43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1865
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2018
NUMARASI: 2015/972 Esas - 2018/291 Karar
Taraflar arasındaki Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı ... AŞ ile davalı arasında yapılan anlaşma neticesinde Aydın ili Didim ilçesi ... mevkii ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ... Akaryakıt şirketi lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, söz konusu taşınmazın üzerinde kurulu otogaz istasyonunun işleticiliği taraflar arasında akdedilen 25/08/2010 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ile müvekkil ... gaz tarafından davalı tarafa verildiğini, davalı tarafın münakit bayilik anlaşmasını süresinden önce tek taraflı olarak feshetmesi üzerine müvekkili tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 30/03/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile müvekkilin fesihten kaynaklı kar kaybı alacağı olan 38.923,00 USD'nin 15 gün içinde müvekkil şirkete ödenmesi talep edildiğini, davalı tarafın bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle müvekkili uğradığı kar kaybını da müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğunu, bu nedenlerle 38.923,00 USD tutarındaki kar kaybı alacağının şimdilik 5.000,00 USD'sinin müvekkili şirketin 14/03/2012-05/08/2015 tarihleri arasında hesaplanan 1.239.000,00 USD tutarındaki cezai şart alacağının şimdilik 1.000,00 USD'sinin temerrüt tarihi olan 19/04/2012 tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalının üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalının ikametgahı olan yetkili yer mahkemesi Didim Asliye Hukuk Mahkemesi de genel yetkili mahkeme olarak yetkili mahkeme olduğunu, huzurdaki davada ecrimisil talebi, müvekkil şirket ile ... A.Ş. Arasında akdedilen İntifa sözleşmesinden -İntifa hakkından- ileri geldiği iddia edildiği ve davacının gerek dava dilekçesinde gerekse deliller arasında intifa sözlemesine dayandığı dikkate alındığında, intifa hakkının tarafı olmayan davacının İntifa hakkına dayanarak ecrimisil talebi mesnetsiz olduğunu, dava dışı ... A.Ş. İle müvekkil arasında yapılan İntifa sözleşmesi ile davacının lehine veya aleyhine bir düzenleme bulunmamadığı gibi, sözleşmenin nisbiliği gereği intifa sözleşmesi ancak taraflar açısından sonuçlar doğuracağını, bu sebeple davacının yer almadığı bir intifa hakkına dayanarak ecrimisil talebinde bulunulduğu için husumet itirazında bulunduğunu, kar mahrumiyeti talebi sözleşmede düzenlenmemiş bir konu olup, genel haksız fiil hükümlerine göre ikamesi gereken davalardan olması hasebi ile bu uyuşmazlığa Bayilik sözleşmesi hükümleri uygulanmayacağını, başka ifade ile ortada artık sözleşme ilişkisi kalmadığı için sözleşme hukuku çerçevesinde bu uyuşmazlık incelenemeyecek, sözleşme dışı haksız fiil sorumluluğuna ilişkin düzenlemelere göre değerlendirme yapmak gerekeceğini, dava dışı ...A.Ş. ile müvekkil şirket arasında Aydın İli, Didim İlçesi, ... Mevkii, ... Mevkii, ...- ...-...-... parseller ile ... Ada, ...-... parseller, ... Ada, ...-...-...-...-...- parsellerde bulunan taşınmaza ilişkin yapılmış sözleşme olduğunu, davacı taraf, anılan intifa hakkını kullanarak, 25.08.2010 tarihli dava konusu sözleşmeyi imzalattığını, istasyonun üzerinde bulunduğu taşınmaz üzerinde 200.000-TL.miktarlı dava dışı ... Paz. A.Ş. lehine ipotek mevcut olup, işbu ipotekler halen kaldırılmadığını, davacı yanca müvekkil şirketin mağdur edildiğini, kar mahrumiyeti talebi, artık sözleşme ilişkisi sona erdiği için sözleşmeye göre talepte bulunulamayacağı açık olduğunu, zira, bayilik sözleşmesi tüm yönleri ile hukuken sona ermiş, mevcudiyetini ve geçerliliğini yitirdiğini, artık bu sözleşmeye dayanarak bir talepte bulunulması düşünülemeyeceğini, bu nedenlerle davanın usulden reddini, husumet itirazı kabulü ile husumet yönünden dava şartları oluşmayan işbu davanın HMK 114.maddesi gereğince usulden reddini, yetki itirazı kabulü ile dosyanın yetkili yer mahkemesi olan Didim Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın reddini, haksız