası, 10. maddesinin 1, 2 ve 6. fıkraları, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendi, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliğinin 4. maddesi, 5. maddesi, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri Büro Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 15. alt bendine yer verilerek, Dava konusu Yönetmelik maddelerine yönelik davacı iddiaları farklı olduğundan yargısal incelemenin davacı iddiaları, davalı idare savunması çerçevesinde iptali istenen maddeler yönünden ayrı başlıklar altında yapılacağı,
Yönetmeliğin 6. maddesinin 5. fıkrasında, “Bölgenin genel jeolojik birimleri tespit edildikten sonra, kayadan oyma yapının inşa edileceği alana ait 1/5000 veya 1/1000 ölçekli haritalar üretilir. Bu haritalarda sahanın jeolojik unsurlarının tümü gösterilir ve sahanın jeomorfolojik, jeodinamik ve hidrojeolojik durumları ile sahadaki kayaçların fiziksel ve mekanik özellikleri ortaya konulur.” kuralı ve 6. fıkrasında ise, “Proje sahasındaki kayaçların fiziksel ve mekanik özelliklerinin tek bir haritada gösterilememesi halinde birden fazla harita yapılır, kesitler ve blok diyagramlar hazırlanır.” kuralına yer verildiği,
Deprem riskine karşı yapıların statik hesaplarının yapıldığı 1996 yılında çıkarılan (mülga) Bakanlar Kurulu Kararı eki Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasının halihazırda yürürlükte olduğu ve kullanıldığı, davaya konu düzenlemede yapının inşa edileceği alan, çevresi, yeraltı yapısı, kayaç özelliklerinin belirlenmesine yönelik araştırma, inceleme ve deneylere ayrıntılarıyla yer verildiği, Yönetmelik maddesinde öngörülen araştırmada gerektiğinde jeofizik yöntemlerin de uygulanacağı, kayadan oyma yapılar için ayrı bir deprem risk haritasının oluşturulmasına gerek olmadığı anlaşıldığından söz konusu yönetmelik düzenlemelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında, “Sondaj çalışmaları kayadan oyma yapıların inşa edileceği en alt seviyeyi en az 5 m geçecek şekilde gerçekleştirilir ve hazırlanan sondaj logları jeolojik birimlerin düşey değişimlerini gösterir.” kuralı ve 3. fıkrasında ise, “Kayaçların litolojik ve yapısal özelliklerini belirlemek için açılan sondajlar, yatay, düşey veya eğik olarak yapılabilir.
Bu kapsamda açılan sondaj kuyusunun karotiyer çapı 47,6 mm’den az olamaz. Sondaj sayısı, kayadan oyma yapının formu göz önünde bulundurularak projeyi temsil edecek şekilde planlanır. Kayadan oyma yapının izdüşüm alanına göre minimum sondaj sayısını gösteren tablo Ek-1 ’de yer almakta olup, değişen jeolojik koşullara göre sondaj sayıları artırılabilir.” kuralına yer verildiği,
Dava konusu Yönetmeliğin kayadan oyma yapının yapılacağı alanda sondajlar ile arazi ve labaratuvar deneylerinin yapılmasını zorunlu kıldığı, sondaj yerlerinin saptanma yöntemi belirtilmemiş ise de, Yönetmeliğin genelinden, gerekmesi halinde sondaj yerlerinin jeofizik yöntemlerle de saptanabileceği ve Yönetmelikte bu durumu engelleyen bir hüküm bulunmadığının anlaşıldığı, kaldı ki Yönetmeliğin gerekmesi halinde jeofizik yöntemlerin kullanılmasına da cevaz verdiği, ancak sondaj yerlerinin tespiti için jeofizik çalışmalar yapılmasını zorunlu kılmanın gerekli olmadığı anlaşıldığından anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 10. maddesinin 3. fıkrasında, “Kaya kütle etüdünde; sondaj ve varsa jeofizik ölçüm yerleri harita üzerinde gösterilir; boyut, şekil, yönelim (doğrultu), kaya destekleme özellikleri belirlenir; herhangi bir jeolojik tehlike (kaya düşmesi, kaya kayması ve benzeri) olasılığına karşı mühendislik verileri temin edilir.” kuralı ve 4. fıkrasında, “Kaya kütle etüdü; yapılan arazi gözlemlerini, açılan sondaj/araştırma çukurlarına ve varsa jeofizik çalışmalara ait verileri, arazi ve laboratuvar deneylerinin prosedürleri ile sonuçlarını içerir.” kuralına yer verildiği,