ve mesnetsiz işbu davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..taraflar arasında akdedilen 25/08/2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin davalı tarafın Didim ... Noterliğinden keşide ettiği fesih ihtarnamesi ile görülen lüzum üzerine feshedildiği ve kurumsal kimlik ile demirbaşların tebligatın muhataba ulaştığı andan itibaren en geç üç gün içinde sökülerek teslim alınması aksi halde hiçbir şekilde mesuliyet alınmayacağının davacı tarafa ihtar edildiği, davalı tarafın sözleşmeyi herhangi bir süre vermeden ve davacının sözleşmeye aykırı herhangi bir davranışı olmaksızın feshettiği, bu haliyle davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshettiği sonucuna varıldığı, bununla birlikte sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshinden kaynaklı kar kaybına dayalı tazminat isteyen davacının işbu zararlarını ispat etmekle mükellef olduğu ancak dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda somut verilere dayanan herhangi bir zararın davacı tarafça ispatlanamadığı, davacı tarafın mahkememizin 15/06/2016 tarihli ara kararı ile ticari defterlerin ibrazı için yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davalı tarafın kök bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin ekinde sunduğu tek taraflı tanzim edilen tahmini gelir kaybına ilişkin evrakın dayanaksız olması nedeniyle itibar edilebilir bulunmadığı, davalı tarafın fesih ihtarnamesinde ihtarnamenin davacıya ulaştığı andan itibaren en geç üç gün içinde istasyonda davacıya ait malzemenin sökülerek teslimi alınması aksi halde hiçbir mesuliyet alınmayacağını ihtaren bildirdiği, bu bildirim karşısında davacının, davalının bildirim gereğini yapmadığını ve tesellüme davetinin eylemli olmayıp gerçeği yansıtmadığını ve davacıya ait malzemelerin iadesinden kaçındığını kanıtlamasının gerektiği, buna karşın davalı tarafın noter kanalıyla davacıya ihtar ettiği bildirimin gerçeği yansıtmadığını davacının dosya kapsamında ispatlayamadığı anlaşılmakla; sübut bulmayan davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TMK 6 ve HMK 190/I uyarınca müvekkili tarafından ispat yükümlülüğü yerine getirilmesine rağmen, mahkemece davadaki taleplerin taraflarınca ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı alacaklarını talep edebilmesi için zarara uğradığını ispatlama zorunluluğu bulunmadığını, konu ile ilgili Yüksek Mahkeme kararlarında da sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı olarak mahrum kalınan kârın-zararın varlığının ispatlanmasına gerek olmadan- sözleşmeyi haksız şekilde fesheden taraftan istenebileceğini, Bayilik Sözleşmesi'nin 6. maddesi uyarınca davalı taraf, anlaşmanın feshi halinde en geç 15 gün içerisinde istasyonu müvekkili şirkete teslim etmeyi, teslim etmekte gecikmesi halinde günlük 1.000,00 USD cezai şart ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiğini, davalı sözleşme sona erdikten sonra istasyonu müvekkiline teslim etmekle yükümlü olmasına rağmen istasyonun müvekkiline teslimi gerçekleşmediğinden teslimde gecikilen günler için hesaplanacak cezai şartı müvekkile ödemekle yükümlü olduğunu, hüküm gerekçesinin ve hükme esas alınan bilirkişi raporda tespitlerin davaya konu talepleriyle herhangi bir şekilde ilgisi bulunmadığını, dava dilekçelerinde cezai şart talepleri Bayilik Sözleşmesi'nin 6. maddesine göre sözleşmenin feshinden sonra istasyonun müvekkiline teslim edilmemesinden kaynaklanmasına rağmen mahkemece taleplerinin hatalı şekilde değerlendirildiğini ve talepleri ile ilgisi olmayan 'malzemelerin teslimi' hususunda gerekçe oluşturarak davanın reddine karar verildiğini, açıklanan nedenlerle, usul ve yasalara aykırı şekilde verilen hakkaniyete aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepleri yönünden kabulüne, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesinin feshi üzerine sözleşmenin 6.maddesinde yazılı istasyonun teslim edilmemesine dayalı cezai şartın ve bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı alacağının tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, cezai şart ve kar kaybı talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davalı şirketin maliki olduğu taşınmaz üzerinde 29.07.2005 tarihinde dava dışı ... A.