Dairelerinin 27/11/2018 ve 20/03/2019 tarih ve E:2017/8078 sayılı ara kararları ile Üniversitelerarası Kurul Başkanlığından, davacının iddiaları doğrultusunda jeofizik mühendisliğinin davaya konu düzenlemeler kapsamında yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip olup olmadığı hususunun sorulduğu, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının 07/10/2019 tarihli yanıtında, jeofizik mühendisliğinin sığ ve derin yeraltı yapısının araştırılmasında yerbilimlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu, yeraltı yapı araştırması faaliyetlerinin (ön, genel ve detay arama) raporlama işlemlerinin (fizibilite ve kapsamlı raporlar) her aşamasında jeofizik mühendislerinin yer alması gerektiğinin belirtildiği,
Ayrıca, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine göre de zeminin fiziki özelliklerini belirleyen çalışmaların jeofizik mühendislerince yapılması gerektiği, kaya kütle etüdünün "kayadan oyma yapıların yapılacağı alanda yer alan kayaçların kaya kütle parametrelerinin belirlenmesi için gerekli analiz ve araştırmaları içeren etüdü" ifade ettiği, kayadan oyma yapıların proje ve tasarımının üç aşamadan oluştuğu, birinci aşamayı oluşturan kaya kütle etüdünün de jeoloji, jeofizik, sondaj, arazi ve laboratuvar çalışmalarını içerdiği, kayaçların fiziksel özelliklerinin tespitinde Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı görüşünde de belirtildiği üzere jeofizik yöntemlerin kullanılması gereken araştırmalara yer verildiği anlaşıldığından, kaya kütle etüdünde jeofizik çalışmaların da yer alması gerektiği sonucuna ulaşıldığı,
Kaldı ki, Yönetmeliğin 10. maddesinin 6. fıkrasında kaya kütle etüdünün, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin zemin ve temel etüt raporuna ilişkin maddelerinde aralarında jeofizik mühendislerinin de bulunduğu meslek mensuplarınca, mühendislik hizmetleri esasına uygun olarak hazırlanacağının belirtildiği,
Bu durumda, kaya kütle etüdünün jeofizik analiz ve araştırmaları da içermesi nedeniyle anılan etüdün jeofizik araştırma verileri ve sonuçları da değerlendirilerek hazırlanması gerekmesine rağmen Yönetmeliğin 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarında yer alan "varsa jeofizik ölçüm yerleri" ve "varsa jeofizik çalışmalara ait veriler" ifadeleriyle belirtilen bu gerekliliğin tercihe bırakılarak göz ardı edilmesine yol açılabileceği görüldüğünden, fıkra hükümlerinde geçen "varsa" ibarelerinde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediği, Yönetmeliğin 10. maddesinin 5. fıkrasında, "Kaya kütle etüdünde, toplanan tüm veriler değerlendirilerek Jeolojik Dayanım İndeksi (GSI) değeri tespit edilir ve projenin uygulanıp uygulanamayacağına dair hüküm belirtilir.” kuralına yer verildiği,
Yönetmelikte kaya kütle etüdünün hangi mühendislik disiplinlerince hazırlanacağına dair istisnai ve özel bir hüküm bulunmadığı, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57.maddesinin 6.fıkrasında da, jeofizik mühendislerinin söz konusu çalışmalarda yetki sahibi olduğunun ortaya konulduğu, gerek görülmesi halinde jeofizik etüt kaya kalite testlerinin uygulanabileceği, yönetmelikte bunu engelleyen bir hükmün bulunmadığı, diğer bir deyişle yönetmeliğin bu yöntemlerin kullanılmasına da cevaz verdiği ancak gerekmediği halde jeofizik etüt kaya kalite testleri yapılmasını zorunlu kılmanın kamu yararı ile bağdaşmayacağı, ayrıca davaya konu düzenlemeye jeofizik etüt kaya kalite testleri ifadesi eklenmesinin neden zaruri olduğunun davacı tarafından somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından mezkur maddede hukuka aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle Yönetmeliğin 6. maddesinin 5 ve 6. fıkraları, 7. maddesinin 2 ve 3. fıkraları ile 10. maddesinin 5. fıkrası yönünden davanın reddine, 10. maddesinin 3. ve 4. fıkralarındaki "varsa" ibarelerinin ise iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı Oda tarafından, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri Büro Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 15. alt bendi uyarınca jeofizik mühendislerinin kayadan oyma yapılar yönünden mesleki yetkileri bulunmasına rağmen dava konusu düzenlemede bu yetkilere yer verilmediği, kayadan oyma yapıların tasarımında jeofizik mühendislerinin uzun yıllardır çalışmakta olduğu, bu sebeple konuya ilişkin olarak Jeofizik Mühendisleri Odası tarafından Normlar ve Jeofizik Etütler Rapor Formatının hazırlandığı, ancak davaya konu Yönetmelikle jeofizik mühendislerinin bu alanda çalışamayacak duruma getirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu, Yönetmeliğin dava konusu edilen 6. maddesinin 5 ve 6. fıkralarındaki düzenlemelerin kamu yararına uygun olmadığı, ülkemizin bir deprem ülkesi olması nedeniyle yapının inşa edileceği zeminin sismik özellikleri (deprem riski), kayacın sismik sökülebilir özelliklerinin mutlaka incelenmesi gerektiği, benzer şekilde çevrenin sismik özelliklerini belirten deprem risk haritasının mutlaka yapılmasının Yönetmelikte açık bir şekilde yer alması gerektiği, bu haritaların ancak jeofizik çalışmalar sonucunda elde edilebileceği, Yönetmelikte açık bir şekilde yer alması gerekirken jeofiziğe yer verilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu, Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında sondaj öncesi jeofizik çalışmalar yapılması gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekirken belirtilmediği, Yönetmeliğin 10. maddesinin 5. fıkrasında jeofizik etüt kaya kalite testlerinin ayrıca düzenlenmemesinin önemli bir eksiklik olduğu, fıkraya jeofizik etüt kaya kalite testleri ibaresinin eklenmesi gerektiği, Daire kararının anılan madde ve fıkralar yönünden davanın reddine dair kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin hazırlanması sürecinde Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ile imzalanan protokol kapsamında Üniversitenin oluşturduğu teknik heyette herhangi bir meslek disiplini ayrımı yapılmadığı ve anılan heyette ilgili olabilecek İnşaat Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Jeofizik Mühendisliği, Harita Mühendisliği, Elektrik Elektronik Mühendisliği, Biyoloji, Mimarlık meslek disiplinlerine mensup akademisyenlerin görev aldığı, taslak Yönetmelik metninin 02/03/2016 tarihli yazıyla ilgili kurum, kuruluşlara görüşleri alınmak üzere gönderildiği, Yönetmelik kapsamındaki yapıların parsel bazında ruhsatlandırıldığı, kayadan oyma yapının yapılıp yapılamayacağının tespit edilebilmesi için öncelikli olarak jeolojik dayanım indeksinin hesaplanması gerektiği, bu indeksin hesaplanmasında kullanılan parametrelerin elde edilebilmesi için proje alanında sondaj yapılması ve alınan numuneler üzerinde kayaçların fiziksel ve mekanik özelliklerini ortaya koyacak testlerin yapılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle Yönetmeliğin kayadan oyma yapıların yapılacağı alanda sondajlar ile arazi ve laboratuvar deneylerinin yapılmasını zorunlu kıldığı, böylece kayadan oyma yapıların yeterli güvenlikte tasarlanmasını sağlamayı amaçladığı, Yönetmelikte proje müellifinin gerekli görmesi halinde jeofizik yöntemler de dahil literatürde yer alan genel kabul görmüş diğer yöntemlerin uygulanmasına cevaz verildiği, sonuç olarak Bakanlıklarının Yönetmeliğin hazırlanması sürecinde kamu yararını gözettiği ve konuyla ilgili herhangi bir meslek grubunu süreç haricinde bırakmadığı, Daire kararının Yönetmeliğin 10 maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki "varsa" ibarelerinin iptaline dair kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:
Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın redde ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davacı Oda tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davacı Odanın temyiz isteminin reddi ile Daire kararının Yönetmeliğin 6. maddesinin 5 ve 6. fıkraları, 7. maddesinin 2 ve 3. fıkraları, 10. maddesinin 5. fıkrası yönünden davanın reddine dair kısmının onanması, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Yönetmeliğin 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki "varsa" ibareleri yönünden Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Üye Ali ÜRKER'in dava konusu düzenlemelerin davacı Odanın