Ş.(... Pazarlama ve Dağıtım A.Ş) lehine 15 yıl süreli ve 65.000 TL bedeli intifa hakkı tesis edildiği, davacı ile davalı arasında 25.08.2010 tarihinde 5 yıl süreli " bayilik sözleşmesi" imzalandığı , bayilik sözleşmesinin davalı tarafından Didim ... Noterliği'nin 28.02.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile feshedildiği görülmektedir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi halinde davacının, sahibi olduğu intifa hakkı süresince satış istasyonundan istifade edeceği kararlaştırılmıştır. Maddenin devamında davalı bayinin, feshin kendisine bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde istasyonu davacıya teslim etmek zorunda olduğu aksi halde davacıya gecikilen her gün için 1000 USD cezai şart ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davaya konu intifa hakkının sahibi dava dışı ... A.Ş.(... Dağıtım A.Ş) olup, intifa hakkının Türk Medeni Kanununun 794.maddesi gereğince hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan, tapu kütüğüne tescil ile kurulan tescil işlemi tamamlanınca da herkese karşı ileri sürülebilen, kişi ile sıkı sıkıya ilişkili haklardan olduğu gözetildiğinde davacının sözleşmede yazılı "sahibi olduğu intifa hakkı süresince satış istasyonundan istifade edeceği" hükmüne dayanarak sözleşmenin feshinden sonra istasyonun kendisine teslim edilmediği iddiasına dayalı olarak cezai şart talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru olup, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 126/1. Maddesine göre ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup, sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde sözleşmenin feshinden sonra talep edilemez. Yani ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde sözleşmenin haksız feshinde kar mahrumiyeti zararı istenebilir.Taraflar arasındaki 25.08.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin 15.maddesinde haksız fesih halinde bayinin, maruz kalınan zarar ve satış kaybından dolayı mahrum kaldığı karı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda söz konusu bayilik sözleşmesi davalı tarafından Didim ... Noterliği'nin 28.02.2012 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile "görülen lüzum üzerine" feshedilmiştir.
Davalı taraf, bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin haklı bir gerekçe sunamadığına ve sözleşmeyi haksız feshettiğine göre davacının sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle oluşan kar mahrumiyeti zararından sorumludur. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 28.02.2012 tarihinde fesihle sona ermesi nedeniyle davacının 28.02.2012-25.08.2015 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek, davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunması mümkündür. Ancak kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda bilirkişiye inceleme ve tespit yaptırılıp, böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli makul süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerekir. Eldeki davada davacı, ticari defterlerinin incelenmesi için yerinde inceleme yapılmasını talep etmiş fakat bilirkişi heyeti tarafından kar kaybı, belirlenen makul süre için davacı tarafından sunulan tahmini gelir kaybına ilişkin şemadaki verilere göre hesaplanmıştır. Mahkemece bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilerek belirlenen makul süre için davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak ve daha önceki yıllarda elde edilen kar miktarı esas alınmak suretiyle davacının kar mahrumiyeti isteyebileceği dikkate alınmadan, tek taraflı tanzim edilen tahmini gelir kaybına ilişkin evrakın dışında davacı tarafça somut verilere dayalı bir zarar ispatlanmadığı gerekçesiyle davacının kar mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 18.05.2023 tarih 2022/3679- 2023/3090 Esas ve Karar sayılı kararı) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2023