menfaatini etkilemediği, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı Odanın dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Dava, 18/10/2017 tarih ve 30214 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kayadan Oyma Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmeliğin 6. maddesinin 5 ve 6. fıkraları, 7. maddesinin 2. ve 3. fıkraları, 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki “varsa” ibareleri ve aynı maddenin 5. fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, "Zemin ve temel etüt raporu: Her bir parsel için ayrı ayrı olmak üzere, yapının temel ve statik hesaplarının yapılabilmesi için zemin araştırma verileri ile geoteknik değerlendirmeleri içeren Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hazırlanan raporu, ifade eder." düzenlemesine, 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde ise, "Statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporu;
1.Yer altının dinamik esneklik direnişleri ve yerin dayanımı, taşıma gücü, yer altı suyu varlığı, yer altı yapısı, deprem bölgelenmesi, yer kırıklıklarının hareketleri, oturma, sıvılaşma ve yer kaymalarının boyutları gibi zeminin fizikî özelliklerini belirleyen çalışmalar yönünden jeofizik mühendislerince,
2.Sondajlar, arazi çalışmaları, zemin ve kaya mekaniği, laboratuvar deneylerini ihtiva eden zemin-yapı etkileşiminin analizinde kullanılacak temel-zemin, zemin profili ve zemini oluşturan birimlerin fizikî ve mekanik özelliklerini konu alan çalışmalar yönünden jeoloji mühendislerince,
3.Zemin mekaniği, zemin dinamiği ve zemin emniyet gerilmesi hesaplaması gibi çalışmalar yönünden inşaat ve jeoloji mühendislerince,
4.Mühendislik hizmetleri standartlarına uygun, detaylı olarak hazırlanan ve parselin bulunduğu zeminin durumunu bu fıkrada belirtilen çalışmalar ve analizler ile açıklayan, çalışmanın içeriği bakımından ilgili mühendislik disiplinlerine mensup mühendislerce, Bakanlıkça belirlenen formata göre hazırlanan ve imzalanan belgedir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dairece, Yönetmeliğin 6. maddesinin 5 ve 6. fıkraları, 7. maddesinin 2 ve 3. fıkraları ile 10. maddesinin 5. fıkrası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının redde ilişkin ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Daire kararının Yönetmeliğin 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki "varsa" ibarelerine ilişkin kısmına gelince; Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, kaya kütle etüdünün; kayadan oyma yapıların yapılacağı alanda yer alan kayaçların kaya kütle parametrelerinin belirlenmesi için gerekli analiz ve araştırmaları içeren etüdü ifade ettiği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 10. maddesinde ise, kayadan oyma yapılar için gerekli araştırma ihtiyacı ve kapsamının tasarımın boyutu, jeolojik yapının karmaşıklığı ve jeolojik model içerisindeki belirsizlikler gözönünde bulundurularak projeden sorumlu mühendis tarafından belirleneceği, kayadan oyma yapılar tasarlanmadan önce kaya kütle etüdünün düzenleneceği, kaya kütle etüdünde sondaj ve varsa jeofizik ölçüm yerlerinin harita üzerinde gösterileceği ve boyut, şekil, yönelim (doğrultu) ve kaya destekleme özelliklerinin belirleneceği, bu yapılırken herhangi bir jeolojik tehlike (kaya düşmesi, kaya kayması ve benzeri) olasılığına karşı mühendislik verilerinin temin edileceği, kaya kütle etüdünün yapılan arazi gözlemleri, açılan sondaj/araştırma çukurları ve varsa jeofizik çalışmalara ait verileri, arazi ve laboratuvar deneylerinin prosedürleri ile sonuçlarını içereceği, kaya kütle etüdünde toplanan tüm veriler değerlendirilerek Jeolojik Dayanım İndeksi (GSI) değerinin tespit edileceği ve buna göre projenin uygulanıp uygulanamayacağına dair hükmün belirtileceği ve kaya kütle etüdünün Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin zemin ve temel etüt raporuna ilişkin maddelerinde adı geçen disiplinlere mensup mühendislerce, mühendislik hizmetleri esaslarına uygun olarak hazırlanacağı öngörülmüştür.
İlgili mevzuat başlığı altında yer verilen Yönetmelik maddeleri, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ve 10. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde; kayadan oyma yapılar için gerekli araştırma ihtiyacı ve kapsamının, diğer bir deyişle kayadan oyma yapıların yapılacağı alanda yer alan kayaçların kaya kütle parametrelerinin belirlenmesi için gerekli analiz ve araştırmaların (kaya kütle etüdünün) kapsamının proje mühendisi tarafından belirleneceği, bu kapsamda yapılacak kaya kütle etüdünün Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin zemin ve temel etüt raporuna ilişkin maddelerinde adı geçen mühendislik disiplinlerinden hangisine mensup mühendislerce yapılacağına da karar verileceği, kütle etüdü yapılacak yerin coğrafi, topoğrafik, sismik v.b. özelliklerine göre bu etüt çalışmasında yer alması gereken mühendislik disiplinlerinin de değişebileceği, anılan özellikleri gereği daha detaylı etüt edilmesi gereken yerlerde Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin ilgili maddesinde gösterilen bütün yönlerden ve bütün mühendislik disiplinlerine mensup mühendislerce etüt yapılması gerekirken; nispeten daha yüzeysel bir etütle yetinilebilecek yerlerde Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin ilgili maddesinde gösterilen bazı yönlerden ve belli bir mühendislik disiplini ya da disiplinlerine mensup mühendislerce etüt yapılabileceği, örneğin Türkiye Deprem Haritasında depremsellik durumu yüksek olan bir yer ile daha düşük olan bir yerde yapılacak kütle etüdünün kapsamı ve dolayısıyla bu etütte yer alacak mühendislik disiplinlerinin de aynı olmayacağı, dolayısıyla yapılacağı yerin özellikleri gözetilmeksizin her kaya kütle etüdünde jeofizik mühendislerince jeofizik yöntem ve ölçümlerin uygulanması yönünde bir zorunluluk öngörülmesinin hem işin teknik niteliği hem de kamu yararı ile uyumlu olmayacağı, kaldı ki Yönetmelik kapsamında yapılacak araştırma, inceleme ve etüt işlerinin hangi mühendislik dalınca yapılacağı hususunda bir belirleme ve bu kapsamda jeofizik mühendislerine yönelik bir kısıtlamanın da bulunmadığı, dolayısıyla Yönetmeliğin 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarında "varsa" ibaresine yer verilmek suretiyle kaya kütle etütlerinde jeofizik ölçüm yerlerinin gösterilmesinin zorunlu tutulmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde düzenlenen zemin ve temel etüdünün ne şekilde ve hangi mühendislik disiplinlerine mensup mühendislerce yapılacağını göstermek amacıyla çıkarılan ve işlem tarihinden sonra 09/03/2019 tarih ve 30709 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatına Dair Tebliğin eki Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatının "Etüt Kategorileri" başlıklı 5. maddesinde, zemin ve temel etütlerinin; çalışmanın içeriğine göre Kategori 1, Kategori 2 ve Kategori 3 olmak üzere üç kategoriye ayrıldığı, alt maddelerde ise bu kategorilere girecek zemin ve temel etütlerinin hangi özellikler dikkate alınarak belirleneceğine ilişkin ayrıntıların düzenlendiği, her kategorinin düzenlendiği bölümün sonunda kategorilerine göre yapı örneklerine yer verildiği, Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatının "Zemin ve Temel Etütlerinin Kapsamı" başlıklı 7. maddesinde ise kategorik ayrıma göre zemin ve temel etütlerinin ne şekilde yapılacağına ilişkin düzenlemelere yer verildiği anlaşılmıştır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 6. fıkrasının yukarıda sözü edilen Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatındaki düzenlemeler ile birlikte değerlendirilmesinden; zemin ve temel etütlerinin, etüdün yapılacağı zeminin ve inşa edilecek yapının özelliklerine göre belirlenecek kategorilere göre jeoloji, jeofizik veya inşaat mühendislerince ya da bu mühendislerden ikisi veya üçü tarafından yapılacağı, her zemin ve temel etüdün muhakkak her üç mühendis eliyle yapılmasında zorunluluk bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 10. maddesinin 6. fıkrasında atıfta bulunulan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendi ile de uyumlu olduğu anlaşılan 10. maddenin 3 ve 4. fıkralarındaki "varsa" ibarelerinde hukuka aykırılık, Daire kararının bu ibarelerin iptaline ilişkin kısmında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacı Odanın temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2017/8078, K:2022/6155 sayılı kararının Yönetmeliğin 6. maddesinin 5 ve 6. fıkraları, 7. maddesinin 2 ve 3. fıkraları, 10. maddesinin 5. fıkrası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, Yönetmeliğin 10. maddesinin 3 ve 4. fıkralarındaki "varsa" ibarelerinin iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4.Kesin olarak, 12/06/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile karar verildi.